• 28 Aralık 2016, Çarşamba 7:40
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

SÖZ - SÜKÛT - DİLİNİN BELÂSINI ÇEKENLER-1

Söz ola kestire başı

Söz ola kese savaşı

Söz ola ağulu aşı

Bal ile yağ ede bir söz

 

Kişi bile söz demini

Demeye sözün kemini

Bu dünya cehennemini

Sekiz uçmağ ede bir söz

        Yunus

 

Gerçekten tatlı söz, cehennemi 8 katlı cennet yapar. İn­sanlar dilleri ile ya­şadıkları ortamı, hanelerini cennette cehen­nemde yapabilir. “Tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır” demişler.

Cenâb-ı Allah; “tatlı dilli, güler yüzlü olmayı emrediyor”, “güzel sözlü olmak sadaka vermekten daha evla”([1]) buyuru­yor.

 Peygamberimiz de “güler yüz, tatlı dil, sadakadır”([2]) buyu­ruyor. Az, öz ve doğru konuşmayı tavsiye ediyorlar. Dil 50 gramlık bir uzuvdur ama insan onun sayesinde cennete de, cehenneme de gidebilir veya bu dünyasını cennet de, cehennem de edebilir. Nitekim büyükler:

“Sözlerin iş bitiren cinsten olsun, baş götüren cinsten değil. Yani bedelini başınla ödeyeceğin şeyleri dilinle söyleme.” de­mişler.

 Cemil Çiftçi’nin “Maktül Şairler” isimli güzel eserini okuyacak olursak, dilinin belâsına kurban giden, kelleyi kesti­ren, ömrünü eza, cefa ve çilelerle zindanlarda geçiren nice in­sanları görürüz. Bunları yazarken de; haksızlık karşısında susa­caksın, dilsiz şeytan olacaksın, bazılarının dediği gibi, karışma­yacaksın, konuşmayacaksın, çalışmayacaksın manasına değil. Yersiz ve lüzumsuz konuşmayacaksın.

Yu­nus baştaki şiirde ne güzel diyor: “Kişi bile söz demini, demeye sözün ke­mini.”

Makbul İbrahim Paşa, Yunan sahillerinde bir Rum balıkçı­nın çocuğudur. Esir edilir ve Manisalı dul bir kadına verilir. Keman eğitimi alır, Kanuninin dikkatini çeker, saraya aldırır,  paşa, vezir ve sadrazam olur. Kanuninin kız kardeşi ile evlenir. On üç sene sadrazamlık yapar. Adı makbul İbrahim Paşa olur. Şurası çok dikkat çekici ki; Osmanlı kültür potasının güç ve kudretine bakın ki, dul bir kadının yetiştirdiği bir delikanlı, devletin en zirve noktasına çıkabiliyor. Kanuni bu adama; “ya­şadığım müddetçe idam ettirmeyeceğim” diye yemin ve gü­vence verir. Verilen bu büyük yetkiler, taltif ve takdirler paşayı azdırır ve kendisini dev aynasında görmeye başlar, birçok hata­lar ya­par, birisi de konumuzla ilgili olanıdır.

Balkanlara yapılan bir sefer dönüşü, Hıristiyanların DNA’larına yerleşen heykel sevgisi depreşir ve birçok heykeli getirip At Meydanına diktirir. Figânî isimli bir şair; “Dünyaya meşhur iki İbrahim geldi, biri Hz. İbrahim’dir put yıkan, biride Makbul İbrahim Paşadır put diken” mealindeki şu beyti söyleyince, İbrahim Paşa onu idam ettirir.([3])

 

Dü İbrahim âmed be-ruy-i cihân

Yeki büt şiken şod yeki büt nişân            

Ama “eden bulur” demişler. Bu İbrahim Paşanın azgınlık­ları had safhaya varınca, Kanuni yemin ettiği için bu adamdan kurtulmanın yollarını arar, ule­maya sorar. Alimler derler ki; “sen yaşadığım müddetçe idam ettirmeyeceğim demişsin sulta­nım, uyku yarı ölüm demişler, uyuyan kişi hayatta sayılmaz, dolayısıyla siz uykuya yatın, bizde bu adamdan kurtulalım” demişler, birazda hile-i şer’iyye yaparak paşayı idam etmişler, ondan sonra da Maktul İbrahim Paşa diye anılmış.([4]) 

 

Bu hususta söylenmiş güzel sözlerden ve şiirlerden bazıları:

“Akıl kemale erdikçe söz noksanlaşır. Senden soruluncaya kadar susmak, susturuluncaya kadar söylemekten daha hayırlı­dır.”  Hz. Ali

 “Yerinde söz söyleyen, özür dilemek zorunda kalmaz.”  Fatih Sultan Mehmet

Çok geveze ve köse birisi hiç durmadan konuşurmuş. Birisi demiş ki “iyi ki bu adamı Allah köse yaratmış, öyle olmasa ber­ber tıraş edecek zaman bu­lamazdı!..”

“Düşünmeksizin söz söyleyen kişi, nişan almaksızın tüfek atan avcıya benzer.”   Türk Atasözü

“Çok dinlememiz, çok okumamız ve az konuşmamız için, iki kulağımız, iki gözümüz ve bir dilimiz vardır.”    Diyogenes

“Kendi dişlerimin arasında olmasına rağmen kendi dilime hâkim olamı­yorsam, başkalarının diline nasıl hakim olayım.”   Benjamin Franklin

“İnsan ne söylediğini bilmeli, fakat her bildiğini söyleme­melidir.”  Na­mık Kemal.

“İnsan şişirilmiş bir balon gibidir. Ağzı açılınca söner.”   Kaşgarlı Mahmut

Ebu Hanife’nin yüzüğünde “gulil hayr ve illa feskut- Ya ha­yır söyle ya­hut sus” yazarmış. Boş boğaz ile pisboğazın başı dertten korkulmaz imiş.

 

Dipnotlar:

1- Bakara Sûresi, 263.

2- Ahmet  b. Hanbel, Müsned, c. 3, s. 344-360.

3- Cemil Çiftçi, “Maktul Şairler”, Kitabevi Yayınları, İst. 1997, s. 183.

4- Hester Donaldson Jenkins, “Pargalı İbrahim Paşa (Makbul-Maktül İbrahim Paşa),

        Yeditepe Yay. Çev: Nilüfer Epçeli, İst. 2011, s. 4, 9, 32. 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık