• 16 Mayıs 2015, Cumartesi 0:00
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

TAKLİT-1

Milliyyeti nisyân ederek her işimizde

Efkâr-ı Fireng’e tebaiyyet yeni çıktı.  

Ziya Paşa

Büyük sosyolog İbni Haldun şöyle der: “Milletler ve me­deniyetlerde in­sanlara benzer. Doğarlar, büyürler, yaşlanırlar ve ölürler.”

Elde hayat iksirimiz Kur’an varken, İslâm medeniyetinin ölmemesi gere­kirdi. Yani bir yerde ölürse, başka bir yerde yeni­den doğması, yükselip yü­celmesi gerekirdi. Çünkü Peygamber Efendimiz veda hutbesinde, “size iki emanet bırakıyorum, on­lara uyarsanız, yükselir ve yücelirsiniz, aksini    ya­parsanız zillet ve sefalete düşersiniz, onlar; Allah’ın kitabı ve benim sünne­tim”([1])  buyurmuştur. Her halde Müslümanlar bu iki emanete sahip çıkamadık­ları için; Ortaçağda medeniyetin zirvesinde dolaştıkları halde, bu­gün maalesef acınacak durumdalar.

 

Tamam bu da Müslümanların hatası, kaderin de bir cilvesi diye değerlen­dirilebilir ama, şairin dediği gibi, bu düşüşün, bu iflasın faturasını İslâm’a kesmişler ve “her şeyimizle biz Yahudi ve Nasarayı taklit etmezsek adam olamayız” gibi bir zihniyete kapılmışlardır.

Hâlbuki İslâm taklit düşmanıdır. Markadır, orijinaldir. Peygamberimiz bu hususta öyle hassas davranmış ki; İnsanları ibadete çağırmak için ilk zamanlar “çan çalalım” diyenlere Peygamberimiz; “o Hıristiyan adeti” demiş, boru öttürelim diyenlere “o Yahudilerin adeti” demiş ve ezanı bulmuşlar. İba­dette Kudüs’ten yönlerini Kâbe’ye çevirmişler. Yahudiler Mu­harrem ayının sadece 10’uncu günü oruç tuttukları için Efendi­miz “onlara benzememek için siz 9-10-11’inci günleri tu­tun” ([2]) buyurmuş.

Gayrimüslimlerin tırnak kesmelerine, kılık kıyafetle­rine, örf ve adetlerine benzememek için yeni yeni usuller ve adetler geliştirmiş ve İslâm’ın her şeyiyle orijinal olmasına önem gös­termiştir.

Bu husus­taki kararlılığı: “Kim bir kavme benzemek isterse o kimse, o kavim­den­dir.”([3]) hadisinde açık bir şekilde görülmek­tedir. Ünlü düşünür Buruno’nun: "Başkala­rının izin­den gidenler iz bırakamazlar.” sözü, konunun ne güzel özetidir. 

Ama çok hassas olduğu bu konuda ümmetinin ahir za­manda hata edece­ğini, Yahudi ve Hıristiyanların izinden gide­ceğini, onlar keler deliğine girse, Müslümanların da girmeye kalkacaklarını,([4]) işte o zaman bir hiç olacaklarını, selin önün­deki çör-çöp gibi olup, hiçbir ağırlıklarının olmayacağını([5]) bildir­miş ve maalesef bugün o günler yaşanmakta ve dünya medyasında; “53 tane İslâm devleti var bir Fransa etmiyor” sözü dolaşmaktadır. 

Norveçli bir gazetecinin şöyle bir tespiti vardır: “Türkler İtalyan kanun­larına göre ceza yerler, Alman kanunlarına göre borçlanırlar, İsviçre kanun­larına göre evlenip boşanırlar, İslam kanunlarına göre de ölürler.” ([6])

Ankara hükümetinin ilk günlerinde Yenişehir gibi bazı semtlere([7]) ve Mec­lisin yakınlarına köylüler ve pejmürde kıya­fetli adamlar sokulmuyor ve meclise girmek isteyenlere mutlaka frak giyme mecburiyeti getirmişler. O zaman doğru dürüst el­bise bulamayan insanlar frak’ı nerde bulacak?

Açıkgöz Yahu­dilerden Meclis yakınındaki esnaflar birkaç boy frak diktirmiş, Meclise girmek isteyenlere kiraya vererek para kazanmış.([8]) Bu mukallitliğimiz yüzün­den Meclise Çekoslavakya’dan avizeler getirilmiş, gelmeden önce o zaman bir Demirperde memleketi olan bu memlekette Ruslar içine dinleme cihazları yerleştirmiş ve yıllarca Meclisimizi dinlemişler.([9])   

Uzun müddet hiçbir şey yapmadan ağaç dalına konup, etrafı tarassut eden kartala özenen tavşan da, onu taklit etmeye kalk­mış ve bir tilki tarafından afiyetle yenmiş. Bunu gören kartal:  “Hem aşağıda olup hem de hiçbir şey yapmadan oturmanın, başkalarını taklit etmenin bedeli çok yüksektir. Tavşan kardeş sen işin bu yanını hiç düşünmedin” demiş.

Dipnotlar:

1-Muvatta, Kader 3.

2-Tirmizî, savm 49.

3-Aclûnî, “Keşfü’l-Hafâ”, c. 2, s. 240.

4-M. Fethullah Gülen, a. g. e. c. 1, s. 124.

5-Ebû Dâvud, Melahim, 5; Müsned, c. 5, s. 278.  

6-Mehmet Serhan Tayşi, “Ali Emirî’nin İzinde”, Timaş Yay. 2009, s. 521.

7-Yavuz Bülent Bâkıler, “Gidenlerin Ardından”, Türk Edebiyatı Vakfı Yay. İst. 2006, s. 44.

8-Münevver Ayaşlı, “Dersaadet”, Timaş Yay. İst. 2005, s. 44.

9-Milliyet Gazetesi, 13.04.1984.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık