);*} Bereket… Rahmet… Mağfiret…  
  • 28 Mayıs 2018, Pazartesi 7:34
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

Bereket… Rahmet… Mağfiret…  

İslâm Dini’nin her emir ve yasağı, insanlara hayat vermek ve onları her iki cihanda mutlu ve bahtiyar kılmak içindir. Ayların sultanı, Allah'ın ayı, bereket ayı, rahmet ayı, mağfiret ayı, Kur’an ayı gibi isimlerle zikredilen bu ay, müminlerin tövbe edip bütün günahlarını affettirebilecekleri bir fırsat ayıdır.

Ramazan ayının birinci gününden itibaren Cenab-ı Allah şöyle nida ettirir: "Tövbe eden yok mu kabul edeyim. İstiğfar eden yok mu bağışlayayım. Affını isteyen yok mu affedeyim. Dua eden yok mu kabul edeyim. Derdine şifa isteyen, belâlarının ve musibetlerinin def'ini isteyen yok mu, isteklerini yerine getireyim…” (Et-Tâc, c. 2, s. 107)

Allah rızasına yönelik irade ve niyetle tutmuş olduğumuz oruç, adeta bizi kötülüklerden koruyan bir kalkan gibidir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), bir hadislerinde bu gerçeği şöyle dile getirir: “Oruç bir kalkandır”(Buhârî, Savm, 2)

Oruç ayı olan Ramazan ayı, bize sayısız nimetlerin kıymetini hatırlatarak, nimetlerin asıl sahibinin Allah olduğunu kavratarak bizi şükre yöneltir. Oruç, fertlerin ahlâkı üzerinde derin ve devamlı tesirler bırakır. Oruç tutanlar nefsin aşırı derecedeki isteklerini durdurmak ve iradelerine hakim olmak için büyük güç kazanırlar.

Oruç insanın Allah’a itaat ve teslimiyetle bağlandığı ve bu sayede azim ve iradesinin güçlendiği bir ibâdettir. Nefsi terbiye eder, edeplendirir, huylarını düzeltir, ahlâkını güzelleştirir, iradesine hakim olmasını, nefsine gâlip gelmesini sağlar.

Oruç insanın Allah’a itaat ve teslimiyetle bağlandığı ve bu sayede azim ve iradesinin güçlendiği bir ibâdettir. Nefis aç bırakılınca, sahibine tâbi olur, onu takip eder. Yani oruç sayesinde nefis aklın isteğine uyar. O halde başta oruç olmak üzere, namaz, zekât, hac, sadaka gibi ibadet ve iyilikler ruhu doyuran, ona itminan kazandıran manevi gıdalardır.

İşte, Allah’ın her emrinde olduğu gibi oruç ibâdetinde de birçok hikmetler, bizim için maddi ve mânevi pek çok faydalar vardır. Oruç, beden ve ruh dengesini sağlayan en kolay ve en pratik bir araç ve ibâdettir.   Oruçlu bir insan az besin ve enerji aldığı için, duygu melekeleri zayıflaması gerekirken aksine güçlenir. Oruç bedenin zindeliği ve sağlığı için tam bir altın reçetedir.

Ramazan ay'ı dinimizce en faziletli ve mukaddes bir aydır. Ebû Hureyre (r.a)'dan Resulullah (s.a.v.) 'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Ramazan ay'ı girince göklerin kapısı (başka bir rivayette Cennetin kapıları) açılır, Cehennemin kapıları kapanır, şeytanlar zincire vurulur" (Buhari, Savm, V).

Ubade b. es-Samit (r.a)'dan: Resulullah (s.a.v.) Ramazan ay'ının yeni girdiği bir gün şöyle buyurdu:

"Size bereket ayı Ramazan geldi. Bu ayda Allah sizi kuşatıp rahmetini indirir. Günahları bağışlayıp, duaları kabul eder. Allah bu ayda sizin hayır hususunda yarışmanıza bakar ve sizinle meleklerine karşı iftihar eder. Allah'a hayır ameller takdim ediniz. Şaki, günahkar, bu ayda Allahın rahmetinden mahrum olan kimsedir" (Taberani'den naklen et-Tergîb, II, 99).

Oruçluyken bilhassa öfkeden sakınmak gerekir. Zira açlık asabîliği içinde birtakım nefsânî davranışlara sürüklenmek, orucun rûhâniyetini zedeler. Hadîs-i şerîfte şöyle buyrulur:

“Hiçbiriniz (bilhassa) oruçlu olduğu gün, çirkin söz söylemesin ve kimse ile çekişmesin. Eğer biri, kendisine söver veya çatarsa; «ben oruçluyum» desin.”(Buhârî, Savm,  9.)

Ramazan, nefislerin terbiye edildiği, yoksulların görüp gözetildiği, Allah’ın af ve mağfiret deryasının adeta coştuğu bir aydır. Cennet kapılarının açıldığı, cehennem kapılarının kapandığı ve şeytanların zincire vurulduğu bu kutsal ayda, oruçlarımızı Allahın emrettiği şekilde tutalım. Zaten orucun farz olmasındaki hikmeti de Yüce Allah şöyle ifade buyurmaktadır: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı.”(Bakara, 183)

Oruç, Allah’ın ihsan ettiği nimet ve faziletleri tercih ederek bedenî arzuları yenmek ve nefsî baskılara tahammül etmek demektir. Mü’min, oruç sayesinde nefsine hakim olma melekesini kazanarak, kötü meyil ve arzulardan, günahlardan sakınıp, “takva” mertebesine ulaşır.

Takva ise, daima kalpleri uyanık bulundurarak, Allah’ın rızasını ve dostluğunu kazandırır. Sabahtan akşama kadar iradesiyle aç ve susuz duran, şehvetini dizginleyen insan, en hayatî alışkanlık ve ihtiyaçlarının da esâretinden kurtulmuş demektir,

Gönülden Muhabbetlerimle…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık