);*} En Faziletli Amel Allah İçin Sevmektir
  • 03 Eylül 2018, Pazartesi 8:31
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

En Faziletli Amel Allah İçin Sevmektir

Cenâb-ı Hakk’ı sevmek her iyiliğin başı olduğu gibi, dünyada mutlu bir hayat yaşamanın, ahrette ise cennetin namütenahi nimetlerine erişmenin garantisidir. Allah’ı sevmek, O’nu tanımaya ve bilmeye bağlıdır. Bir İslam büyüğü olan Hasan-ı Basri’nin: “Rabbini bilen O’nu sever.” sözü ne güzeldir.

Her şeyde bizlere en güzel örnek olan Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) Cenâb-ı Hakk’ı sevmede de bizlere en güzel örnektir.

Muhammed b. Ali (r.a.)’ın rivayetinde Hz. Peygamber (s.av.) şöyle buyurur:

“Kim ki, Allah’ın ezelî ilmine göre cehennemlik olan bir kulu adalete uygun bir hareketinden dolayı Allah için severse, bu sevgiden dolayı Allah ona cennetlik bir kul sevmiş gibi sevap verir. Buna karşılık kim Allah’ın ezelî ilmine göre cennetlik olan bir kuldan, haksız bir davranışından dolayı Allah için nefret ederse bu nefretinden dolayı Allah ona cehennemlik bir kula karşı nefret beslemiş gibi sevap verir.”

Anlatıldığına göre Allah, Hz Musa (a.s.)’a şöyle sordu:

“Ya Musa! Sırf benim rızam için, hiçbir amel işledin mi?”

Hz Musa (a.s.) şöyle cevap verdi:

“Allah’ım, senin için namaz kıldım, oruç tuttum, sadaka verdim ve senin adını zikrettim.” Bu cevap üzerine Allah(c.c.) şöyle buyurdu:

“Ya Musa, kıldığın namaz senin lehine bir belge, tuttuğun oruç seni ateşten koruyacak bir kalkan, verdiğin sadaka kıyamet günü altına sığınacağın bir gölge zikir de önünü aydınlatacak bir nurdur. Sırf benim için işlediğin amel nedir?”

O zaman Hz Musa (a.s.) şöyle dedi:

“Ya Rabbi, sırf senin için olan amel nedir?” Allah(c.c.) şöyle buyurdu:

“Ya Musa, Hiç bir dostumu sırf beni için sevdiğin ve hiçbir düşmanımdan sırf benim için nefret ettiğin oldu mu?” O zaman Hz Musa (a.s.) anladı ki, en faziletli amel Allah için sevmek ve Allah için nefret etmektir.”

Ebu Hüreyre (r.a.)’ın rivayetinde Hz Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurur:

“Hiç şüphesiz Allah, sizin dış görünüşlerinize, servetlerinize ve ne durumda olduğunuza değil, işlediğiniz amellere ve kalplerinize bakar.”

Kutsal dinimiz olan İslam dini, sevgi dinidir. Müslüman olmanın şartı inanmak; inanmanın temeli ise sevgidir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor ki:“Şu üç özellik kimde bulunursa o kişi, imanın zevkini tatmış olur.

”Bunlardan birincisi:”Allah ve Resulü, kendisine başkalarından daha sevimli olmak. İkincisi: Sevdiği kimseyi sadece Allah için sevmek. Üçüncüsü: İmandan sonra küfre dönmeyi, ateşe atılıyormuş gibi kötü görmek.”(Buhari,”İman,14 Edeb,42.)

Bir gün Hızır (a.s.) hamamda yıkanan bir ihtiyarın yanına yaklaşmış. İhtiyar kendi kendine yıkanmaktaymış. Hızır demiş ki:

- Ey ihtiyar! Gençliğinde yaşlılara yardım etseydin şimdi şu gençler de sana yardım ederlerdi. İhtiyar adam şöyle cevap vermiş:

- Ben gençliğimde yaşlılara yardım ederdim ama zamane gençliği şimdilerde yardım etmez olmuş. Hızır (a.s.) bir taraftan ihtiyar adamın sırtını keselerken bir taraftan da konuşmaya devam etmiş:                                                                                                                                               - Demek ki yaptığın yardımları içinden gelerek yapmamışsın, Allah’ın sevgisini kazanamamışsın, yoksa ettiğin o hayrı neden görmeyeceksin ki? İhtiyar adam şöyle demiş:      -Eğer yaptığımı Allah için yapmasaydım, O’nun sevgisini kazanmasaydım, Allah bugün benim sırtımı Hızır’a keseletir miydi?

Hızır (a.s.) duydukları karşısında çok şaşırmış. Allah’ım demiş, bana verdiğin Seni sevenlerin listesinde bu ihtiyarın adı yok, bu nasıl olur? Yüce Allah şöyle demiş: “Ey Hızır! Biz, bizi sevenlerin listesini sana verdik ancak bizim sevdiklerimizin listesi bizim yanımızdadır..."

Allah sevgisi insanı Allah’a yaklaştırır ve O’nun rızasını kazanmasına vesile olur. Ebu Hüreyre (r.a.) Peygamberimiz (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu haber veriyor:

“Aziz ve Celil olan Allah buyurur ki: Ben kulumun beni sanısı yanındayım, beni nasıl sanırsa ben öyleyim. Kulum beni andığı zaman muhakkak onunla beraberim. O, beni gönlünde gizlice anarsa ben de onu öyle anarım. Eğer beni bir topluluk içinde anarsa ben de onu, içinde andığı topluluktan daha hayırlı bir topluluk içinde anarım. Kulum bana bir karış yaklaşırsa, ben ona bir arşın yaklaşırım. Kulum bana bir arşın yaklaşırsa ben ona bir kulaç yaklaşırım.”

Yüce yaratıcımız Cenâb-ı Hakk, bizleri de sevdiği kullarından eylesin. Gönülden Muhabbetlerimle…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık