);*} OSMANLIYA İHÂNET (1)
  • 05 Şubat 2018, Pazartesi 7:42
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

OSMANLIYA İHÂNET (1)

Hâinlerin Cezası Dünyada Başlar:

Târihte birçok örnekleri vardır ki; hâinlerin cezası öbür âleme kalmıyor, dünyada iken belâlarını buluyorlar. Misaller çoktur ama biz birkaç tanesini arz edelim:

Muaviye, Hz.Hasanın karısını kandırıp; “kocanı zehirler öldürürsen seni oğlum Yezid’e nikahlarım, Halîfe karısı olursun” demiş, ama Hz. Hasan ze­hirlenip şehit edildikten sonra kadın bu vadini hatırlatınca; “Neuzü billah, senin şerrinden Allah’a sığınırım. Hz. Peygamberin ciğerpare torununa hâin­lik yapıp zehirleyen senin gibi bir kadını ben nasıl oğluma alırım” mealinde sözler söyleyip reddetmiştir.(1) 

Meşhur Cengiz Han’ın kardeşi Camoka ile arası açılır, ayrılırlar. Camoka’nın generallerinden bazıları ona ihânet edip, Cengiz Han’ın yanına gelir. Cengiz Han bu ihâneti affetmez ve ibret-i âlem için hepsini idam etti­rir.(2)

Ankara Savaşının en kritik döneminde, Osmanlı ordusu içindeki tatarlar, Yıldırım’a ihânet edip, Timur tarafına geçmek sûretiyle paniğe ve bozguna sebep olmuşlar ve Yıldırımın esir düşmesine, Osmanlının fetret dönemine girmesine vesile olmuşlardır. Ama Timur; onlar sayesinde savaşı kazanmasına rağmen bu hâinleri affetmemiş, birçoğunu katlettirmiştir.(3)

Dolayısıyla Osmanlıya yani velinimetlerine ihânet eden insanlarda dün­yada iken belâlarını bulup, cezalarını çekmişlerdir. Bu hususa da birkaç misal verelim:

Osmanlıya İhânet Eden Milletler:

Başta kendi milletimiz dedelerine ihânet etmişlerdir. “Hânedanın Sür­günü” bölümünde anlatıldığı üzere başta Jön Türkler ve İttihat Terakki cemi­yeti üyeleri, mason olanlar bilinçli olarak, olmayanların birçoğu da bilmeden Haçlıların oyuncağı olmuş, onların teşvik ve tesirleri ile kendi öz dedelerine ihânet etmişlerdir. Bunlar kendi başlıkları altında detaylı ele alınacağı için burada fazla derinliğe girmiyoruz. Balkan Savaşları esnasında oradaki zen­ginleşmiş ve şuursuzlaşmış Türkler bile Osmanlıya ihânet içinde olabilmiş, kendi askerimizi desteklememiş, yardım etmemiş, elinden geleni yapmamış ve Balkan palikaryalarına çanak tutmuştur. Mareşal Fevzi Çakmak merhum hatıralarında bunu gâyet ibretli bir şekilde anlatır.(4)

Kendi öz torunları Osmanlıya karşı gaflet ve ihânet içinde iken Başka milletlerden sadâkat beklemek tabii ki safdillik olur. Târihe ve Osmanlıya karşı en şuursuz, en müfrit, en tehlikeli düşmanlığı da Cumhuriyet dönemi insanları yapmıştır. Kitabımızın değişik başlıkları altında dile getirileceği için ayrı bir başlık halinde incelemeye gerek görmedim.

Balkan milletleri ilk dönemler Osmanlıyı kendileri davet edip, onların idâresine gönüllü girmişler, son zamanlarda ise onlara ihânet etmişlerdir. Tabi burada vebâlin tamamı onlara âit değil, Osmanlıda son zamanlarda bozulmuş, tefessüh etmiş, Osmanlılık adına sâdece isimleri kalmıştır. Bunun neticesi de isyanlar, ihtilallar ve ihânetler başlamıştır. Ama yine de Osmanlıya ihânet edenlerin akıbetleri hiçte iyi olmamıştır.

Meselâ Balkan Milletleri; Bulgarlar, Sırplar, Arnavutlar, Boşnaklar, Ro­menler… Osmanlı idâresinden sonra onları hâkimiyeti altına alan komünist Rusya bir asra yakın kan ağlatmış ve Osmanlı günlerini mumla aramışlardır.

Miloseviç'in zulmünden, katliamlarından akın-akın komşu ülkelere kaçan Arnavutların arasından 78 yaşında olduğunu söyleyen ihtiyar Arnavut,  Blace sınır kapısından geçerken ağla­yarak "işte tam burasıydı, tam burasıydı..." sözlerini tekrar edince, soranlara "işte burası Osmanlıya ihânet ettiğimiz yer. Burada Sırplarla iş birliği yaparak Türkleri arkadan vurmuş­tuk. Şimdi aynı yerde bu yaptığımız ihânetin bedelini ödüyoruz" demiştir.(5)

Avrupalıların fikren ifsat etmesi, kandırması, milliyetçilik duygularını tetiklemesi, bol bol altınlar vermesi ve İttihat ve Terakki mensuplarının basi­retsiz politikaları neticesi başta Mekke Emiri Şerif Hüseyin olmak üzere bazı Arap devletleri ve aşiretleri de son zamanlarda Osmanlıya hor bakmışlar(6) ama bunun cezasını hâlâ ödemektedirler. Osmanlı çekildikten sonra Ortadoğu ve Arap alemi hiçbir zaman huzur ve sükûnet bulamamıştır.(7)

İngilizlere aldanan, onların vaatlerine kanan ve senelik verdikleri 400 bin altına tama eden(8) Şerif Hüseyin ve oğulları, 3-4 senelik bir krallıktan sonra yine İngilizle­rin oyunu ile Suud sülâlesine iktidarı kaptırmışlar ve kendileri sür­günde Kıbrıs’ta yaptıklarının bedelini ödeyerek ve itiraflarda bulunarak ağ­laya ağlaya ölüp gitmişlerdir.(9)

Dipnotlar:

1- Tahirül Mevlevî, “Mesnevi Şerhi”, Selâm Yay.Konya 1966. c. 4, s. 1242.

2- Osman Dilber, a. g. e. s.154.

3- Târih ve Düşünce Dergisi, Şubat 2004, s. 43.

4- Fevzi Çakmak, “Batı Rumeliyi Nasıl Kaybettik”, Türkiye İş Bankası Yay. 2011, İst. s. 130.

5- Mehmed Acet, “UÇK ile 30 saat”,  Yenişafak 13. 06. 1999.  

6- İlhan Bardakçı, “İmparatorluğa Veda”, Hülbe Yay. Ank. 1985, s. 572.

7- Sâmiha Ayverdi, “Ezelî Dostlar” Kubbealtı Yay. İst. 2009, 2. baskı, s. 89.

8- Nevzat Kösoğlu, “Şehit Enver Paşa”, Ötüken Yay. İst. 2008, s. 327.   

9- Bilal N. Şimşir, “Bizim Diplomatlarımız”, Bilgi Yay. 1996, s. 556.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık