• 02 Nisan 2018, Pazartesi 7:45
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

Niyetin Yapıldığı Kaynak Kalptir

Bizleri yaratan Cenâb-ı Hak, samimi düşüncede olan kullarına sevap kazandırmak için bir çok imkânlar sağlamaktadır. Yeter ki, düşüncemizde ve davranışlarımızda iyi niyetli ve samimi olalım. Niyetin yapıldığı kaynak kalptir. Dille yapılan niyet kalbe ulaşmadıkça işin sonucundan dünyalık fayda sağlansa bile ahiret açısından hiçbir fayda elde edilemiyecektir.

İyi niyet ve samimi hareket etmemiz konusunda Sevgili Peygamberimiz:

 “Kardeşine göstereceğin tebessüm, bir sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yolu gösterivermen sadakadır; gözü sakat kimse için görüvermen sadakadır; yoldan taş, diken, kemik (gibi şeyleri) kaldırıp kenara atman sadakadır; kovandan kardeşinin kovasına su boşaltman sadakadır.” (Tirmizî, Birr, 36/1956.)  buyurmaktadır. Diğer bir hadisi şeriflerinde de:

“Bir Müslüman herhangi bir ağaç veya bitki dikerse, ondan yenilen şey kendisi için sadakadır, ondan çalınan şey kendisi için sadakadır, yabânî hayvanların yediği şeyler sadakadır, kuşların yedikleri sadakadır, bir kişinin ondan alıp eksilttiği şey de kendisi için sadakadır.” (Müslim, Müsâkât, 7.) buyurarak samimi bir Müslüman’ın her hareketinin sevaba nail olacağını göstermiştir.

İnançlı insan, Ömür sermayesinin kıymetini bilip, zamanını israf etmemeli ve her dakikasını hayırlı amellerle değerlendirmelidir. Çünkü bütün ilkelerin yerine getirilmesinde en önemli kriter ise niyettir.

Dünya ve ahiret hayatındaki güzelliklerin ortaya çıkması insanoğlunun inancı ve inancının gerektirdiği doğru şeyleri yapmakla sağlanacaktır. Mü’min bir kulun tüm vakitlerinde namaz, oruç, hac gibi ibadetlerle meşgul iken, niyet ve düşüncesiyle tefekkür ederek olaylara bakışı çok mühim bir duygu ki, bu sayede en dünyevi bir iş bile ibadet hâline geliverir. Rasûlullah (s.a.v.): “Ameller niyetlere göre değer kazanır. Kişi neye niyet ettiyse onun karşılığını alır…”(Müslim, İmâret, 155; Buhârî, Bed’ü’l-Vahy, 1; Îmân, 41.) diye buyurmuşlardır.

Çünkü niyetin en önemli şartlarının başında ihlâslı olmak gelmektedir. Yeryüzünün her tarafı ibadet mekânıdır. İbadet etmek için, günlük meşgaleleri bir kenara bırakarak bir yere kapanmak gerekmez. İnsan her an ve her yerde ibadet hâlinde olabilir. Samimi ve ihlâsla yapılan bir niyetin insanoğluna sağladığı bir başka güzellik ise, asıl itibariyle ibadet olmayan hususlara iyi niyet sayesinde ibadet değeri katmasıdır.

Örneğin mesleğini icra eden bir kul, helâlinden kazanarak ailesinin geçimini temin ederken çocuklarının da İslâm’i terbiye üzere yetişmeleri için sarf ettiği gayretten dolayı ibadet sevabı almaktadır. Niyet her şeyin özü ve başıdır; adeta amellerin ruhu gibidir. İmanın, ibadetlerin ve ahlâkın kabul olmasının en temel şartı niyettir.

Huzeyfe’tül Yemanî (r.a.)’ın anlattığına göre, bir gün dilenci Hz Peygamber (s.a.v.)’in bulunduğu meclise gelerek bir şeyler istedi. Hiç kimseden ses çıkmadı. Fakat sahabelerden biri adama bir şeyler verince herkeste ona bir şeyler verdi. Bunun üzerine Hz Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:                                                                                                                         “Kim hayırlı bir yolun çığırını açar da başkaları arkasından gelirse o kimse kendi iyiliğinin sevabını kazandığı gibi kendisine uyanların işledikleri iyiliklerin toplam sevapları kadar sevap kazanır hem de arkasından gelerek hayır işleyenlerin sevabında da hiçbir eksilme meydana gelmez. Buna karşılık bir kötülüğün çığır açıcısı olur da peşinden başkalarını da sürüklerse, kendi işlediği kötülüğün günahına girdiği gibi peşinden sürüklediği kimselerin girdikleri günahların toplamı kadar bir günah yüklenir, hem de peşinden gelerek kötülük işleyenlerin günahlarında bir azalma meydana gelmez.”

Bu nedenle niyet, ancak sahibinin açıklaması veya davranış haline dönüştürülmesiyle belli olur.

Anlatıldığına göre kıyamet günü bir kul Allah’ın huzuruna getirilince sağ eline verilen amel defterinde hac, umre, zekât, sadaka gibi birçok ameller görür ve içinden: “Bunların hiç birini ben işlemedim, herhalde bu benim amel defterim değil.” der. Bunun üzerine Allah kendisine şöyle buyurur: “Oku, o senin amel defterindir. Sebebine gelince, sen ömrün boyunca: “Keşke param olsaydı da hacca gitseydim. Keşke param olsaydı da zekât ve sadaka verebilseydim, Allah yolunda savaşabilseydim.” der dururdun. Ben de niyetinde samimi olduğunu bildiğim için yapmayı özlediğin o amellerin tümünün sevabını sana yazdım.”

Cennet, iman ehlinden olup ta güzel ve ihlâslı amel işleyen kimseler için hazırlanmış bulunan ahiret hayatının saadet yurdudur. Yüce Rabbim niyetlerimizi halisane yapmamızı, yapmış olduğumuz her şeyi kendi rızası doğrultusunda sürdürmeyi, dünya ve ahirette mutlu ve bahtiyar olmayı cümlemize nasip etsin.

Gönülden Muhabbetlerimle…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık