• 30 Aralık 2016, Cuma 7:37
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

YILBAŞI VE TAKLİT HASTALIĞIMIZ-1

Milliyyeti nisyân ederek her işimizde Efkâr-ı Fireng’e tebaiyyet yeni çıktı.                                   Ziya Paşa Büyük sosyolog İbni Haldun şöyle der: “Milletler ve medeniyetlerde insanlara benzer. Doğarlar, büyürler, yaşlanırlar ve ölürler.”

Elde hayat iksirimiz Kur’an varken, İslâm medeniyetinin ölmemesi gerekirdi. Yani bir yerde ölürse, başka bir yerde yeniden doğması, yükselip yücelmesi gerekirdi. Çünkü Peygamber Efendimiz veda hutbesinde, “size iki emanet bırakıyorum, onlara uyarsanız, yükselir ve yücelirsiniz, aksini yaparsanız zillet ve sefalete düşersiniz, onlar; Allah’ın kitabı ve benim sünnetim” (1) buyurmuştur.

 Her halde Müslümanlar bu iki emanete sahip çıkamadıkları için; Ortaçağda medeniyetin zirvesinde dolaştıkları halde, bugün maalesef acınacak durumdalar. Tamam bu da Müslümanların hatası, kaderin de bir cilvesi diye değerlendirilebilir ama, şairin dediği gibi, bu düşüşün, bu iflasın faturasını İslâm’a kesmişler ve “her şeyimizle biz Yahudi ve Nasarayı taklit etmezsek adam olamayız” gibi bir zihniyete kapılmışlardır.

Hâlbuki İslâm taklit düşmanıdır. Markadır, orijinaldir. Peygamberimiz bu hususta öyle hassas davranmış ki; İnsanları ibadete çağırmak için ilk zamanlar “çan çalalım” diyenlere Peygamberimiz; “o Hıristiyan adeti” demiş, boru öttürelim diyenlere “o Yahudilerin adeti” demiş ve ezanı bulmuşlar. İbadette Kudüs’ten yönlerini Kâbe’ye çevirmişler. Yahudiler Muharrem ayının sadece 10’uncu günü oruç tuttukları için Efendimiz “onlara benzememek için siz 9-10-11’inci günleri tutun” (2) buyurmuş. Gayri Müslimlerin tırnak kesmelerine, kılık kıyafetlerine, örf ve adetlerine benzememek için yeni yeni usuller ve adetler geliştirmiş ve İslâm’ın her şeyiyle orijinal olmasına önem göstermiştir.

Bu husustaki kararlılığı: “Kim bir kavme benzemek isterse o kimse, o kavimdendir.” (3) Hadisinde açık bir şekilde görülmektedir. Ünlü düşünür Buruno’nun: "Başkalarının izinden gidenler iz bırakamazlar.” sözü, konunun ne güzel özetidir.

Ama çok hassas olduğu bu konuda ümmetinin ahir zamanda hata edeceğini, Yahudi ve Hıristiyanların izinden gideceğini, onlar keler deliğine girse, Müslümanların da girmeye kalkacaklarını,  işte o zaman bir hiç olacaklarını, selin önündeki çör-çöp gibi olup, hiçbir ağırlıklarının olmayacağını (4) bildirmiş ve maalesef bugün o günler yaşanmakta ve dünya medyasında; “53 tane İslâm devleti var bir Fransa etmiyor” sözü dolaşmaktadır.

Norveçli bir gazetecinin şöyle bir tespiti vardır: “Türkler İtalyan kanunlarına göre ceza yerler, Alman kanunlarına göre borçlanırlar, İsviçre kanunlarına göre evlenip boşanırlar, İslâm kanunlarına göre de ölürler.” (5) Ankara hükümetinin ilk günlerinde Yenişehir gibi bazı semtlere (6) ve Meclisin yakınlarına köylüler ve pejmürde kıyafetli adamlar sokulmuyor ve meclise girmek isteyenlere mutlaka frak giyme mecburiyeti getirmişler. O zaman doğru dürüst elbise bulamayan insanlar frak’ı nerde bulacak? Açıkgöz Yahudilerden Meclis yakınındaki esnaflar birkaç boy frak diktirmiş, Meclise girmek isteyenlere kiraya vererek para kazanmış. (7) Bu mukallitliğimiz yüzünden Meclise Çekoslavakya’dan avizeler getirilmiş, gelmeden önce o zaman bir Demirperde memleketi olan bu memlekette Ruslar içine dinleme cihazları yerleştirmiş ve yıllarca Meclisimizi dinlemişler. (8)

Uzun müddet hiçbir şey yapmadan ağaç dalına konup, etrafı tarassut eden kartala özenen tavşan da, onu taklit etmeye kalkmış ve bir tilki tarafından afiyetle yenmiş. Bunu gören kartal: “Hem aşağıda olup hem de hiçbir şey yapmadan oturmanın, başkalarını taklit etmenin bedeli çok yüksektir. Tavşan

kardeş sen işin bu yanını hiç düşünmedin” demiş.

 

Dipnotlar:

1- Muvatta, Kader 3.

2- Tirmizî, savm 49.

3- Aclûnî, “Keşfü’l-Hafâ”, c. 2, s. 240.

4- Ebû Dâvud, Melahim, 5; Müsned, c. 5, s. 278.

5- Mehmet Serhan Tayşi, “Ali Emirî’nin İzinde”, Timaş Yay. 2009, s. 521.

6- Yavuz Bülent Bâkıler, “Gidenlerin Ardından”, Türk Edebiyatı Vakfı Yay. İst. 2006, s. 44.

7- Münevver Ayaşlı, “Dersaadet”, Timaş Yay. İst. 2005, s. 44.

8- Milliyet Gazetesi, 13.04.1984.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık