• 03 Mart 2017, Cuma 6:42
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

Türkler Barbar Değildir (1)

Dikkat edilirse daha düne kadar Demirperde memleketleri diye kanlı kinli oldukları Balkan devletlerini, Rusya’nın kalbinde olan Baltık devletlerini bile AB içine alıp bizi almayışlarının tek sebebi bu Osmanlı korkusu ve Türk fobisidir. Eski bakanlarımızdan Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş gençlik yıllarından şöyle bir hatırasını nakleder:

Doktora yapmak için Paris’e gider. Trende iki tane ihtiyar bayanların ba­vullarını taşımalarına yardım eder. Hamınlar çok memnun olurlar ve milliye­tini sorarlar. Türk olduğunu duyunca hayretler içinde kalırlar. Yalçıntaş sebe­bini sorunca onlar şöyle derler: “İnanmıyoruz, bir Türkün iki bayana yardım etmesi, bize barbar diye tanıtılan o insanların iki Fransız’a iyilikte bulunması aklın kabul edeceği şey değil” derler.(1)

 Fakat Osmanlı arşivleri incelendikçe fanatik olmayan Batılılar gözündeki bu olumsuz imajımız değişmektedir. Amerikalı Medeniyet Târihçisi Will Durant şöyle der:

 “Türklere barbar demek hatadır. Yani Roma’yı fetheden Germenler için söylendiği gibi, Türklere barbar denemez. Çünkü Türkler, İslâm dünyasını fethettikleri zaman barbar değildiler. Türk İslâm âlemindeki abideler, Türkle­rin barbar olduğunu iddia edenleri hayal kırıklığına uğratmaya kâfidir”(2)

Müslümanlar Ortadoğu’ya gireli 1500 sene oldu. Türkler de Anadolu’ya gireli 1000 seneye yaklaştı. Buralarda hâlâ Hıristiyanlar, Ermeniler, Yahûdiler ve bunların mâbetleri, manastırları, aziz ve azize türbeleri mevcuttur. Müslü­manlar Endülüs’te yani bugünkü İspanya’da 820 sene, Türklerde Balkanlarda 500 seneye yakın kaldılar. Endülüs’te ibâdete açık bir tek câmi bulunmaz, Balkanlarda dedelerimiz döneminde 11.000 câmi varmış(3) bugün başkent­lerde göstermelik birkaç taneden başka câmi kalmadı.

 400 sene kaldığımız Atina’da bir tek câmi yoktur.(4) Dedelerimizden kalan bütün câmi ve mescit­leri yerle bir etmişlerdir. Yunanlı bir târihçi “Osmanlı Balkanlardan çekilince Os­manlı imaret eserlerinin % 98’ini yakıp yıktık demiştir.(5)

 Ayakta kalan Osmanlı mâbetleri de meyhane, kerhane, sinema, tiyatro, içkili lokanta gibi çok süfli işlerde kullanılıyor ve içinde sex filmleri oynatılıyor.(6) Evliya Çe­lebi Selanik’i minâreler şehri olarak niteler ve Selanik’te 150 tane câminin olduğunu kaydeder.(7) Bugün ise bunlardan eser kalmamıştır.

Onlarca evliya türbesinden ise bugün bu şehirde yalnız Musa Baba türbesi ayaktadır. Dün­yada Müslümanların ibâdet yapacağı hiç câmi olmayan tek başkenti Atina’dır. Hürriyet Gazetesinin bildirdiğine, şimdi dünyaya karşı ayıp oluyor diye bir askerî hangarı câmi yapma gayretine girmişler.

Bunlar o kadar Osmanlı ve Türk düşmanı ki; dedelerimizden kalma bir câminin restore edilip hizmete sunulmasını bile kabul etmiyorlar.(8) Bin senedir içimizde varlıklarını devam ettiren azınlıklar var, hem de memleketin kaymağını ve kremasını yiyorlar çok zengin durumdalar. Ama Balkanlarda bir avuç Evlad-ı Fâtihan denen Türk’e, Müslümanlara neler yaptıklarını 21. Asırda ve Avrupa’nın göbeğinde Bosna savaşında aynel yakın gördük.

Şehitlerimizin bizim en kutsallarımızdan olduğunu bile bile, Pilevne şe­hitlerimizin kemiklerini İngiltere’nin Bristol limanına götürüp gübre yapılmak üzere fabrikaya satmışlardır.(9) Kim barbar? Kim medeni?

Avustralya Aborjinlerinden M. Kay şöyle demiştir: “İngilizler ilk defa bizim topraklarımıza ayak bastıkları zaman, dedelerimize bir elleriyle İncil uzattılar, öbür elleriyle de silâh. Hıristiyanlığı kabul etmeyeni barbarca öl­dürdüler. Bunlar medenî değil, olamazlar da…

Bizim 5-6 yaşlarındaki ço­cuklarımızı, kafalarına kadar toprağa gömüp polo oynamışlar. (Polo, İngiliz­lerin bir çeşit at üzerinde yaptıkları spor) O masumların kafalarına top gibi vurup patlatıyor ve böylece neşelerini buluyorlardı. Orijin: asıl, yerli demek. Aborjin: İse kökü kazınan yerli demektir.

Bu ismi bize İngilizler verdi ve kö­kümüzü kazıdılar. Bizim asıl ismimiz Koories…İngilizler Kaptan Kuk’u (Cook) bir kâşif, bir ilim adamı gibi tanıtıyorlar. Onun hakkında hazırlanmış bir dizi bizim televizyonda gösterildi. Melbourn’da kaldığı ev bir müze olarak ziyarete açıldı.

 

Dipnotlar:

1- Nevzat Yalçıntaş, “Hatıralar”, İşaret Yay. İst. 2012, s.181.

2 - Wil Durant, “İslâm Medeniyeti”,Tercü.1001 Temel Eser,Terceme Orhan Bahaeddin, s.33, 231.

3 - Altan Araslı, “Avrupada Türk İzleri”, Kültür Bak.Yay. Ankara, 2001,c.1, s. 45.

4 - Milliyet Gazetesi, 08. 05. 2004.

5 - Milliyet Gazetesi, 26. 06. 2000.

6 - Târih ve Düşence Dergisi, sayı 6, s. 73. (Tür¬kiye Gazetesi -Resimleriyle beraber- 09. 01. 1990).

7 - Derin Târih Dergisi, Şubat 2014, sayı 23, s. 112.

8 - Hürriyet Gazetesi, 08 Eylül 2011, Yorgo Kırbaki, Atina. 

9- Yılmaz Öztuna, “Büyük Türkiye Târihi”, Ötüken Yay. 1977, c. 12, s. 414.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık