• 03 Ekim 2016, Pazartesi 9:01
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

Cennete Yakın Olanlar

İnsanoğlunun yeryüzündeki görevlerinden birisi de, ilâhî muhabbeti gönüllere aşılayan bir rahmet kapısı olmaktır. Gönül alemi derin olan ruhlar, Cenâb-ı Hakk’ın şefkat ve merhamet nazarı ile mahlûkâta bakış tarzına muvaffak olanlardır.

Abdullah bin Câfer -radıyallâhu anh- bir seyahat esnasında, bir hurma bahçesine uğradı. Bahçenin hizmetçisi, siyâhî bir köle idi. Köleye üç adet ekmek getirmişlerdi. Bu sırada bir köpek geldi. Köle, ekmeklerden birini ona verdi. Köpek, ekmeği yedi. Öbürünü de verdi. Onu da yedi. Üçüncüyü de verdi. Onu da yedi.

Bunun üzerine Abdullah bin Câfer -radıyallâhu anh- ile köle arasında şöyle bir konuşma geçti:

“–Senin ücretin nedir?”

“–İşte gördüğünüz üç ekmek.”

“–Niçin hepsini köpeğe verdin?”

“–Buralarda hiç köpek yoktu. Bu köpek uzaklardan gelmiş olmalı. Aç kalmasına gönlüm râzı olmadı.”

“–Peki bugün sen ne yiyeceksin?”

“–Sabredeceğim, günlük hakkımı Rabbimin bu aç mahlûkuna devrettim.”

Bu güzel ahlâk karşısında hayran kalan Abdullah -radıyallâhu anh-;

“–Sübhânallah! Bir de benim çok cömert olduğumu söylerler! Hâlbuki bu köle benden daha cömertmiş!” buyurdu.

Ardından da o köleyi ve hurma bahçesini satın aldı ve köleyi âzâd edip bahçeyi ona hediye etti. (1)    

Cömert kimse; Cenâb-ı Hakk’ın kendisine bahşettiği servetten, O’nun emrettiği ve istediği yerlere hayır ve hasenatını yapabilen, zekât ve sadakasını yeterli miktarda veren, fakirlerin, yetimlerin, öksüzlerin dertlerine derman olan ve biçarelerin ellerinden tutabilen kimseye cömert insan diyebiliriz.

Yozgatlı Şâir Fennî merhumun çok güzel ve çok meşhur Müsebba’ından   bazı  bentleri ne kadar da anlam içermektedir:

Tesâdüf eyledikçe bir fakîr ebnâ-yı âdemde Edip taltîfîne himmet bırakma berzah-ı gamde Ne buldun saklamakla surre-i dînâr u dirhemde Gerek sahn-ı kenîsâda gerek Beyt-i mükerremde Hüner bir kalb-i mahzûnu sevindirmektir ‘âlemde Sakın bir dîdeyi ağlatma handân olmak istersen Dokunma hâtır-ı mûra Süleyman olmak istersen

İnsanoğullarından bir fakire tesadüf ettiğinde, onu dertleriyle baş başa bırakma, onun dertlerine derman olmaya çalış. Elinde olan servet ve samanı vermeyip cimrilik yapmakla ne kazanacaksın? Kim ne götürebiliyor? İster Kâbe’nin civarında ol, ister kilisenin avlusunda ol, ölmemeye veya topladıklarını götürmeye imkân var mı? Bu dünyada hüner ve en büyük mutluluk bir kalbi sevindirmek, bir gönlü handan eylemektir. Mesut ve bahtiyar olmak istersen, bir gözü, yani hiç kimseyi ağlatma, üzme. Hz. Süleyman gibi hem dünya, hem ahiret saltanatı istersen onun yaptığı gibi, karıncanın bile hatırını incitme.

Edersen bir iyilik intîzâr eyle mükâfâta Yaparsan bir fenâlık hâzır ol ‘ayn-ı mücâzâta Lihâzâ müstâkîm ol inhimâk etme huzûzâta Eğer kîsende pâren var ise sarf eyle hayrâta Şu nushi dinlemezsen dûş olursun çok beliyyâta Sakın bir dîdeyi ağlatma handân olmak istersen Dokunma hâtır-ı mûra Süleymân olmak istersen

Edersen bir iyilik mükâfatını mutlaka görürsün. Kötülük yaparsan da cezasını çekeceğini sakın unutma. Netice itibariyle dosdoğru ol, dünyevî ve nefsanî isteklere kendini kaptırıp ahmaklık etme. Kesende, kasanda paran varsa hayrata sarf et, seninle gidecek olan odur. Bu söylediklerime kulak vermezsen çok belâlara duçar olursun. Mesut ve bahtiyar olmak istersen, bir gözü, yani hiç kimseyi ağlatma, üzme. Hz. Süleyman gibi hem dünya, hem ahiret saltanatı istersen onun yaptığı gibi, karıncanın bile hatırını incitme. (2) 

Bizlere, her türlü günahımıza, isyanımıza, inkârımıza rağmen, namütenâhi nimetler veren Yüce Mevlâ'mıza, bizlerde sayısız kere hamd-ü senâlar etmeliyiz. Çeşidiyle, rengiyle, tadıyla, kokusuyla, ismiyle, cismiyle… sayılamayacak kadar nimetler veren Cenâb-ı Hakk, cömerttir ve cömert olanları sever. Lâkin, cimri olanları sevmez. Rasûlullah (s.a.v.), devamlı olarak cömertliği över ve cimriliği zemmederdi. Bir hadîs-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur:

“Cömert insan, Allah’a, cennete ve insanlara yakın; cehennem ateşine uzaktır. Cimri ise, Allah’a, cennete ve insanlara uzak; cehennem ateşine yakındır!”(3) “Gerçek mü’minde şu iki haslet aslâ bulunmaz: Cimrilik ve kötü huy!..”(4)  

 

İnsanoğlu kendisine verilen bu namütenahi nimetlerden ahirette hesaba çekileceğini unutmamalıdır. Binaenaleyh bu nimetleri Cenâb-ı Hakk'ın razı olacağı şekilde mahlûkatın hizmetine sunmak ve diğer insanlara bu sahip olduğu nimetlerden azami derecede istifade etmelerini sağlamak için çalışmalıdır.

Mevlâm bizleri de cömert kullarından olanlardan eylesin. Gönülden Muhabetlerimle…

Dipnotlar:

1-Gazâlî, Kimyâ-yı Saâdet,trc.A.Faruk MEYAN,İstanbul 1977,s.467.                                                2-Müsebbat: Yedişer mısralı bentlerden oluşan nazım türüne denir.                                                      3-Tirmizî, Birr, 40/1961.                                                                                                                        4- Tirmizî, Birr, 41/1962.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık