• 05 Ekim 2015, Pazartesi 0:00
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

KARDEŞLİK GÖNÜL BAĞIMIZDIR!

Bizler hepimiz kardeşiz; Çünkü aynı anne ve aynı babadan, Hazreti Âdem (a.s.) ve Hazreti Havva’nın çocuklarıyız. Hepimiz, aynı topraktan, aynı çamurdan aynı özden yaratıldık. Bütün bunların zirvesinde olan ve bizi kardeş eden daha muhteşem bir kardeşlik var ki o da iman kardeşliğimiz, İslâm kardeşliğimizdir.

 Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de buyrulduğu gibi “’müminler, ancak kardeştirler.’’(1) Allah’ımız bir, aynı Allah’a inanıyoruz, aynı peygambere aynı ahirete iman ediyoruz, aynı kıbleye dönüp, aynı namazı kılıyoruz, aynı secdeye ve aynı rükûya varıyoruz.

Sevgili Peygamberimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.) Veda Hutbesi’nde “Hepiniz Âdem’densiniz, Âdem de topraktandır. Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın Arap olana, beyaz olanın siyaha, siyah olanın da beyaza hiçbir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvadadır.” buyurmuştur.

Toplumları sağlıklı bir şekilde var eden ayakta tutan faktörlerin başında birlik ve beraberlik duygusu gelir. Bu önemli etkenin zıddı olan tefrika ise milletlerin zayıflayıp çökmesine sebep olan bir tehlikedir. Çünkü tarihte nice büyük devletleri yok eden hastalıkların başında tefrika, yani ayrılıkçılık gelmektedir. Merhum Mehmet Akif’in dediği gibi;

Girmeden bir millete tefrika, düşman giremez.                                                                                              Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.

İslâm ümmetinin fertleri olarak, Allah’ın varlığına ve birliğine iman eden, kitaplara, peygamberlere, meleklere inanan Müslümanlar, İslâm esasları etrafında birleşmeli, tefrikaya düşmeden ve asla bölünüp parçalanmamalıdır. Ancak milletimizin farklı etnik kökenden gelmeleri, farklı kültürel, mezhepsel, dinsel özellikler taşımaları, birlikteliğimizin ve ortak bir ulus oluşturmamızın engeli olamaz. Hatta bu farklılıklar ulus olarak zenginliğimizdir, güç kaynağımızdır. Durum böyle iken fiziki özelliklerimiz, birbirimizin arasında kesinlikle ayrılık nedeni olmamalıdır. Kur’an-ı Kerim’de bu husus, bizlere şöyle bildirilmektedir.

 “ Ey insanlar! Şüphesiz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık, tanışasınız diye sizi kavim ve kabilelere ayırdık, Allah katında en değerli olanınız O'na itaatsizlikten en fazla sakınanınızdır. Allah her şeyi hakkıyla bilmekte­dir, her şeyden haberdardır.”(2) Müslüman, Allah’ın yarattığı bütün mahlûkata şefkât duyan merhametli, vicdanlı, mükemmel bir kul olma gayretinde olan, Yunus Emre’nin dediği gibi “Yaratılanı severim, Yaratan’dan ötürü’’diye düşünen hoşgörülü ve nâzik insandır. İşte burada sayamadığımız bütün bu özellikler, bizi kardeş kılan değerlerdir. İman ve İslâm kardeşliği, kan kardeşliğinin çok çok üstündedir.

         Değerli gönül dostlarım! Kardeşlik, sadece dilden dökülen kuru sözlerden ibaret olmamalıdır. İyi günlerde ve rahat zamanında kardeş olup, sıkıntıya düştüğünde selâmı sabahı kesip sırt çevirmek, hakiki kardeşlik değildir. Sevgili Peygamberimiz; “Birbirinizle ilgiyi kesmeyin. Birbirinize sırt çevirmeyin. Birbirinize kin beslemeyin. Birbirinize haset etmeyin. Ey Allah’ın kulları! Kardeş olun. Müslüman’ın, kardeşine üç günden fazla dargın durması helâl değildir.”(3) buyurmaktadır.                                                                                                                         

Kardeşlik, gönülden gönüle uzanan ve yürekleri birbirine bağlayan ülfet ve samimiyet köprüsüdür. Kardeşlik, sıkıntılı ve zor zamanlarda, gönül alıcı tatlı bir sözle ve güler yüzlü bir çehre ile destek olmaktır. Kardeşlik, yağmurun getirdiği rahmet gibi birbirimize rahmet ve bereket olmaktır. Birlik ve beraberliği yaralayacak her türlü olumsuzluktan kaçınmaktır.                                                                                                               Peygamberimiz (s.a.v.), birbirimize muhabbet, merhamet ve şefkat gösterme hususunda:                                           

 “Müslümanların birbirlerini sevmede ve desteklemedeki durumları bir vücut gibidir. Vücudun bir uzvu rahatsız olursa vücudun diğer bütün organları rahatsız olur, uykusu kaçar.” (4) buyurmaktadır.  Kardeş olarak birbirimizin hakkına riayet etmemiz konusunda da Kutlu Nebi; “Sizden biriniz kendisi için istediğini mümin kardeşi için de istemedikçe gerçek manada iman etmiş olamaz.”(5) ve  “Müslüman’ın Müslüman’a malı, namusu/onuru ve canı haramdır. Kişiye, Müslüman kardeşini küçük görmesi kötülük olarak yeter.”(6)                                               buyurmaktadır.

İslâm ümmetinin fertleri olarak bizlere düşen vazifeler var. Kardeşliğimizin gereklilikleri var. İşte bugün yeniden bu gereklilikleri hatırlamalı ve dört elle sarılıp hayatımıza aktarmalıyız. Bizleri yaratan ve bizi bizden daha iyi bilen Rabbimiz şöyle ferman buyuruyor.“Allah’a ve Resûl’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.(7)

         Değerli gönül dostları! Yüce Rabbimizin “Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin…”(8) emri gereği yıkıcı değil yapıcı olalım. Ayrıştırıcı değil, birleştirici olalım. Fitneyi değil, ıslahı esas alalım. Bizi biz yapan değerlere sımsıkı sarılarak birliğimizi ve dirliğimizi koruyalım ki iç ve dış düşmanlara zalimlere fırsat vermeyelim.

 

 Yeniden güçlü bir Türkiye olmanın en mühim şartları dayanışma, kardeşlik, birlik ve beraberliktir. Rabbim bizlerin yardımcısı olsun. Bizleri mümin kardeşler olarak birbirimizden ayırmasın. Tüm felaketlerden Milletimizi muhafaza eylesin. Devletimize dirlik, Milletimize birlik nasip etsin. Amin.

Gönülden Muhabbetlerimle...

Dipnotlar:                                                                                                                                                       1-Hucurât, 49/10.                                                                                                                                                                                   2-Hucurât Sûresi, 49/13.                                                                                                                                                                        3-Tirmizî, Birr ve Sıla, 18.                                                                                                                                                        4-Buhârî, Edeb 27; Müslim, Birr, 66.                                                                                                                                            5-Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 59.                                                                                                                                                                6-Ebû Davud, Edeb, 35.                                                                                                                                                                   7-Enfâl Sûresi , 8/46.                                                                                                                                                                  8-Hucurât, 49/10.                                                                                                                                                                                        ,


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık