• 14 Ocak 2019, Pazartesi 8:28
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

Kullukta Samimi ve İhlâslı Olmalıyız

İhlâs; kullukta samimi olmak ve Cenâb-ı Hakk’a yakınlaşabilme gayesiyle her türlü dünya menfaatlerinden kalbi koruyabilmek, kulun gerek tutum ve davranışlarında gerekse sözlerinde yalnızca Allah’ın rızasını gözetmesidir.

İhlâs, yalnız Allah'ın rızasını arayan bir niyettir. Kişinin bütün varlığı ve benliği ile Yaratıcısına kulluk etmesi ve bu kulluğunu yaparken ondan başkasını düşünmemesidir. Çünkü niyetin en temel şartlarından başında ihlâslı ve samimi olmak gelmektedir.

İslâm'a göre, insanın yaratılış gayesi yalnızca Allah'a ibadet etmek olduğuna göre, günlük hayatta yapmış olduğumuz her işi ihlâs ve samimiyet içinde yapmalıyız ki amellerimiz boşa çıkmış olmasın.

İhlâs kavram olarak, riya ve şirkten, kötü duygu ve düşüncelerden, batıl inançlardan, çıkar hesaplarından ve genel manada gösteriş arzusundan kalbi temizlemeyi gerektirirken, her türlü hayırlı ve güzel faaliyete iyi niyetle yönelmeyi ve her durumda yalnızca Cenâb-ı Hakk’ın rızasını gözetmeyi ifade etmektedir.

Dünya ve ahiret hayatındaki güzelliklerin ortaya çıkması ve saadete ermesi için, insanoğlunun inancı ve inancının gerektirdiği doğru ve güzel şeyleri yapmakla mümkün olacaktır. Yapılan herhangi bir işte sonuç, ihlâs ve niyete göre verileceği için, kibir ve gösterişten uzak durmalı ki, kişinin niyeti iyi olduğu sürece yapmış olduğu işlerin neticesi iyi, kötü niyetin getirisi de elbette kötü olacaktır.

İmam Nevevî diyor ki:

- Bir kimse yaptığı kötülüğü başkası duyduğu zaman üzüldüğü gibi, yaptığı iyi şeyler duyulduğunda da üzüntü duyarsa, bu onun ihlâsının alâmetidir. Çünkü, nefsin ondan lezzet alması riyaya işarettir. Bazen riya, birçok günahtan daha tehlikelidir.

Kutsal Dinimiz olan İslâm Dini, iman, ibadet ve ahlâk ilkeleriyle bir bütün halinde kendisine uyulduğu zaman kişiyi dünyada da ahirette de razı olunan bir hayata götürecektir. Çünkü, Cenâb-ı Hakk, ameldeki güzelliği, yani ihlâsı tespit ve tescil için kullarını çeşitli şekillerde imtihan etmektedir.

İbadet ihlas ile yani sırf Allah için olursa makbuldür. Kim ki ahirette amelinin mükâfatına kavuşmak isterse, onu sadece Allah rızası için yapmalı ve işlediği ameline karşılık olarak ta başkasından herhangi bir teveccühü asla beklememelidir.

Sevgili Peygamberimizin şu hadisini hep hatırımızda tutmalıyız. Allah rızasının dışında, başka bir amaçla yapılan ibadetlerin Allah katında hiçbir değer ve kıymeti yoktur. (Münziri,C.I, 64-66.)

Bir defasında adamın biri Hz Peygamber (s.a.v.)’e geldi ve şöyle dedi: “Ey Allah’ın Rasülü! Ben sadaka veriyorum. Bununla Allah’ın rızasını kazanmayı istiyorum. Aynı zamanda insanlar tarafından hakkımda: “Hayırlı insan.” Denmesinden de hoşlanıyorum.” Bunun üzerine şu ayet nazil oldu:

“De ki: Ben, yalnızca sizin gibi bir beşerim. (Şu var ki) bana, İlâh’ınızın, sadece bir İlâh olduğu vahyolunuyor. Artık her kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, iyi iş yapsın ve Rabbine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın.”(Kehf S. 110.)

İnsanoğlunda bulunan bütün uzuvlarından tezahür eden davranışlarının güzelliğini kalp güzelliğine, yani kalpteki niyetin samimiyetine bağlıdır. Gözün güzel bakması, aklın faydalı şeyleri düşünmesi, kulağın gerçeği duyması, elin iyiye uzanması, ayakların hayra yürümesi, kalbin iyi niyetine bağlıdır. İnsanın imanının kamilleşmesi, dünya ve ahiret saadetine kavuşabilmesi ve gerçek manada tevhid inancına sahip olabilmesi, ancak böyle bir ihlâs ve samimiyeti kazanmasıyla mümkün olabilir. 

Ebu Bekir Vasıti şöyle der:

Kişi bir amel işleyeceği zaman ona riya girmesinden korkarsa, kalbinden riyayı çıkarmak mümkün olduğu takdirde bütün gücüyle gayret sarf edip onu def etmelidir. Riyayı def etmek mümkün olmadığı takdirde ameli yine işlemeli, riya korkusuyla asla terk etmemeli ve sonra Allah’a tövbe istiğfarda bulunmalıdır. Böylece umulur ki Allah onu başka bir amelde ihlâsa muvaffak kılar.”

Velhasıl, Ayet ve hadislerden de anlaşılacağı üzere, samimi bir niyete dayanmayan hiçbir şeyin Allah katında değeri yoktur. O halde ibadetimizi ihlâslı, niyetimizi samimi ve dualarımızı da gönülden yapmalıyız ki, bu güzel hasletleri davranışlarımıza yansıtarak özü, sözü ve işleri düzgün bir Müslüman olma imkânına kavuşmuş olalım.

Gönülden Muhabbetlerimle…  


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık