• 26 Mart 2018, Pazartesi 7:10
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

OSMANLILARIN İSLÂM ÂLEMİNİN LİDERİ OLDUKLARI VE OLACAKLARI (1)

Lider, Önder, Rehber:

Liderlik, önderlik, rehberlik; fikri, fizikî ve rûhî yönden farklı insanlara mahsus bir haslettir. Sıradan insanların yapacağı ve yürüteceği bir misyon değildir. Belgesellerde gördüğümüz kadarıyla liderler daha güçlü, daha cesur ve daha görkemlidirler. Sürü onların sevk ve idâresinde hayatını idame ettirir.

İnsanların liderlerinde de mutlaka farklı özellikler olmalı ki; diğerlerin­den ayrılsın ve insanları arkasından sürüklesin. Osmanlının en bâriz özelliği; fikrî ve rûhî yönünün gâyet sağlam, Allah inancının muhkem, peygamber sevgisinin sınırsız, ideal ve mefkûresinin saf ve samimi oluşudur. Bu vasıfları onları öne çıkarmış, temayüz ettirmiş, kendi soylarından, Türk illerinden çıkıp doğuya akan onlarca aşiret ve beylik bir müddet berhayat olduktan sonra târihin derinliklerinde silinip, tükenip gittiği halde, Osmanlılar küçücük bir aşi­retten koskoca bir imparatorluk (Devlet-i Âliyye) çıkarıp târihe nam ve şan vermişlerdir.

Lider Türkler ve Osmanlılar:

Osmanlı; 600 sene İslâm âleminin liderliğini, Müslümanların bayraktar­lığını yapmış, Haçlıların Müslümanları yutmalarına mâni olmuş, tek başına asırlarca onlara karşı koymuş, yaptığı 200’e yakın savaşta onlara haddini bil­dirmiş, 3 asır dünyanın süper gücü durumunda hükümran olmuş şanlı, şerefli ve şöhretli bir devlettir.

Târihçilerin tespitlerine göre Fransa dünyada 13 yıl lider devlet, İngiltere 128 yıl lider devletlik yapmış, ABD’nin liderliği daha bir asra bile varmadan sallanmaya başlamış ama Osmanlı 322 yıl lider devlet­lik yapmıştır.(1) 1683’de Osmanlı Viyana’yı 2. Defa kuşatınca, Avrupa titri­yordu, uyku uyuyamıyordu, gelecekleri ile ilgili müthiş bir tereddüt içinde idiler ve Cepheden günü gününe haber alabilmek için Avrupa’da ilk gazeteyi çıkardılar.(2)

Târihin en meşhur sosyologlarından İbni Haldun devletleri insana benze­tir ve onlar gibi doğar, gelişir, büyür, olgunlaşır, ihtiyarlar ve ölür diyor. Os­manlıda aynı evreleri geçirmiş fakat ölürken hamlini vaz etmiştir (yeni bir çocuk doğurmuştur). Bu yeni doğan devlet bayrağına da Hilâl’i sembol et­miştir ki, büyümeye, güçlenmeye, dolunay olmaya aday demektir.

Cemil Meriç (1916-1987)  rahmetli, İngiliz târihçi Arnold J. Toynbee’den  (1889 -1975) iktibasla “Osmanlı medeniyeti durdurulmuş veya dondurulmuş bir medeniyettir” der. Durdurulan bir gün yürümeye, donduru­lan da bir gün çözülüp yeniden dirilmeye adaydır. Dolayısıyla Osmanlı da yeniden dünya siyâset sahnesine çıkmaya aday ve amade olduğu için o büyük târihçi böyle bir değerlendirme yapmıştır.

Gerçekten takriben bir asra yakın bir çocukluk dönemi geçirdikten sonra 2000 yılından i’tibâren gençlik yaşına basmış ve pozisyonu değişmeye başlamıştır. Batının bütün kâbus ve korkuları bu yüzdendir. Yeni doğan Osmanlı nesli yani Türk Cumhuriyeti delikanlılık çağında acaba neler yapacak? Yine korkulu rüyamız mı olacak? Yine tekeri­mize taş koyup ta dünyayı bize hortumlatmayacak mı? Mazlum ve mağdur milletlerin hamisi olup ta onların lokmalarını bize aldırtmayacak mı? İşte son on yıldır her şeyi bırakıp Haçlıların Türk Milleti ile uğraşmalarının sebebi budur.

Kore’ye asken gönderdiğimizde bizi alkışlayan Haçlı âlemi, soydaşları­mızın katledilmesine mâni olmak için Kıbrıs’a asker gönderdiğimizde topye­kûn aleyhimize geçtiler, ambargo uyguladılar. İkinci Dünya Savaşında Nazi Almanya’sı bu dünya ablukasına iki yıl dayanabildiği halde Osmanlı ve onun nesilleri 400 senedir bu tecride karşı koyuyor ve teslim olmuyor. Bu da teme­limizin ne kadar sağlam olduğunu, ne kadar samimi ve takva ile atıldığını gösterir.

Afganistan’a askerî birlik gönderdiğimizde bize aferin çekiyorlar, ama Filistin veya Balkanlara birlik göndermeye kalktığımızda, içlerinde kronikle­şen Osmanlı korkusu depreşiyor ve buralara “istemezük” diye feryat ediyor­lar.

Dün Lider İdiler, Bugünde Liderler:

Günümüz târihçilerinden İngiliz Bernard Levis (D. 1916), 1996 yılında İstanbul’da verdiği bir konferansta "Bugün İslâm âlemi yeni bir lider bekliyor. Bunun zamanı geldi. Yitik kaybedilen yerde aranır. Bu da Os­manlı torunları olan sizlerden başkası olamaz" (3) demiştir.

Dipnotlar:

1- Yavuz Bülent Bakiler, “Unutamadıklarım” Yakın Plan Yay. 2013, s. 21.

2- Halil İnalcık, “Söyleşiler ve Konuşmalar” Profil Yay. c. 1, İst. 2013, s. 396.

3- 08-09. 01. 1996 târihli gazeteler.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık