);*} Kutlu Hafta
  • 17 Nisan 2017, Pazartesi 10:48
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

Kutlu Hafta

Bu hafta KUTLU DOĞUM haftası: Cenâb-ı Hakk'ın Habibim dediği, âlem­lere rahmet olarak gönderdiği,  hatırına kâinatı ve insanlığı yarattığı, hesapsız nimetlerle donattığı, Zikri dilimize tad olan mübârek ismi cennet kapılarına, Arş-ı âlâ'nın üzerine yazılmış olan, beşeriyetin efendisi, en büyük insan, Zât-ı Kibriyâ'nın mahbûbu, ilâhî kelimâtın maksadı, kâinâtın hülâsası Hz. Peygamber Efendimizin doğduğu haftadır.      

Âlemlerin Rabbi O'nu sevmekle kalmamış, semâvat ve arz ehline, bütün mahlukâta da sevdirmiştir. Dünyanın her tarafında âşıkların niyâzıyla, okunan ezanlarla her an ve daima anılmakta. Duaların kabulü, güçlüklerin hali, rahmet yağmurları yüzü suyu hürmetine zuhur eder. Çünkü O, "Rahmeten lil âlemin" dir.

O günlerde yeryüzünde önemli gelişmelere sebep olan, insanların gönlüne ferahlık, düşüncelere berraklık kazandıran bu kutlu doğum, insanlık tarihinin en önemli olaylarından biridir. Güneş henüz ufku aydınlatmadan, âlemler O'nun nuru ile aydınlandı. Şüphesiz O'nun doğumu beşe­riyetin saadeti açısından, insanlık tarihinin en önemli olayıdır.

Çünkü onun dünyaya geldiği devrede, dünyanın üstünü kalın siyah bulutlar kaplamış, son derece sağlam bir bina olarak yapılmış bulunan İran Kisrası’nın sarayı çatlamış, yıllardır yanan ve kendisine tapılan ateş sönmüş, Save gölü kurumuş, kurumuş durumda olan Semave deresi taşmış ve daha birçok olağanüstü hadise meydana gelmiştir.

Sevgili Peygamberimiz henüz yeryüzüne teşrif etmemişti. Lâkin insanlar her türlü değer ölçülerini yitirmiş, yollarını şaşırmışlardı. Küfür ve haksızlık gönülleri karartmış, sosyal hayat bozulmuş, ahlâk tamamen kokuşmuştu. Kadınlar esir muamelesi görüyor, bir meta gibi alınıp satılıyor, kız çocukları acımasızca diri diri toprağa gömülüyordu.

Dünyada insanın en muhtaç olduğu şey olan huzur, sükûn, can ve mal güvenliği kalmamış, dünyanın birçok yerleri kanlı boğuşmalara sahne oluyordu. Cihanın ıslahı bir peygamberin gönderilmesine muhtaçtı. Bütün dünya, karanlıklar içinde, bu kurtarıcının gelmesini dört gözle bekliyordu.

İşte sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed  (s.a.v.), böyle bir zamanda dünyaya gelmişti. Bu gecenin sabahı gerçekten de feyizli bir sabahtı. İnsanlık için yepyeni bir gün doğmuş, aydınlık bir devir açılmıştı. Bir fazilet güneşi ve hidayet meşalesi olan sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)’in gönderilişi, Yüce Allah’ın bütün insanlara en büyük nimetlerinden birisidir.

Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.),kendisinden önceki peygamberler gibi sadece bir kavme veya millete değil, bütün insanlığa peygamber olarak gönderilmiştir. O’nun (s.a.v.) diğer peygamberlerden en farklı yönlerinden birisi budur.

Hz. Muhammed (s.a.v), peygamberlik öncesi yaşayışında Mekke halkının güven, saygı ve takdi­rini kazanmıştı. Bu yüzden Mekkeliler O'na daha çocukluk döneminden itibaren "Muhammedü'l-Emin" diyorlar, hiç kimseye güvenip teslim edeme­dikleri en değerli eşyalarını O'na emanet ediyor­lardı.

"Önce en yakın hısımlarını uyar. (Onları Al­lah'ın azabı ile korkut.)" anlamındaki Şuara suresi­nin 14. ayeti inince Safa Tepesi’nde Mekke'nin ileri gelenlerini toplayarak:

-"Size, şu dağın arkasında düşman atlılarının bulunduğunu, baskın için hazırlandıklarını söyle­sem bana inanır mısınız?" dediği zaman, orada bulunanlar hep bir ağızdan: "Evet, inanırız; çünkü sen yalan söylemezsin; şimdiye kadar senden hiç yalan duymadık.." diye cevap vermişlerdi.

Hz. Muhammed (s.a.v.) peygamberliğini ilan ederek insanları tevhit inancına davete  başlayın­ca, gerek kendisi, gerekse O'nun Peygamberliğini kabul eden ilk Müslümanlar müşriklerin çok şiddetti tepkilerine maruz kaldılar.

İnsanları hidayete kavuşturmak için hayatını, her şeyini ortaya koydu, bu uğurda her türlü  eza-cefaya maruz kalan Hz. Peygamber, çölün ortasında esamesi okunmayan bedevi bir topluluktan, bütün dünyaya örnek medeni bir toplum meydana getirdi.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık