);*} Birbirimizi Sevelim
  • 25 Aralık 2017, Pazartesi 9:28
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

Birbirimizi Sevelim

Sevgi; ilâhi bir tılsımdır. Yüce dinimiz İslâm, sevgi dinidir. Müslüman olmanın şartı inanmak; inanmanın temeli ise sevgidir. Allah ve peygamber sevgisi imandandır. Müminler birbirlerini Allah için sevmelidirler. Allah ve Peygamber sevgisi ile birbirini sevenler, birbirlerine saygılı davranırlar. Birbirlerine haksızlık yapmaktan, birbirinin zararına olacak tutum ve davranışlardan kaçınırlar.

 

Allah ve Peygamber sevgisi ile birbirini sevenler, birbirlerine saygılı davranırlar. Birbirlerine haksızlık yapmaktan, birbirinin zararına olacak tutum ve davranışlardan kaçınırlar. Çünkü, İslam dini sevgi dinidir. Müslüman olmanın şartı inanmak; inanmanın temeli ise sevgidir.

 

Bir gün Hızır (a.s.) hamamda yıkanan bir ihtiyarın yanına yaklaşmış. İhtiyar kendi kendine yıkanmaktaymış. Hızır demiş ki:                                                                                                              - Ey ihtiyar! Gençliğinde yaşlılara yardım etseydin şimdi şu gençler de sana yardım ederlerdi. İhtiyar adam şöyle cevap vermiş:                                                                                                                      - Ben gençliğimde yaşlılara yardım ederdim ama zamane gençliği şimdilerde yardım etmez olmuş. Hızır (a.s.) bir taraftan ihtiyar adamın sırtını keselerken bir taraftan da konuşmaya devam etmiş:                                                                                                                                               - Demek ki yaptığın yardımları içinden gelerek yapmamışsın, Allah’ın sevgisini kazanamamışsın, yoksa ettiğin o hayrı neden görmeyeceksin ki? İhtiyar adam şöyle demiş:      -Eğer yaptığımı Allah için yapmasaydım, O’nun sevgisini kazanmasaydım, Allah bugün benim sırtımı Hızır’a keseletir miydi?

 

Kendileri için arzu ettikleri iyilikleri sevdikleri için de arzu ederler. Birbirlerine daima iyi ve yararlı öğütlerde bulunurlar. Felâket zamanlarında birbirlerine yaklaşır, üzüntülerini paylaşırlar. Muhtaç iseler ellerinden gelen her türlü yardıma koşarlar. Çünkü sevmek gönül işidir, sevmek her kişinin değil, er kişinin hakkıdır. Sevgi girdiği her yere inanmayı, güvenmeyi, yardım etmeyi ve hoşgörüyü getirir.

 

Bir defasında Peygamber Efendimiz’in huzûrunda bir kişi vardı. Bu esnada yanlarından başka bir şahıs geçti. Hz. Peygamber’in huzûrunda bulunan kişi, geçen şahıs hakkında:                              “–Ey Allah’ın Rasûlü! Ben bu kişiyi gerçekten seviyorum” dedi. Rasûlullah(s.a.v.) Efendimiz:                                                                                                                                                                                                       “–Peki, sevdiğini ona bildirdin mi?” buyurdu. Sahâbî:                                                                           “–Hayır” dedi. Rasûlullah(s.a.v.):                                                                                                                                          “–Ona bildir” buyurdu. Sahâbî derhal kalkıp o şahsın arkasından yetişti ve:                                “–Ben seni Allah için seviyorum” dedi. O da:                                                                                      “–Beni kendisi için sevdiğin Allah da seni sevsin” mukâbelesinde bulundu.(1)  

Enes b. Malik (r.a.) anlatıyor:

 “Bir defa Peygamberimiz (s.a.v.)’le birlikte mescidden çıkıyorduk. Mescidin kapısında bir adam karşımıza çıktı ve:

“Ey Allah’ın Rasülü, kıyamet ne zaman kopacak?”diye sordu. Peygamberimiz (s.a.v.):

“Sen kıyamet için ne hazırladın?” diye sordu. Adam:

Ey Allah’ın Rasülü, ben kıyamet için çok namaz, oruç ve sadaka hazırlamadım, ancak ben Allah’ı ve peygamberi (s.a.v.)’i severim.” dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v.): “O hâlde sen sevdiklerinle beraber olacaksın.” buyurdu.”

Rasûlullah (s.a.v.), kardeşler arasında herhangi bir kırgınlık veya soğukluk olduğunda, bunu üç günden fazla uzatmayı yasaklamış, bir an evvel barışmaya teşvik ederek önce barışanın daha çok sevap kazanacağını haber vermiştir.(2)  

Hz. Ali (r.a.) şöyle demiştir:

“Kardeşlerimden birkaç kişiyi toplayıp onlara bir veya iki kap yemek yedirmem, bana, çarşıya çıkıp bir köle âzâd etmekten daha sevgili gelir.”(3)  

Efendimiz(s.a.v.) şöyle buyurur: “Kim bir kardeşinin ihtiyacını giderirse kıyamet günü onun mizanı önünde duracağım, mîzânı ağır gelirse ne âlâ, ağır gelmezse ona şefaat edeceğim.”(4)

Sevginin tadını doyasıya yaşamış Mevlânamız da öyle söylemiyor mu?

“Altın ne oluyor? Can ne oluyor? İnci mercan da nedir? Bir sevgiye harcanmadıktan, bir Sevgiliye feda edilmedikten sonra...”

 

Gönülden Muhabbetlerimle…

 

Dipnotlar:

1- Ebû Dâvûd, Edeb, 113/5125.                                                                                                                             2- Müslim, Birr, 36; Ebû Dâvûd, Edeb 47/4910-4916.                                                                          3-Buhârî, el-Edebü’l-müfred, no: 566.                                                                                                      4-Ebû Nuaym, Hilye, VI, 353.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık