);*} ÖZLENEN OSMANLI (2)
  • 13 Şubat 2018, Salı 7:39
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

ÖZLENEN OSMANLI (2)

Bugün bile burası Macarlar tarafından ziyaret edilen, hürmet gösterilen, dilekler tutulan, himmet beklenen bir türbedir. Gülbaba Türbesi de aynı şekilde hürmet ve tazim gör­mektedir.(1)  

Macarlar, Son Budin vâlimiz Abdurrahman Abdi Paşa’nın da Buda­peşte’nin en güzel bir yerine heykelini dikmişler ve kitâbesine şunları yaz­mışlardır: “...Kahraman düşmandı rahat uyusun”(2) Dedelerimiz her yönle­riyle kendilerini kabul ettirip sevdirmeseler, kendi memleketlerini işgale gelen insanlar için Macarlar bunları yazarlar mıydı? Şu haberde ne kadar etkileyici:

Macaristanın Eger Kenti Osmanlının 91 bir yıl idâresinde kalmış ve cancağı (en uçu noktası) olmuştur. 2000’li yılların başında bu kentin belediye başkanı Habis Laszlo ve milletvekili Zsolt Nyitrai, Türkiyenin Macaristan Büyükelçisi Şakir Fakılı ve Türk-Macar Dostluk derneği yetkilileri ile irtibata geçip, 3 ton ağırlığında 62 metrekare büyüklüğünde Osmanlı Otağ-ı Hümâyun çadırını Türkiye’de yaptırıp Türk Kardeşlik Parkına kurdurmuşlar, ayrıca 16. Yüzyılda Eger şehrine ziyarette bulunan ünlü Türk seyyahı Evliya Çelebi'nin kale önüne bir heykelini yapıp dikmişlerdir. Bu faaliyetler için 50 bin Euro har­camışlardır.

Fransa’nın İzmir doğumlu eski başbakanı Edvard Balladur’a Fransa’nın TV2 kanalında yapılan bir röportajda “Siz Türk köken­lisiniz değil mi?” soru­suna kızarak; “hayır ben Osmanlı kökenli­yim” diyerek spikeri azarlamıştır.(3)

Sırp lider Miloseviç'in zulümlerinden bıkan halkın gösteri ve mitingler tertip ederek ellerinde "Osmanlının bize tanıdığı hak ve öz­gürlükleri tanı ye­ter, Fazlasını istemeyiz" diye pankartlar taşıdığı, medya kanalıyla bütün dün­yaya yansıyan bir gerçektir.(4) 

Avusturya TV sinin hazırladığı Osmanlıyla ilgili bir programda, târihte en çok onlarla savaştığı, Viyana kapılarına kadar dayandığı, 6 asır onları korku içinde yaşattığı halde "Osmanlı ölürken bile güzeldi" denmiş ve Os­manlıdan sitayişle bahsedilmiştir.(5)

Avrupa’nın her tarafından Türklerle ilgili, çeşme, büst, heykel, resim, Türk isimleri, sokak isimleri, birçok köy isimleri bulunur. Bu insanlar düşmanlarının bu hatıralarına niye bağlılar? Avrupa’da en büyük Türk düş­manlığını Papazlar ve idâreciler yapmışlardır. Halk Türkleri tanıdıkça onların gönlünde yer etmişlerdir.(6)

Belçika'da yayınlanan,  tirajı yüksek haftalık KINACK dergi­sinde ya­yınlanan bir makalede: "Balkanlar en huzurlu günlerini Osmanlı döne­minde yaşadı.  Osmanlı gitti, huzur ve istikrar bitti"(7) denmiştir.

İş dünyasındaki saygınlığı ile tanınan, Fortune Dergisi ta­rafından üst üste iki yıl en başarılı iş kadını seçilen ve dünya­nın en büyük 13 şirketinden birinin başında olan HP’nin CEO su Carly Fiorina, 11 Eylül saldırılarından sonra Yakın târihin iki süper gücü olan ABD ve Osmanlıyı kıyasladı ve şöyle dedi:

 “Osmanlı birçok farklı etnik kökene ve dine mensup insanlara âdeta barış köprüsü olmayı bildi. Dünya, uzun yıllar hiç bu kadar ahenkle, refah ve huzur içinde yönetilmemişti. Osmanlıda lider­liğin temelinde birikim ve yetenek vardı. Mirasa dayalı bir liderlik düzeni, (ABD) düzeni toplumlarımızı böldü...ABD Osmanlıyı örnek almalı”(8)  

Afrika’da Osmanlı Özlemi:

Osmanlı çekilince Afrika yetim kaldı. Kendisini Afrika'daki son Osmanlı olarak tanımlayan Eski Cibuti Cumhurbaşkanı Ali Arif Burhan, yaptığı açık­lamada; "Osmanlı bölgeden çekilince Afrika yetim kaldı. Bölgede barış bitti. Bu coğrafyaya tekrar geri dönün, bizi Batılıların boyunduruğundan kurtarın."

"Osmanlı târihini tamamen yok ettiler. Cibuti'de kızlar evlenirken, dü­ğünlerinde 'İstanbul feneri gibi parla, ülkeni aydınlat' diye şarkı söylerlerdi. Hatıralarımız siliniyor" diyen Arif Burhan, Osmanlılar ile olan bağını şöyle anlattı:

"Dedem Ebû Bekir Paşa yaklaşık 40 sene Afrika Boynuzu'nu yönetti. İda­resi boyunca Osmanlı Paşası'ydı. O dönemde Cibuti diye bir ülke yoktu. Ebû Bekir Paşa, Osmanlı Devleti'ne bağlı olarak vergi topluyordu. Osmanlı çekilince dedem İngilizler yerine Fransızlarla himâye anlaşması yapmak zo­runda kaldı. Dedem öldükten sonra babam Burhan Bey, Fransızlardan ba­ğımsız olarak Cibuti'yi kurdu."

Arif Burhan, daha sonra Fransızların ülkeyi kolonileştirmek istediğini, babasının bu durumu fark ederek önlem almaya çalıştığını vurgulayarak, söz­lerini şöyle sürdürdü:

"Fransızların planlarını fark eden babam, sömürü politikasına karşı koymaya çalıştı ama engelleyemedi. Tüm çabalarına rağmen Fransızlar, 1910 yılında ülkeyi sömürge altına almaya başladı. Sömürüye karşı koyduğu için Fransızlar babamı tutukladı. Cibuti, 1977 yılına kadar sömürülmeye devam etti."

Dipnotlar:

1- Altan Araslı, “Avrupada Türk İzleri”, Kültür Bak.Yay. Ankara, 2001, c. 1, s. 23, 43.

2- Altan Araslı, “Avrupada Türk İzleri”, Kültür Bak.Yay. Ankara, 2001, c.1, s. 99.

3- Milliyet Gazetesi, 16. 05. 2000.

4- Milliyet Gazetesi, 08. 01. 1997.

5- İlhan Bardakçı, “İmparatorluğa Veda”, Hülbe Yay. Ank. 1985, s. 11.  

6- Altan Araslı, “Avrupada Türk İzleri”, Kültür Bak.Yay. Ankara, 2001, c. 1, s. 172.

7- Türkiye Gazetesi, 13.  01. 1996.

8- Türkiye Gazetesi, 08. 11. 2001; Târih ve Düşünce Dergisi, Ocak-Şubat 2002, s. 74.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık