);*} Gönül Ehli Olabilmek…
  • 12 Mart 2018, Pazartesi 7:18
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

Gönül Ehli Olabilmek…

Hak şerleri hayr eyler,

Zannetme ki gayr eyler

Arif Anı seyreyler,

Mevlâ görelim neyler,

 Neylerse güzel eyler… diyen İbrahim Hakkı Hazretleri, mü’minde bulunması gereken bu güzel vasfı veciz bir şekilde ortaya koymuştur.

Gönül ehli olabilmenin gerekliliğini yerine getirebilmenin en önemli göstergesi, insanın yaratılış gaye ve hikmetinin bir ifadesidir. Bu ifade şekillerinin en önemlilerinden biri de, Cenâb-ı Hakk’ın yarattığı mahlûkatı için verdiği nimetlere hamd ve şükür vazifesini yerine getirme gayretidir.

Şükür, nimetlerin artmasına, isyan ve nankörlük ise, bu nimetlerin yok olmasına sebebiyet verir. Bu itibarla nimetlerin artışı veya yok oluşu bir anlamda bizim tutum ve davranışlarımıza bağlıdır. Nitekim Yüce Mevlâmız Kuran-ı Kerim’de “…Andolsun şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir.”( 1) buyurmak suretiyle bu hususu dile getirmektedir.

İnsanoğluna bahşedilen fani ömrü,  Müslüman olarak yaşaması ve Müslüman olarak tamamlamasını isteyen Cenab-ı Hak, “Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa öylece sakının ve siz ancak Müslümanlar olarak ölün.”(2) diye biz kullarından gönül ehli olup, yaşamımızın sonunda da Müslüman olarak ölmemizi istemektedir. 

Müslüman şahsiyetin en önemli özelliklerinden biri olan tevazu, Sevgili Peygamberimizin ifadesiyle insanı yücelere çıkaran bir haslettir. Tevazunun zıddı ise kibirdir ki Cenâb-ı Hakk’ın gazabını celbeden en kötü hasletlerdendir.

Çünkü din bütünüyle edepten ibarettir. Olgun bir insanın her işi dengeli ve edepli olup, onun yaşamında aşırılık, dengesizlik ve haksızlık da yoktur. O, yüce mevlâsına gereken edebi koruduğu gibi, O’nun yarattığı bütün mahlûkata karşı da edepli davranır.

Mevlâ’mız bizlere sabırlı bir Mü’min olmamız için tam yirmi üç defa ‘’Sabırlı olun’’ diye emrederken ‘’Allah hükmünü verinceye kadar sabret!’’(3) diye buyururken, yapılan zulümlerin, haksızlıkların hiçbir zaman yerde kalmayacağını, gözyaşların boşuna akıtılmadığını herkesin göreceğini bildirmektedir.

Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Hak, yüzden fazla âyette bizlere sabrı tavsiye etmektedir. Peygamber Efendimizin seçkin ashabından olan Abdullah İbni Mes’ud ‘’Sabır imanın yarısıdır’’ derken, diğer yarısının da şükür olduğunu anlıyoruz.

Bir insan gücü yettiği kadar çalışıp çabalamalı, sağlığı ve imkânı nispetinde gayret etmeli, sonra da Cenâb-ı Hakk'a teslim olmalıdır. Efendim benim kaderim böyleymiş ne yapsam olmuyor dememeli ve tembellik etmemelidir. Sabır ve aşkla gayret etmeli, ancak nasibinde ve kısmetinde ne var ise karşısına çıkacak olan odur.

Yaratılan her şeyin sahibi Cenâb-ı Hakk'tır. İnsanların sahip oldukları herşey de Allah'a aittir. Öyleyse kulun yapacağı vazife, üzerindeki nimetlerin farkında olup Mevlâ’mızın razı olacağı hâlde tasarrufta bulunmak ve cömert olmaktır.

Allah Teâlâ, kıyametin ne zaman kopacağını kullarına bildirmemiş, lâkin sadece bazı alâmetlerini haber vermiştir. Dolayısıyla asıl mesele kıyâmetin ne zaman kopacağı değil herkesin kendi kıyâmeti olan ölüme ve ölüm ötesi olan ahiret hesabına hazırladığıdır.

İslâm, fertler arasında birbirlerine karşı yapılan hataları affetmeyi teşvik etmektedir. Zira hatasız kul olmaz. İnsanlar ister istemez hata yapabilirler. Lâkin yaptıkları hatayı fark ettiklerinde hemen vazgeçip, sonra da hatalarının örtülmesini ve affedilmelerini isterler. O hâlde insan, kendisine karşı yapılan hataları da affetmesini bilmelidir.

İşte kardeşlerim, yaraları kemiğe dayandığı hâlde, dilinden duayı düşürmeyen Eyyûb Peygamber gibi, sabırlı olmaktır tevekkül. Ciğerpâresi Yusuf’un hasretinden, gözlerini yitiren Yâkup Peygamber gibi, fedakâr olmaktır tevekkül.

Ateşe atılmak pahasına, inancı uğrunda mücadele eden İbrahim Peygamber gibi, kararlı olmaktır tevekkül.

Ve nihayet, her türlü olumsuzluğa rağmen, Sultan-ı Enbiya gibi ümitvâr olmaktır tevekkül.

Demek ki gönül ehli bir mümin olabilmek için, kendisini yaratan ve yaşatan Mevlâsına güvenecek ve O’na bağlanacaktır.

Yüce Rabbim yapmış olduğumuz ibadetlerimizi kabul eylesin. Günahlarımızı affeylesin. Sabırla geçen bir hayatın sonunda selâmete, cennet yurduna ulaşmayı bizlere nasip etsin. Allah’a emanet olun.

Gönülden Muhabbetlerimle…

Dipnotlar:

1-İbrahim, 14/7.           

2-Âl-i İmran Sûresi, 102.

3-Yûnus Sûresi, 10/109.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık