• 16 Ocak 2017, Pazartesi 7:29
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

Hayâ ve İman Bir Aradadır

İffet, insana ait bir özelliktir. Diğer mahlûkât için böyle bir durum mevzubahis değildir. Dolayısıyla insanı diğer mahlûkâttan ayıran en önemli vasıf iffettir. Onun kaybedilmesi; insanlık haysiyetini yok etmek ve diğer mahlûkâtın seviyesine düşmek demektir.

 

Yüce Rabbimiz, iffet ve hayâ konusunda zirveye çıkmış olan iki şahsı, mü’minlere örnek olarak gösterir. Bunlar “kıssaların en güzeli” diye Yûsuf Sûresi’nde hikâyesi anlatılan Hz. Yûsuf ile Kur’ân-ı Kerîm’in 34 yerinde kendisinden övgüyle bahsedilen Hz. Meryem’dir.

 

 Âyet-i kerîmede şöyle buyrulur:

“İffetini korumuş olan İmrân kızı Meryem’i de (Allah örnek gösterdi). Biz, ona ruhumuzdan üfledik, o da Rabbinin sözlerini ve kitaplarını tasdik etti ve gönülden itaat edenlerden oldu.” (1)

 

Yûsuf (a.s.) ise, genç ve güzel bir kadın, bütün imkânları sağladıktan sonra kendisini iffetsizliğe çağırdığında; “Allah’a sığınırım, zâlimler iflah olmaz” diyerek oradan hızla uzaklaşmıştır. İffetsizliğe düşmekle zindan arasında tercih yapmak zorunda kaldığında ise hiç tereddüt etmeden:

“Zindan bana, bunların dâvet ettiği şeyden daha sevimlidir” deyip Allah’a sığınmış, Allah da onun iffetini muhafaza buyurmuştur.(2)    

 

İffetin muhafazası ise daha çok hayâ duygusu ile sağlanır. Hayâ da temel ahlâkî vasıflardandır. Güzel ahlâk, insanoğlunu kemâle erdiren, yaşamayı güzelleştiren,  imanı tamamlayan, sahibini Mevlâ’nın rızasına yaklaştıran bir nimettir.

 

Hadîs-i şeriflerde şöyle buyurulur:

“Hayâ îmandandır ve hayâlı olan kimse cennettedir! Hayâsızlık ise kalbin katılığındandır; kalbi katı olan da cehennemdedir!..”(3) “Hayâ ve îman bir aradadır; biri gittiğinde diğeri de gider!” (4) 

Cenâb-ı Hakk, kullarının iffetli bir hayat yaşamasını arzu eder. İnsan, iffetli davranışlarıyla nefsinin arzu ve emellerine esir olmaktan kurtulup, özgürlüğünü elde etmiş nerede nasıl davranacağını bilen, hareketlerini kontrol eden ve üstelik faziletli bir hayat yaşamayı tercih etmiştir.

 

Yüce kitabımız Kur’ân-ı Kerim’de Allah’ın kendilerine mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırladığı kullardan bahsedilirken, “İffetlerini koruyan erkek ve kadınlar…” da zikredilir.(5)   

 

Yine, Firdevs cennetine girip orada ebedî kalacak ve kendilerine cennetlerde bol bol ikrâm edilecek mü’minlerin vasıfları sayılırken “iffetlerini muhafaza edenler” de sayılır.(6)  

 

Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“Kim bana iki çenesi arasındaki (dili) ile iffet ve nâmusunu koruma sözü verirse, ben de ona cennet sözü veririm.” (7)   

“Üç kişi vardır ki onların gözleri cehennemi görmez: Allah yolunda nöbet tutan, Allah korkusuyla ağlayan ve Allah’ın haramlarından sakınan kişilerin gözleri…”(8)

 

Hiçbir gölgenin bulunmadığı sıkıntılı kıyâmet gününde Cenâb-ı Hakk’ın Arş’ının gölgesi altında serinletip ikramlarda bulunacağı yedi grup insandan biri:

 

“Rabbına kulluk ederek temiz bir hayat içinde serpilip büyüyen genç” diğeri de; “Güzel ve mevkî sahibi bir kadının beraber olma isteğine «Ben Allah’tan korkarım» diye yaklaşmayan yiğit”tir.(9) Bunlar iffetli ve namuslu kişilerin âhirette elde edeceği şeref ve mükâfâttır. İffet ve nâmusun dünyevî bereketleri de çok büyüktür.(10)  

 

Peygamber Efendimiz, hanımının iffetli olmasını isteyen kişilere başkalarının hanımlarına karşı iffetli davranmayı tavsiye etmiştir. (11) 

Gönülden Muhabbetlerimle.

 

Dipnotlar:

 

1- Tahrîm, 12; Enbiyâ, 91.

2- Yûsuf, 23-25, 33-34.

3- Buhârî, Îmân, 16.

4- Taberânî, Evsat, VIII, 174; Beyhakî, Şuab, VI, 140; Buhârî, Edeb, no: 1313.

5- Ahzâb, 35.

6- Mü’minûn, 5-11; Meâric, 29-35.

7-Buhârî, Rikâk, 23.

8- Heysemî, V, 288.

9- Buhârî, Ezân, 36; Müslim, Zekât, 91.

10- Buhârî, Büyû‘, 98; Müslim, Zikir, 100.

11- Hâkim, IV, 170/7258.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık