• 15 Kasım 2017, Çarşamba 7:13
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

Son Dönemlerdeki Hâli Pür Melâlimiz (3)

UCL beyin araştırma Enstitüsünden Dr. Arnold Scheibel; “Öğrenme azmi olan kişilerde hâfıza (beyin) canlılığını ölünceye kadar muhâfaza edi­yor” der. Jaurnal Nourology adlı tıp dergisinde, çok okuyan insanların, yaşlı­lıklarında daha az hâfıza kaybına uğradıkları yazılıyor.(1)

Dünyada beyin üzerine otorite olan, ABD de Asrın Tıp Ödülünü alan,(2) Cumhurbaşkanımızdan da Devlet Şeref Nişanı alan dünyaca ünlü beyin cerra­hımız Prof. Gâzi Yaşargil (D. 1925) 77 yaşında olmasına rağmen hâlâ genç ve dinç ol­masının, en hassas beyin ameliyatlarına bile girebilmesinin sebebini sorarlar. O şöyle demiştir: “Beyninizi ve bedeninizi geliştirmek ve genç tutmak için çok çalışın, çok okuyun, bulmaca çözün, müzik dinleyin. Ben sanat müziği dinliyorum” (3)

Fleticher şöyle der: “Genç zekâları kitaplarla beslemeyen milletler, hüs­rana uğramaya mahkûmdurlar”.

Horace Mann de; “Mümkün olsaydı, her karış toprağa buğday eker gibi kitap ekerdim” der.

Konfüçyüs de Al­lah'a şöyle dua eder: “Rabbim. Bana kitap dolu bir evle, çiçek dolu bir bahçe ver yeter. Başka bir şey istemem”.

Çiçero; “Kitapsız bir oda, ruhsuz bir adama benzer” diyor.

Almanya’da bin kişiye 2700 kitap, ABD de 12000, Türkiye'de ise saâdece 7 kitap düşmektedir.(4) Avrupa’da yapılan bir araştırmada; Târihini en az okuyan ve en az ilgilenen Türk çocukları çıkıyor.(5)

Halen piyasada 3575 yabancı dilden tercüme varken, yalnız 841 Türk kitabı yabancı dile çevrilmiş, bu da memleketimizin büyük bir kültür istilâsı ile karşı karşıya olduğunu gösterir.(6)

Fakat her şeye rağmen, Cumhuriyet döneminden sonra da münferit bazı gayretler olmuş, okuma ve kitap aşkı ile kıvranan, vatana ve millete faydalı olmak için davranan, genç nesillere örnek olmak için çırpınan insanlar olmuş ve olmaktadır.

Süheyl Ünver 85 yaşında bile kütüphâne kütüphâne dolaşır araştırır, in­celer ve okurmuş bir gün Süleymaniye Kütüphânesi Müdürü Muammer Ülker Bey’e şöyle der: “Gelirken yolda kime rastladım bilir misin?” Kime Hocam? “Azrail’e.”  Ne oldu? “Beni ne zaman alacaksın?” diye sordum, ne dedi ho­cam? “Seni ne zaman boş bulursam o zaman alacağım dedi” der.  Gülüşür­ler.(7) Ama bu çalışkan zattan bu millete, 150 dolayında kitap ve yayın, 1116 defter, 453 dosya olmak üzere 2000’e yakın materyal kalmıştır.(8)

Mahmud Muhtar Paşa şu târihî itirafta bulunmuştur: “Her millet yaptık­ları savaşlara dair birçok eserlere ve târihlere sahip oldukları halde, ne yazık ki bu ana kadar Osmanlılar, ekseriya kendi yaptıkları savaşları yabancı dil ile yayınlanan kitaplardan okumak ve incelemek zorunda kalmışlardır.”(9)

Ferid Ragıp Tuncer 96 yıl yaşamış ve 90 kitap yazmıştır. Ama o kadar kitap ve kütüphâne hastası ki; bir gün müdavimi olduğu Beyazıd Devlet Kütüphânesine gelmiş ama biraz üzgün durunca “Hayrola Ferid bey biraz üzgün duruyorsunuz?” denince şöyle cevap vermiş: “Evet bugün bizim hanım sizlere ömür ama ne var ne yok şöyle bir dolaşayım diye geldim”(10)

Ahmed Midhad Efendi de ekmek parasını kitaba verecek kadar kitap aşığı birisi idi ve kendisi de 226 kitap yazmıştır.(11) Nâmık Kemal’in ölümünden 6 saat önce kitap okuduğunu oğlu Ali Ekrem Bey söylemiştir.(12) Konya’nın meşhur ve mağfur âlimi Hacıveyiszâde öldükten sonra kitaplarının Yazma Eserler Kitaplığına verilmesini vasiyet eder. Gelen komisyon üyeleri kitapları inceler, listelerini yaparlar bu arada bütün kitapların okunup, kenarlarına not­lar alındığını görünce hayret ederek kendi aralarında; “bir insan ömrünün bu kadar kitabı okumaya nasıl yettiğini” konuşurlar. O arada oralarda dolaşıp duran çocuk yaştaki Hoca Efendinin torunu Hasan Küçükaşçı’nın; “Ama de­dem kahvaltıda çay içerken bile vaktini boşa geçirmez kitap okurdu” dediği rivâyet edilir.(13)

 Rahmetli Arif Nihat Asya'nın:

Şu kitaplar Fâtih’tir, Selimdir, Süleyman’dır.

Şu mihrap Sinaüddin şu minâre Sinan’dır.

Haydi, artık uyuyan destanını uyandır.

Niçin hâlâ gündelik işlerle telaştasın.

Fâtih'in İstanbul’u fethettiği yaştasın

İngiliz yazar Corc Orwıns; dillerini değiştirmek sûretiyle milletlerin nasıl yıkılıp yok olduklarını anlatan bir kitap yazmıştır. Bir milletin dilinin, lisanı­nın değiştirilmesi, o milletin bugünkü tabirle hâfızasının resetlenmesi yani geçmişi ile tamamen alakasının kesilmesi demektir.

 Böyle milletler millî rü­yalar göremezler, kahramanlar yetiştiremezler, yükselip yücelemezler. Millî tekevvünü gerçekleştiremezler. Bugün bir uyanış varsa, târihî bir teyakkuz varsa bu hırsızlık eseridir. Yani genç nesiller resmi târihin haricinde hırsızlık neticesi, millî kahramanlardan alabildikleri, çalabildikleri bilgiler sayesinde­dir.

Dipnotlar:

1- Milliyet  Gazetesi, 15. 07. 1999.

2- Milliyet Gazetesi, 03.11. 1999.

3- Milliyet Gazetesi, 20. 05. 1999.

4- Sur Dergisi, Kasım 2001, s. 23.

5- Târih ve Düşünce Dergisi, sayı: 4,  s. 72.

6- Sur Dergisi, sayı: 236, s. 21.

7- Ahmed Güner Sayar, “A. Süheyl Ünver”, Ötüken Yay. İst. 2011, s. 466.

8- Ahmed Güner Sayar, “A. Süheyl Ünver”, Ötüken Yay. İst. 2011, s. 590.

9- Mahmud Muhtar Paşa, “Rumeli’yi Neden Kaybettik?”, Örgün Yay. İst. 2007, s. 18.

10- Dursun Gürlek, “Kültür Dünyamızdan Manzaralar”, Kubbealtı Yay. İst. 2010, s. 104.

11- İbrahim Refik, “Kültürde Dirilmek”, TÖV Yay. İzmir, 1998, s. 113.

12- A. Ragıp Akyavaş, “Üstad-ı Hayat-2”, TDV Yay, Ankara 2005, c, 2, s. 133.

13- Mehmed Ali Uz,“Hacı Veyiszâde Mustafa Efendi”,Selçuklu Bel. Kül. Yay.Konya 2008,s.145


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

yukarı çık