• 10 Ağustos 2017, Perşembe 7:22
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

OSMANLILARIN GÜÇLERİ, KUDRETLERİ (2)

Askerî Güçleri:

1570’lerde Osmanlının hem askerî, hem ahlâkî yönden Batıdan çok üstün olduğunu batılı elçiler ve yazarlarda kabul edip itiraf etmekte, “dünya impa­ratorluğunun bir adayı varsa o da Osmanlı sultanıdır” kanaatine varmakta idiler.(1) O dönemlerde Osmanlının kendi bir tarafa, ona bağlı bir devlet olan Kırım Hanı Devlet Giray 1571’da Rusları yenmiş, Moskova’ya girip yağma­lamış, birçok yeri talan etmiş ve geri dönmüştür.(2)

Târihçi F. Grenard'ın: "Kanûnî dönemi topçusu sayı ve kalite bakımından dünyanın birinci topçusu idi" diyor, Mechin ise; "Kanûnî ordusu kuruluş ve silâhları bakımın­dan dünyanın diğer bütün ordularından dört asır ilerideydi" diyor.  

Avusturya sefiri olarak 1554-62 yılları arasında Osmanlı diyârında bulu­nan ve Kununi’nin bazı seferlerine gözlemci olarak katılan Busbecq Osmanlı ordusu ile kendi ordularını şöyle karşılaştırıyor:

"Bizim askerî sistemimizle Türk siste­mini karşılaştırınca geleceğin bize neler hazırladığını düşü­nüp kor­kudan titriyorum. Karşılaşan iki ordudan biri gâlip gelecek ki bu herhalde Türk ordusu olacak,  diğeri ise mah­volacaktır. Çünkü Türk ordusu sırtını kuvvetli bir impara­torluğun geniş kaynaklarına dayamış, zinde, tecrübeli, sar­sılmamış bir kuvvet, askerleri zafere alışmış, zor şartlara dayanma kabiliye­tine sahip, intizam ve disipline riâyetkâr, uyanık ve kanaat ehlidirler.  Bizim­kiler de ise, umûmî bir fakirliğe mukâbil hususi israf, yıpranmış kuvvet, mâneviyat bozukluğu, tahammül yokluğu ve idmansızlık var.  Serkeş askerler, aza kanaat etmeyen subaylar. Disiplin kavramıyla alay ederiz. Başıboşluk, sarhoşluk, serkeşlik zevke düş­künlük bizde alabildiğine vardır. Daha kötüsü yenilgiye alışmış bulunmamızdır.  Bu durumda neticenin ne olacağı gün gibi aşikârdır..."(30)

Meşhur târihçi İbrahim Peçevî, Osmanlı askerlerindeki azim ve iradeyi dile getirerek, 1598 senesinde Macaristan’daki askerî bir harekâttan şöyle bir kesit sunar:

“Bir gün olmadı ki yağmur yağmaya ve seller olup sular taşmaya. Ordugâhta balçık bir mertebeye vardı ki, bir çadırdan bir çadıra varılmadan kaldı. Çadırların her ipine adam boyunda kazıklar çakıldı. Rüzgârların şid­detinden yine çadırlar durmaz yıkılırdı. Soğuklarda o kadar şiddetli ki, as­kerlerde el ayak tutmaz. Musîbetler birbirini tâkip eder. Üç günlük yol bu seferde bin müşkülat ile on iki günde alındı. Bataklıkta soğuktan açlıktan ve hastalıktan çektiklerimiz takdir ve tâbir olunmaz.” (4)

Müneccimbaşı Târihi diye ma’ruf olan eserde ise yazar Ahmed Dede Os­manlı Sultanları hakkında şöyle bir değerlendirmede bulunur: “Doğunun ve Batı’nın, karaların ve denizlerin hükümdarı, Mekke ve Medîne’nin koruyucu­sudurlar. Allah onları, Süleyman peygamber’den sonra hiç kimseye nasip olmayan bir hükümdarlıkla şereflendirmiştir. Bu husus, hükümdarların ve sultanların hayatlarını tetkik edenlerin mâ’lumudur.”

Binlerce senedir aşılamayan Bizans Surlarını aşan Osmanlılardır. 29 defa kuşatıldığı halde alınamayan İstanbul’u fetheden Osmanlılardır. Târihte bir­çok han, hakan, halîfe ve sultanın en büyük hayali ve en son gâyesi olan İs­tanbul’u fethetmek, Allah Resûlünün taltif ve takririne mazhar olmak ataları­mıza nasip olmuştur.

 Dünya târihinde ilk defa gemileri karadan yürüten on­lardır. Çağ açıp çağ kapayan onlardır. Asırlarca tek başına Haçlı aleminin karşısında duran ve onların bütün dünyayı Hıristiyan yapmalarına mâni olan Osmanlıdır. Üstelik İstanbul fethedildiğinde 74 tane Hıristiyan devlet Bi­zans’a maddî ve mânevî yardımda bulunuyordu. Fâtih döneminde aynı anda 25 devletle savaşılmış ve zaferler kazanılmıştır.(5)

Fransa Kralı Fransuva, Alman imparatoruna esir olunca zavallı annesi “dünyada senden başka oğlunu kurtaracak bir merci yok” diyerek Kanûnîden yardım istemiştir.(6) 1588 de, İspanya Kralı ll. Filip, İngiltere’yi işgal etmek istediğinde, İngiliz Kraliçesi l. Elizabet Sultan lll. Murad’tan yalvararak yardım istemiş ve bu sayede işgalden kurtulmuşlardır.(7)

 Yalnız Sultandan yardım istemekle kalmamış, yardıma faydaları olur düşüncesiyle Sadrâzama, Vâlide Sultana, pâdişahın hocası Sadettin Efendiye, Cezayir Beylerbeyi olan Kaptan-ı derya Kılıç Ali Paşa gibi üst düzey bürokratlara da kıymetli hediyeler gön­dermiş ve yardımlarını istemiştir.(8)

Dipnotlar:

1- Geraud Poumaredez, a. g. e. s. 67.

2- Ahmed Şimşirgil, “Kayı-5”, Timaş Yay. İst. 2013, s. 35.  

3- Ogier Ghiselin De Busbecq,“Türkiye'yi Böyle Gördüm”,Terc.1001 Temel Eser,Târihsiz,s.104.

4- Peçevî İbrahim Efendi, “Peçevî Târihi; Haz. B. Sıtkı Baykal, Ank. 1992, c. 2, s. 202.

5- Yılmaz Öztuna, “Büyük Türkiye Târihi”, Ötüken Yay. 1977, c. 2, s. 449, 452.

6- Fransa kralı Fransuva’yı 1525 de Pavla muhârebesinde, Alman imparatoru aynı zamanda İspanya kralı olan 5. Karl, esir edip Madrit hapishânesine götürmüş. Bunun üzerine Fransuva’nın annesi Kanûnîye mektup yazarak yardım istemiş.  Bir yıl sonra bu mektup üzerine Kanûnî Mohaç seferini düzenlemiş. Sadece bu değil; İngiltere kraliçesi 1. Elizabet 1580 lerde lll. Murattan yardım istemiş. Çünkü İspanya İngiltereye savaş açmış ve donanması ile İngiltere kıyalarına gelmiştir. Kraliçe Osmanlıdan yardım istiyor ki Osmanlı donanması İspanya önlerine gelirse, İspanya donanmasının en azından yarısı onlarla meşgul olur, gücü bölünür ve zayıflar düşüncesiyle. Yani O dönemlerde Osmanlı süper güç bugünkü ABD gibi. Halil İnalcık, “Söyleşiler ve Konuşmalar” Profil Yay. c. 1, İst. 2013, s. 398.

7- Halil İnalcık, “Söyleşiler ve Konuşmalar” Profil Yay.c.1,İst.2013, s.398.Milliyet 02. 06. 2004. 

8- Yılmaz  Öztuna; “Târihten Yapraklar”, MEB Yay. 1000 Temel Eser Serisi, İst. 1985, s. 98.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık