• 03 Aralık 2018, Pazartesi 8:15
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

OSMANLININ VASİYETLERİ VE NASİHATLERİ (3)

Murad Hüdâvendigâr’ın Son Duâsı ve Şahâdeti:

Murad Hüdâvendigâr, bu kısa ve özlü vasiyete harfiyen uymuş, 1389 târihindeki Kosova Meydan Muhârebesini kazanarak, Haçlı Aleminin İslâm Alemi üzerindeki bütün emellerini sonlandırmış, artık Avrupalıların saldırıda değil savunmada olmaları gerektiğini ihtar etmiştir.

Büyük bir şahâdet aşığı olan Murad Han, Kosova Savaşı’nda, harpten bir gün önce gece kalkıp iki rekat hacet namazı kılar ve ellerini duaya kaldırarak yaşlı gözlerle Yüce Allah’a, zafer ihsanı ve şehitlik niyazında bulunarak şöyle yalvarır:

“İlâhî, bunca kere duamı kabul edip beni mahcup etmedin. Bir yağmur ver, şu tozu-toprağı def edip dünyayı aydınlığa boğ; tâ ki kâfir leşlerini gözü­müzle görüp yüz yüze cenk edelim. Yâ İlâhi, mülk ve kul senindir, sen kime istersen verirsin. Benim fikrimi ve sırlarımı sen bilirsin; istediğim mülk ve mal değildir. Temiz kalbimle senin rızanı isterim. Yâ Rab, beni bu Müslümanlara kurban eyle! Tek mü’minleri küffar elinde mağlup edip helâk eyleme! Bunları mansûr (gâlip) ve muzaffer eyle! İlâhî, beni yanına alıp, mü’minlere ruhumu fedâ kıl!.. Şimdiye dek beni gâzi kıldın, sonunda da şahadeti göster!..”

Bu samimi ve ihlâslı duadan sonra ertesi gün savaş vuku bulmuş, büyük bir zafer kazanılmış, sultanın isteklerinden birincisi olmuş, yağmur yağmış ve savaş kazanılmış ama şehit olamamış. Bunun üzüntüsü ile cihat meydanını dolaşırken, Sırp Kralı Lazar’ın damadı Miloş Obiliç, elini öpeceğim, Müslü­man olacağım bahanesiyle yaklaşıp, sinesine sapladığı bir hançerle sultanı şehit etmiş, dudaklarından son olarak şu söz dökülmüştür: “Attan inmeyesi­niz!” (Yani, sürekli seferlere ve cihada devam ediniz.)

Sultan 2. Murad’ın Vasiyeti:

“Merkadimin (kabrimin) üstünü kapatmayın ki rah­metle nurdan mahrum kalmayayım. Bir yüzüğüm var, helâl malımdır, onu satın ve tükeninceye kadar Kurr’an okutun” diye vasiyet etmiştir.(1)

Fâtih Sultan Mehmed’in Eşsiz Vasiyetnâmesi:

Osmanlının nasıl bir sosyal zihniyete sahip olduğunu anlamak için, Allah Resûlün dilinden övülen Fâtih’in şu vasiyetine bakıvermek yeterli olur sanı­rım:

“Ben ki, İstanbul Fâtihi abd-i âciz (âciz kul) Fâtih Sultan Mehmed, bizâtihi alın terimle kazanmış olduğum akçelerimle satın aldığım İstanbul’un Taşlık mevkiinde kâin (bulunan) ve mâlumu’l-hudut olan 136 bap (parça) dükkânımı aşağıdaki şartlar muvacehesinde (doğrultusunda) vakfı sahih eyle­rim:

Bu gayri menkulâtımdan (taşınmaz mal) elde olunacak nemalarla (ge­lirlerle) İstanbul’un her sokağına ikişer kişi tâyin eyledim. Bunlar ki, ellerin­deki bir kap içinde kireç tozu ve kömür külü olduğu halde, günün belirli saat­lerinde bu sokakları gezeler. Sokaklara tükürenlerin, tükürükleri üzerine bu tozu dökeler ki, yevmiye 20’şer akçe alsınlar, ayrıca 10 cerrah, 10 tabip ve 3 yara sarıcı tâyin ve nasp eyledim (görevlendirdim). Bunlar ki, ayın belli gün­lerinde İstanbul’a çıkalar, bilâistisnâ (istisnasız) her kapıyı vuralar ve o evde hasta olup olmadığını soralar, var ise şifâsı ya da mümkünse şifâyap olalar (şifa vereler).

Değilse, kendilerinde hiçbir karşılık beklemeksizin Dârülaceze’ye (huzu­revine) kaldırılarak, orada salâh (ferah) bulduralar... Ayrıca külliyemde inşa eylediğim imarethanede (aşevi) şehit ve şühedanın harimleri (aileleri) ve Medîne-i İstanbul fukarası yemek yiyeler. Ancak, yemek yemeye veya almaya bizâtihi kendileri gelmeyip, yemekleri güneşin loş bir karanlığında ve kimse görmeden kapalı kaplar içerisinde evlerine götürüle.”

Fâtih Sultan Mehmed vefat ettiğinde oğlu Cem Konya vâlisidir ve 22 ya­şındadır. Kardeşi Beyazid ile yaptığı taht mücâdelesini kaybedince Hacca gitmiş, dönüşte Rodos Şövalyelerinin eline düşmüş, Vatikan’da Papa’ya tes­lim edilmiştir. Papalık Cem Sultanı Ağabeyi Beyazid’e karşı şantaj vesilesi yapmış, Osmanlıdan tâvizler koparmıştır. Ayrıca Papalığın Osmanlı içine fitne sokmak, kardeş kanı akıtmak, bir Haçlı Seferi düzenleyip başına Cem Sultanı geçirmek gibi çok süfli planları olmuş ama o uyanık şehzâde bu tu­zaklara düşmemiştir. Yıllar süren çileli esaret hayatından sonra Sultan Cem vefat edeceğini anlayınca(2) yanında bulunan sadık adamlarına, Batılıların habis niyetlerine de muttali olduktan sonra şu vasiyette bulunmuştur: “Na’şımı Darü’s-selâma(İslâm beldesine) götürmeye gayret sarf ediniz. Sakın ola Frengistan’da bırakmayınız ki, düşmanlarımız benim namıma hareket edip İslâm memleketlerine saldırmasınlar.” demiştir.(3) Tahnit edilen Sultan Cem’in naşı 4 yıl Frengistan’da kalmış, bilahare Osmanlıya teslim edilmiş­tir.(4)

Dipnotlar:

1-Nezihe Araz, “Anadolu Erenleri”, Özgür Yayınları, İst. 2000, s. 239.

2-Papanın zehirlettiği rivâyetleri de vardır. Bkz. İskender Pala, “Şâirlerin Dilinden”, Kayı Yay. 2004, İst. s. 131: Cem Sultanı Napoli’de berberbaşı görevinde olan dönme  Mustafa(sonradan Koca Mustafa Paşa) berber usturasına zehir sürmek sûretiyle öldürüldüğü rivâyetleri de vardır. Bkz. İlhan Bardakçı, “Târihten Bugüne”, Türk Edebiyatı Vakfı Yay. İst. 2004, s. 28.

3-Ahmed Şimşirgil, “Kayı-3”, KTB Yay. İst. 2013, s. 32; Erhan Afyoncu, “Sorularla Osmanlı-1”, Yeditepe Yay. İst. 2012, s. 81.

4-Mustafa Armağan, “Büyük Osmanlı Projesi”, Timaş Yay. İst. 2008, s. 185.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık