• 12 Haziran 2017, Pazartesi 8:05
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

Sabırlı Olanlara Selâm Olsun

Dervişlikle aşıklık sultanlık imiş

Aşk gamı saklı bir hazine imiş Kendi elimle viran ettim gönül evini Anladım ki hazine viranede imiş

Hz.Mevlânâ

İnsanın her sahadaki başarısı, sabra bağlıdır. İlim ve sanatta yükselmesi, ticarette ilerlemesi, ibadette devamlılığı hep sabırladır.

İman sahibi olan kimsenin mükellef bulunduğu ibadetleri yapabilmesi sabırlı olmaya ihtiyaç göstermektedir. Arada bir gönlümüz daralır. Sabrederken acaba bu yaptığımız bir tür zaaf mı, bir yerde sanki taviz mi veriyoruz veya ne zamana kadar bu böyle devam edecek gibi sözler söyleriz.

Zira bizim dayanma gücümüzün bir sınırı vardır. Halbuki Allah Teâlâ sabredip güçlüklere göğüs germenin bizim için daha iyi, daha hayırlı olacağını hatırlatır.(1) Sabrın, tıpkı şükür gibi Mü'minin ayrılmaz bir özelliği olduğunu bilmemizi ister.(2)    

Kur'ân-ı Kerîm'de, yüzden fazla âyette Mü'minlere sabır tavsiye edilmektedir. Efendimiz'in seçkin ashâbından Abdullah İbni Mesud "Sabır imanın yarısıdır" diyor. Öteki yarısı da şükürdür. Demek ki "İman ettim" demekle iş bitmiyor, imanı olgunlaştırmak, mükemmelleştirmek gerekiyor.

Sıkıntı karşısında dişini sıkıp dayanmak elbette kolay değildir. Lâkin Allah Teâlâ bunun yolunu gösteriyor, sabırlı olabilmek için namaz kılarak yeterli enerjinin toplanacağına mü'minlerin dikkatini çekiyor. "Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah'tan yardım dileyin. Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir " buyuruyor.(3)  

Mü'minin başına gelen sıkıntılar onu cezalandırmak için verilmez. Başa bir sıkıntı gelince, gerçeklerden habersiz kimseler "Yaptığını buldu" derler. Hayır, bu doğru değildir. Çünkü bu dünya bir imtihan dünyası olduğunu unutmayalım. İmtihan sahası bulunan dünya hayatında insan bir takım imtihanlarla karşılaşacaktır. Bundan kaçmanın imkânı yoktur.

Resûl-i Ekrem Efendimiz mü'minin tıpkı ekin gibi olduğunu, ekini rüzgârın sallayıp durduğu gibi mü'mini de sıkıntıların devamlı şekilde yokladığını, münafığın ise çama benzediğini, kesilmedikçe sallanmadığını haber vermiştir.(4)   

Anlatıldığına göre İbrahim Edhem yaya olarak hacca giderken binitli bir bedeviye rastlar. Bedevi kendisine nereye gittiğini sorunca o: “Kâbe’ye” der. Bedevi: “Böyle binitsiz yaya hâlinle mi?”  diye sorunca İbrahim Edhem der ki: “Benim birtakım binitlerim var ki ben, lâzım oldukça onlara binerim. Bir bela ile karşılaşınca sabır binitine, bir nimete erince şükür binitine, bir kazaya duçar olunca da rıza binitine binerim.” Bu sözler karşısında irkilen bedevi: “Meğer yaya olan sen değil, benmişim” der.

Mutluluğu Nereye Saklamışlar?

İnsanoğlu mutluluğu hep hor kullanıyormuş, hep şikayetçi hep bıkkınmış. Bir gün melekler mutluluğu saklamaya karar vermişler. Saklayalım, zor bulsunlar, zor buldukları için belki kıymetini bilirler diyerek başlamışlar tartışmaya… sorun büyükmüş, mutluluğu saklamak kolay değilmiş. Çünkü… Kimisi… ”Everest’in tepesine saklayalım” demiş, kimisi; ”Atlas okyanusu’nun dibine” demiş. Taç mahal kubbesi, Mekke sokakları, lale bahçesi… Pek çok yer düşünmüşler ama hiç biri yeterince zor gelmemiş… Derken Meleklerden biri:

”İÇLERİNE SAKLAYALIM” demiş… Kimsenin aklına gelmez içine bakmak… İşte o gün bu gündür mutluluk insanın içinde saklıymış… Hiçbir mutluluk kolay gelmiyor. Kolay kolay gülmüyor insanın yüzü… Emekte ve insanın içinde saklı mutluluk… Ne başkasının ekmeğinde, ne başkasının evinde, ne de başka bir şeyde… Bu yüzden gözünüz hep içeride olsun… Siz dışarıyı boşverin, ailenize bakın…

Unutmayalım ki hepimiz, dünyaya âhiret için geldik. O hâlde hiçbir dünya endişesi, âhiret endişemizi bastırmamalı. Hiçbir fânî lezzet, bizi asıl menzilimizden gafil bırakmamalıdır.

Hazret-i Mevlânâ şöyle buyurur:

“Şükretmek, nîmetin canı ve bedelidir. Nîmet ise deri gibidir, kabuk gibidir. Çünkü seni Dost’un kapısına ancak şükür götürür. Nîmet, kalbi zayıf olan insana uyanıklığın zıddına gaflet de verebilir. Şükretmek ise, dâimâ uyanıklık getirir. Sen aklını başına al da şükür nîmeti ile gerçek nîmeti avla!”

Gönülden Muhabbetlerimle…

Dipnotlar:

1-Nahl, 126.                                                                                                                                                                         2- Hucürât, 5.                                                                                                                                                                     3- Bakara,153.                                                                                                                                                                   4- Buhârî, Merdâ 1; Müslim, Münâfıkîn 58.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık