• 10 Eylül 2018, Pazartesi 9:07
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

İnanmanın Temeli Sevgidir

Yüce dinimiz İslâm, sevgi dinidir. Müslüman olmanın şartı inanmak; inanmanın temeli ise sevgidir.

Allah ve peygamber sevgisi imandandır. Müminler birbirlerini Allah için sevmelidirler. Allah ve Peygamber sevgisi ile birbirini sevenler, birbirlerine saygılı davranırlar. Birbirlerine haksızlık yapmaktan, birbirinin zararına olacak tutum ve davranışlardan kaçınırlar.

Sevginin tadını doyasıya yaşamış Mevlânamız da öyle söylemiyor mu?

“Altın ne oluyor? Can ne oluyor? İnci mercan da nedir? Bir sevgiye harcanmadıktan, bir Sevgiliye feda edilmedikten sonra...”

Kıyamet günü en yüksek dereceyi, Allah sevgisi ile birbirlerini sevenlerin alacağı müjdelenmiştir. Muaz (r.a.)’ın rivayetinde Peygamberimiz (s.a.v.):

 “Allah Tealâ: Benim hoşnutluğum uğruna sevişenler için, Peygamberlerin ve şehitlerin bile imrenecekleri derecede nurdan kürsüler vardır.” diye buyururken ısrarla “Sevdiğini sevdiğine söyle” diye nasihat etmesinin sebebi hikmeti belki de sevgiler ortalara dökülsün, konuşulsun, çağlayanlar gibi coşsun, diye... 

Çünkü mutluluklar selâmla başlar...

Muhabbetle devam eder...                                                                                                              

Her iyiliğin başı Allah’ı sevmektir. “Allah’ın kulları arasında bir grup vardır ki, onlar ne Peygamberlerdir ne de şehitlerdir. Buna rağmen kıyamet günü Allah katında makamları yücedir. Bu sebeple Peygamberler de şehitlerde onlara gıpta ederler.

 —Orada bulunanlar sordu.

— Ey Allah’ın elçisi! Onlar kimdir?

Buyurdular ki;

“Onlar, aralarında ne kan bağı ne de birbirlerine bağışladıkları bir mal olmadığı halde, birbirlerini Allah için sevenlerdir. Allah’a yemin ederim ki, onların yüzleri nurdur. Onlar bir nur üzeredirler herkes korku içindeyken, onlar korkmazlar, herkes üzüntü içindeyken, onlar üzülmezler.”(Ebu Davud, Büyü,78(3527.)

Dünyadaki mutlu hayat, Ahirette cennetin sonsuz nimetleri bu sevgi sayesinde elde edilir. Sevmek, sevgiyle yaşayabilmek; ömrümüz boyunca sahip olduğumuz en namütenahi nimetlerdendir.

Anlatıldığına göre Allah, Hz Musa (a.s.)’a şöyle sordu:

“Ya Musa! Sırf benim rızam için, hiçbir amel işledin mi?”

Hz Musa (a.s.) şöyle cevap verdi:

“Allah’ım, senin için namaz kıldım, oruç tuttum, sadaka verdim ve senin adını zikrettim.” Bu cevap üzerine Allah(c.c.) şöyle buyurdu:

“Ya Musa, kıldığın namaz senin lehine bir belge, tuttuğun oruç seni ateşten koruyacak bir kalkan, verdiğin sadaka kıyamet günü altına sığınacağın bir gölge zikir de önünü aydınlatacak bir nurdur. Sırf benim için işlediğin amel nedir?”

O zaman Hz. Musa (a.s.) şöyle dedi:

“Ya Rabbi, sırf senin için olan amel nedir?” Allah(c.c.) şöyle buyurdu:

“Ya Musa, Hiç bir dostumu sırf beni için sevdiğin ve hiçbir düşmanımdan sırf benim için nefret ettiğin oldu mu?” O zaman Hz. Musa (a.s.) anladı ki, en faziletli amel Allah için sevmek ve Allah için nefret etmektir.”                                                                                                                    

Gönüllerinde Allah sevgisi yer etmiş olan kimseler her zaman ve her yerde Allah’ı zikrederler. Bütün ibadetler, Allah’ı anmak ve daima onu hatırlamak içindir. Bu itibarla Allah’ı anmak en üstün ibadet sayılmıştır. Nitekim Ebu’d Derda’nın anlattığına göre Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“Size işlerin en hayırlısını, Allah katında en makbulünü, dereceleriniz bakımından en yükseğini, altın ve gümüş dağıtmaktan daha üstününü, savaş alanlarında düşmanlarınızla karşılaşıp onları öldürmenizden daha hayırlı olanını haber vereyim mi?” diye sordu. Ashap: “Evet ey Allah’ın Rasülü, haber ver.” dediler.

Peygamberimiz (s.a.v.): “Allah’ı anmaktır.” buyurdu.

İnananların da birbirini sevmedikçe gerçek anlamda mümin olamayacakları Peygamberimiz (s.a.v.) tarafından bildirilmiş ve şöyle buyurmuştur:

“Nefsimi kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, siz, iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de olgun mümin olamazsınız. Size bir şey söyleyeyim, onu yaptığınız zaman sevişirsiniz: Aranızda selâmı yayınız.”

Bizler hepimiz kardeşiz; Çünkü aynı anne ve aynı babadan, Hazreti Âdem (a.s.) ve Hazreti Havva’nın çocuklarıyız. Hepimiz, aynı topraktan, aynı çamurdan aynı özden yaratıldık. Bütün bunların zirvesinde olan ve bizi kardeş eden daha muhteşem bir kardeşlik var ki o da iman kardeşliğimiz, İslâm kardeşliğimizdir.

Enes b. Malik (r.a.) anlatıyor:

 “Bir defa Peygamberimiz (s.a.v.)’le birlikte mescidden çıkıyorduk. Mescidin kapısında bir adam karşımıza çıktı ve:

“Ey Allah’ın Rasülü, kıyamet ne zaman kopacak?”diye sordu. Peygamberimiz (s.a.v.):

“Sen kıyamet için ne hazırladın?” diye sordu. Adam:

Ey Allah’ın Rasülü, ben kıyamet için çok namaz, oruç ve sadaka hazırlamadım, ancak ben Allah’ı ve peygamberi (s.a.v.)’i severim.” dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v.): “O hâlde sen sevdiklerinle beraber olacaksın.” buyurdu.”

Gönülden Muhabbetlerimle…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık