• 07 Eylül 2015, Pazartesi 0:00
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

Birlik Olma Zamanı

Birlik ve beraberliğini koruyan milletler daima yücelmiş ve yükselmiş, bölücülük hastalığının pençesine düşen milletler ise, tarih sahnesinden silinip gittiğini,tarihe baktığı zaman çok rahat bir şekilde görebiliriz.Millî Şairimiz Mehmed Akif ERSOY’un ifadesiyle:

“Girmeden bir millete tefrika, düşman giremez,

Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.”

Vatan ve millet sevgisi, sevgilerin en yücelerindendir. İslâm; vatan sevgisini, imandan saymıştır. Çünkü iman olmadan vatanın; vatan olmadan da varlığımızın hiçbir mânâ ve değeri yoktur. Bu nedenle; bir insanın, hayatta karşılaşabileceği en büyük sıkıntı, vatansız kalmaktır.

Vatan bizim canımız, kanımız ve mayamızdır. Kederlerimizin mutluluğa, hedeflerimizin gerçeğe dönüşmesi, mutlak olarak vatanımızın bağımsızlığı ile mümkündür. İslâm ümmetinin fertleri olarak, Allah’ın varlığına ve birliğine iman eden, kitaplara, peygamberlere, meleklere inanan Müslümanlar, İslâm esasları etrafında birleşmeli ve asla bölünüp parçalanmamalıdır.

Ancak vatandaşlarımızın farklı etnik kökenden gelmeleri, farklı kültürel, mezhepsel, dinsel özellikler taşımaları, birlikteliğimizin ve ortak bir ulus oluşturmamızın engeli olamaz. Hatta bu farklılıklar ulus olarak zenginliğimizdir, güç kaynağımızdır. Durum böyle iken fiziki özelliklerimiz, birbirimizin arasında kesinlikle ayrılık nedeni olmamalıdır. Kur’an-ı Kerim’de bu husus, bizlere şöyle bildirilmektedir.

 “Ey insanlar! Şüphesiz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık, tanışasınız diye sizi kavim ve kabilelere ayırdık, Allah katında en değerli olanınız O'na itaatsizlikten en fazla sakınanınızdır. Allah her şeyi hakkıyla bilmekte­dir, her şeyden haberdardır.” (1)

 

  Ümmet olmanın gereği,bir inanç blok u olmak değil midir? Yani aynı Allah’a aynı Peygambere,aynı kıbleye doğru yönelen insanların meydana getirdiği bir birliktelik değil midir? Neden mezhep,ırk,siyasi görüş,particilik gibi kimlikler ön plâna geçiyor? Tabii durum böyle olunca İslâm düşmanlarına fırsat vermiş olmuyor muyuz?

        İslâm dünyası olarak oldukça endişe verici bir süreçten geçiyoruz. Hemen her yerde birçok sıkıntı ile cebelleşiyor İslâm dünyasının halkları. Etnik ve mezhebi ayrışmalar, siyasi istikrasızlıklar, iç savaşlar, kan ve gözyaşı hâkim ümmetin çok geniş bir coğrafyasında. Bu kaygı verici durumun nasıl ve ne şekilde izale edileceğine ilişkin bölgemizde olup bitenlere baktığımızda ne yazık ki ümit var olabilmek her geçen gün güçleşiyor.(2)  Ancak bugün tek bir vücut gibi olma vaktidir. Birbirimizi sevmede, birbirimize acımada ve birbirimizi korumada tek bir vücut gibi hareket etme vaktidir. Bu konuda Efendimiz (s.a.v);  

“Müminler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.” (3) buyurmaktadır.

 

Tevhid dini olan yüce dinimiz İslâm, insanlığın mutluluğunu hedeflemiştir. Tevhid; Tek Allah inancı etrafında birleşmektir ve Kelime-i tevhid bu inanç sisteminin özünü ifade etmektedir. Birlik ve beraberlik İslâm dininin üzerinde durduğu en önemli meselelerden biridir.

Bugün, Allah-u Tealâ’nın  Kur’an-ı Kerimin’de bildirdiği hükümlere yeniden sarılma günüdür.  Âl-i İmrân süresi 103. Ayette şöyle buyrulmaktadır.

 “Hep birlikte Allah'ın ipi­ne sımsıkı yapışın; bölünüp parçalanmayın. Allah'ın size olan nimetini hatır­layın. Hani siz birbirine düşman kimseler idiniz de Allah gönüllerinizi birleş­tirdi ve O'nun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi Allah kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle açıklıyor ki doğru yolu bulasınız.” (4) 

 

İslâm ümmetinin fertleri olarak bizlere düşen vazifeler var. Kardeşliğimizin gereklilikleri var. İşte bugün yeniden bu gereklilikleri hatırlamalı ve hayatımıza aktarmalıyız. Bizleri yaratan ve bizi bizden daha iyi bilen Rabbimiz şöyle ferman buyuruyor.

 “Allah’a ve Resûl’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.(5)

 

 Dün vatan evlâtları, bu toprakları kanlarıyla suladılar. Canlarını seve seve bu vatan için feda ettiler. Esaret altında kalmaktansa ölmeyi şeref saydılar, ölürsek şehit kalırsak gazi oluruz dediler. İki iyilikten birini istediler

. İstiklal Marşımızda bu hususu her daim şöyle haykırmaktayız.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ! Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ, Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ. Maalesef son zamanlarda neredeyse her gün bir şehit haberleri almaktayız. Evlerimize, ocaklarımıza ateş düşüyor ve yüreğimiz yanıyor.Analar,bacılar ve yetim kalan çocuklar…

Rabbim bizlerin yardımcısı olsun. Bizi birbirimizden ayırmasın. Tüm felaketlerden Milletimizi muhafaza eylesin. Devletimize dirlik, Milletimize birlik nasip etsin.Amin.

Gönülden Muhabbetlerimle...

Dipnotlar:

1-Hucurât Sûresi, 49/13.

2-Beytullah Demircioğlu, Altınoluk Dergisi,2014-Kasım,Sayı: 345,s.058.   

3-Buhârî, Edeb 27.                                                                                                                

4-Âli-İmrân Sûresi, 3/103.   5-Enfâl Sûresi , 8/46.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık