• 20 Mayıs 2019, Pazartesi 8:40
AdnanGÖNÜL

Adnan GÖNÜL

AFFETMEK ERDEMLİKTİR

Yüce dinimiz İslâm, insanın şahsına karşı yapılan hataları affetmeyi teşvik ederken, yapılan hataların örtülmesini ister. Zira hatasız kul olmaz. O hâlde insanoğlu kendisine yapılan hataları bağışlamasını bilmelidir.

Enes (r.a.) şöyle anlatır: Rasûlullah (s.a.v.) aramızda oturuyordu, azı dişleri gürününceye kadar tebessüm ettiğini gördük. Hz. Ömer (r.a.):

“–Anam babam sana feda olsun ey Allah’ın Rasûlü! Sizi böyle tebessüm ettiren nedir?” diye sordu. Efendimiz (s.a.v.) şunları anlattı:

“−Ümmetimden iki kişi Yüce Rabbimiz’in huzûrunda diz çöktüler. İçlerinden biri:

«–Ey Rabbim, benim hakkımı kardeşimden al!» dedi. Allah Teâlâ:

«–Hakkını kardeşinden nasıl alayım, zira onun hiçbir hasenâtı kalmamıştır?» buyurdu. O:

«–O zaman günahlarımın bir kısmını ona yükle!» dedi.”

Söz buraya gelince Allah Rasûlü (s.a.v.) ağladı, gözlerinden yaşlar dökülmeye başladı ve şöyle buyurdu:

“–Kıyamet günü öyle büyük bir gündür ki, o günde insanlar günahlarının başkalarına yüklenmesine son derece muhtaçtırlar.”

Sonra sözlerine şöyle devam etti:

“Allah Teâlâ hakkını talep eden kişiye:

«–Gözlerini kaldır ve cennetlere bak!» buyurdu. Adam başını kaldırınca:

«–Yâ Rabbi, altından yapılmış şehirler, altından yapılmış ve incilerle süslenmiş saraylar görüyorum. Bunlar hangi peygamber, hangi sıddîk veya hangi şehîd için hazırlandı?» dedi. Cenâb-ı Hak:

«–İstersen sen onlara mâlik olabilirsin» buyurdu. Adam:

«–Ne ile?» deyince, Allah Teâlâ:

«–Kardeşini affetmek sûretiyle» buyurdu. Adam:

«–Ey Rabbim, kardeşimi affettim» dedi. Bunun üzerine Allah Teâlâ:

«–Kardeşinin elinden tut ve onu cennete götür» buyurdu.”

Bu hâdiseyi anlattıktan sonra Allah Rasûlü (s.a.v.):

“–Allah’a karşı takvâ sahibi olun ve aranızı ıslaha çalışın! Gördüğünüz gibi Allah Teâlâ müslümanların arasını ıslah ediyor” buyurdu. (Hâkim, IV, 620/8718)

Hatasız kul olmaz. Hatasız olmak Allah'a mahsustur. Cenâb-ı Hak insanoğlunu yaratmış. Onu yeryüzünün halifesi kılmış. Her şeyi onun emrine vermiştir. Allah ve Rasûlü’nün mü’minlere olan şefkat ve merhameti ne kadar büyük…

Âyet-i kerimede şöyle buyrulur:

“Allah tarafından lutfedilen bir rahmet sâyesinde onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı kalpli olsaydın, etrafından dağılıp giderlerdi. Artık onları affet, onlar için Allah’tan mağfiret dile ve (hakkında vahiy inmeyen) işler husûsunda kendileriyle istişâre et! Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et! Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever.” (Âl-i İmrân, 159) Diğer bir âyet-i kerimede şöyle buyrulur:

“Af yolunu tut! İyi ve güzel olan şeyleri emret! (Delil kabul etmeyen ısrarcı) câhillerden yüz çevir.” (A‘râf, 199)

Câfer-i Sâdık Hazretleri’nin bir kölesi vardı. O su döküyor, Hazret de leğende ellerini yıkıyordu. Birden su elbisesine sıçradı. Câfer-i Sâdık(r.a.) köleye biraz kızarak baktı. Bunun üzerine köle:

“‒Efendim, Kur’an-ı Kerîm’de «Öfkelerini yutanlar» buyruluyor. (Âl-i İmrân, 134)” dedi. O zaman Câfer-i Sâdık Hazretleri:

“‒Öfkemi yuttum!” dedi. Köle âyetin devamını okudu:

“‒ İnsanları affedenler.” Câfer Hazretleri: 

“‒Haydi seni affettim.” dedi. Köle yine âyetin devamını okudu: 

“‒Allah ihsânda bulunan, iyilik eden kimseleri sever!” 

Bunun üzerine Câfer-i Sâdık (r.a.):   

“‒Haydi git, sen Allah Teâlâ’nın rızası için hürsün! Şu bin dînar para da senin!” buyurdu. (İbnü’l-Cevzî, Bahru’d-dümû’, s. 142. Krş. Kurtubî, IV, 207, [Âl-i İmrân, 134])

Affetmek bir erdemliliktir bu sebeple bu vasıf en çok Allah’a sonra da onun yeryüzündeki halifesi olan insana yakışmaktadır. Yüce kitabımızda şöyle buyrulmaktadır:

“(Ey Muhammed) Kullarıma, çok bağışlayıcı ve pek esirgeyici olduğumu haber ver”(Hicr, 49.)

“O takva sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar, öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever.”(Al-i İmran, 134.)

Allah Resûlüne birisi ağlayarak gelip: "Ya Resûlallah çok büyük günah işledim” der. Peygamberimiz: "Dünyadan büyük mü?" buyurur. O kişi “evet” der. Resûl: "Semadan büyük mü?" buyurur. Adam “evet” der. "arştan büyük mü?" buyurup “evet” cevabını alınca Resûl-i Ekrem: "Rabbim benim rahmetim her şeyi kuşattı.(A’raf Sûresi, 156.) buyurur.

Yazımızı, Mevlâna Hazretlerinin güzel bir teşbihi ile bitirelim. "Sema ağlar (yağmur yağar) yeryüzünde envai çeşit nebat biter. Çocuk ağlar anne memesinden kendine rızık yani süt iner, istediğine nail olur. Kişide tövbe ederken istediğine nail olmak yani tövbesinin kabul olmasını isterse, ağlaması gözyaşı dökmesi gerekir.” Gönülden Muhabbetlerimle…


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık