);*} Selâm En Güzel Duadır
  • 09 Temmuz 2018, Pazartesi 7:42
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

Selâm En Güzel Duadır

Yüce Dinimiz İslâm, bir nur ve huzur meltemi olup, sunduğu sadece saadet ve selâmettir. Dünyada ve ahiretteki güzel ve huzurlu bir yaşam, mümin kulları üzerinde, ebedi şefkât sahibi olan Cenâb-ı Hakk(c.c.)'ın 'Selâm' sıfatının tecellilerindendir. Müslüman’ın iman parolası ve muhabbet nişanıdır.

Selâm; esenlik, barış, maddî ve manevî sıkıntıları bertaraf ederek rahatlamak demektir. Selâm, Rabbimizin Esmâ-ül Hüsnâ da geçen bir lafzı olup, en güzel dua, en bulunmaz hazine, en erişilmez saadettir. Selâm ile karşılanan insan artık güvenlik iklimindedir. En güzel duaya nail olmuş olur.

Dinî terimde selâm; Müslümanların karşılaştıkları zaman, birbirlerine karşılıklı olarak sağlık ve esenlik dileklerini iletmeleri, birinin diğerine “Selâmün aleyküm” (Selâm sizin üzerinize olsun, Allah her türlü kazadan ve belâdan korusun) demesi; diğerinin ise: “Ve aleykümü’s-selâm ve rahmetullahi ve berekâtüh” (Allah’ın selâmı, rahmet ve bereketi sizin de üzerinize olsun) diyerek karşılıklı olarak birbirlerine yaptıkları en güzel duadır.

Umut olunur ki bu manada selâm vermek, Cenâb-ı Hakk’ın selâm tecellilerine mazhar olunur.

Çevremizde yaşayan kişiler ile medeni bir insan olarak sosyal ilişkilerimizde gözetmemiz gereken ahlâkî kurallardan biri de selâmlaşmadır. Selâm vermede cimri davranmak Müslüman’a yakışmayan bir durumdur.

Yüce Dinimiz İslâm, gönüllere nurdan ırmaklar halinde sevgileri akıtmanın yollarını göstermiştir. Onun içindir ki Müslüman aynen bir güneş gibi herkese şefkat dolu olmalı ve dudaklarından selâm ve selâmet niyazları dökülüp kardeşlerinin iyiliğini istemelidir. Çünkü selâm, Allah(c.c.)’ın kullarını, her türlü tehlikelerden selâmete çıkaran, cennetteki kullarına selâm eden Rahman sıfatlarındandır.  

Müminlerin birbirlerine yaptıkları dualar Allah katında çok değerlidir. Allah(c.c.) samimi kullarının ahirette karşılaşacakları ortamı Kuran'da şöyle haber vermiştir:

 “İşte onlar, sabretmelerine karşılık (cennetin en gözde yerinde) odalarla ödüllendirilirler ve orda esenlik dileği ve selamla karşılanırlar”(Furkan, 25/75.)

Selâm, yalnızca dışarıda, sokakta, iş yerlerinde verilip-alınmaz; evde de selâm verilip alınmalıdır. Hz. Peygamber (s.a.v.)’in selâm ile ilgili uygulamaları şöyledir: “Küçükler büyüklere, binekli atlı veya arabalı olanlar yayalara, yürüyenler, oturanlara; arkadan gelenler yetişince öndekilere; iki grup karşılaştığı zaman, az olanlar çok olanlara önce selâm verirler.”

Saadet ve selâmetin devamı hep selâm ile olup, hayatımızın kıvamıdır. Çünkü, beşer hayatının başlangıcında selâm, devamında yine selâm vardır. Selâm vermek ise müminlerin birbirlerine en güzel dilek ve temennilerini iletme şekillerindendir. Selâm, dünyadan cennete uzanan bir ebediyet köprüsüdür. Cennete girerken müminler selamla karşılanırlar, cennette de birbirleriyle selâmlaşırlar.

Selâmlaşma aynı zamanda Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)’in bizlere sünnet olarak bıraktığı en güzel hediyesi olup, birçok hadislerinde selâmın önemi ve yaygınlaştırılmasının gereği üzerinde durmuştur. Bir sahabe Hz. Peygamber (s.a.v.)’e: “İslâm’ın hangi işi daha hayırlıdır.” diye sorduğunda, Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Yemek yedirmen, tanıdığına ve tanımadığına selâm vermendir.”

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) yine bir hadislerinde şöyle buyurmuşlardır:

“İman etmedikçe cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe, olgun bir imana sahip olamazsınız. Size, yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz; bir şeyi haber vereyim: Aranızda selâmı yayınız!”

Gerek ayetlerden ve gerekse hadislerden anlaşıldığına göre; selâmı yaymak, insanlar arasında dostluk, sevgi ve barışın yaygınlaştırılması, Müslümanların kalplerinin birbirlerine ısındırılması bakımından son derece önemlidir. Dünyada güzel bir hayatla yaşayan, Rabbimize kulluk edip yaptığı ihlâslı ve salih amellerden ecir kazanan mümin, ahirette de 'hoşnut edici ve hoşnut edilmiş olarak' cennete girecektir.

Selâmlaşmanın şekli Peygamberimiz (s.a.v.) ve sahabe-i kiram birbirleriyle karşılaştıkları vakit selâm verirlerken “es-selâmü aleyküm” alırlarken de “ve aleyke’s-selâm veya ve aleykümü’s-selâm” cümlelerini kullanarak selâmlaştıkları bütün hadis kaynaklarında yer almaktadır. Selâm verilen bir kişinin o selâma daha güzeliyle veya en azından aynısıyla karşılık vermesi Kuran’da farz kılınmıştır:

“Bir selâmla selâmlandığınızda, siz ondan daha güzeliyle selâm verin ya da aynıyla karşılık verin Şüphesiz, Allah(c.c.) her şeyin hesabını tam olarak yapandır”(Nisa Suresi, 4/86.)

Halk arasında yaygın olan “Merhaba” lafzı da selâmın yerini tutmaz. Çünkü selâm, Allah’ın rahmeti ve bereketiyle dua etmek, ebedi saadetler temennisinde bulunmaktır. “Merhaba” kelime manası itibarıyla rahat, huzur, genişlik ve bolluk manasına gelmektedir. Selâmın yerini “merhaba, günaydın, tünaydın, hayırlı günler vb.” kelime veya cümleler dolduramaz. Ancak selâm verdikten sonra bu kelimeleri kullanmakta sakınca yoktur. Velhasıl hiç bir söz, hiçbir kelâm, selâmın yerini tutamaz.

Selâm aramızda bulunması gereken kardeşliği tesis eden, sevgi ve saygıyı artıran, bizi birbirimize bağlayan ana unsurdur. Müslümanların hayatlarının bir parçasıdır. Onu yaymak, âdab ve kurallarına uyarak fiilen selâmlaşmada örnek olmak Müslüman için vazgeçilemez bir sünnettir. Bu sebeple selâm vermeli, selâm almalı ve selâmı yaymalıyız.

Gönülden Muhabbetlerimle…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık