);*} OSMANLILARDA ARŞİVCİLİK
  • 15 Şubat 2017, Çarşamba 7:17
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

OSMANLILARDA ARŞİVCİLİK

Geçmişini unutan, geleceğini hazırlayamaz. Mâziyi unutmamak o kadar önemli ki; mukaddes kitaplara baktığımızda onların yarıdan fazlası târihle yani geçmişle ilgilidir. Geçmişi unutmamanın en iyi metodu ve taktiği de arşivciliktir. Arşivler târihî hâfızalardır. Arşivi olmayan milletler, hâfızası olmayan topluluklar gibidir.

Osmanlıyı savaş meydanlarında erkekçe, mertçe yenip târih sahnesinde bertaraf edemeyen Batılılar, son dönemlerde bir taktik değişikliğiyle, iftira ve tezvirlerle Osmanlıyı dünya milletleri nazarında mahkûm ettirmişler, asırlarca huzur içinde yaşayan tebaayı isyan ettirip muratlarına ermişlerdir.

Bu mahkûmiyet hâlâ devam etmekte, bu iftiralar sayesinde dünya mil­letleri nezdinde dedelerimizin, dolayısıyla onların varisleri olan bizlerin imajı zedelenmiş durumdadır. Bu imajı düzeltecek, bu mahkûmiyeti kaldırtacak, ortaya konulan delillerle gerçekleri gün yüzüne çıkaracak ancak bizleriz.

 Bunu yapabilmek için zaman tüneline girip târihin derinliklerine yolculuk yapmak, gerçekleri görmek ve göstermek, bazı bilim-kurgu filmlerinde ol­duğu gibi mümkün olmadığına göre, elimizdeki tek belge ve kaynak arşivler­dir.

Fakat bu hususta yeterli ve gerekli çalışmayı hâlâ yapabilmiş, arşivleri­mizdeki belgelerin tasnifini tamamlayıp, araştırmacıların hizmetine sunabil­miş değiliz. Bunların yarıdan çok fazlası hâlâ, hurda kâğıt olarak eritilip yeni­den kâğıt yapılmak üzere satılan SEKA Kâğıt Fabrikalarının uygunsuz     depo­larında beklemektedir.

Bu depolarda her an bir yangın çıkabilir, bir sabotaja ma’rûz kalabilir, nem ve rutubetten heder olabilir. Her an her şey olabilir. Ni­tekim Bosna Savaşında birçoğu tek nüsha (ünik) olan 5. 300 civârında cildin bulunduğu elyazmaları kütüphânesi, 300.000 Osmanlı dönemi arşiv belgesi ve 50.000 ciltlik kaynak kitaplardan oluşan bir kütüphânenin 17 Mayıs 1992 Sırp topçusunun ateşiyle yok edilmiştir.(1) 

Son zamanları bir tarafa bırakırsak Osmanlı, arşiv bilincini geliştiren, tutulması gereken defter ve kayıt sistemini en mükemmel hale getiren, zama­nına göre bu hususta en ileri durumda olan bir millettir.(2)

Son zamanlar ve Cumhuriyet dönemindeki lakaydilik yüzünden çalınan, kaybolan, yakılan, satılan, dehlizlerde çürütülen, harf devriminden sonra işe yaramaz diye çöp­lere atılan, kese kâğıdı yapılan… Milyonlarcasından sonra yine de elimizde bugün 150 milyondan fazla belge olduğu zikredilir.(3)

 Başbakanlık arşivin­deki bu belgelerin daha tasnifi bile yapılıp bitirilememiştir. Osmanlıların köylerle ilgili tuttuklara defterler bile, bugünkünden çok daha detaylı ve tefer­ruatlı bilgileri ihtiva etmektedir...

Osmanlıdan kalma bugün Bulgaristan’da 550 bin, Romanya’da 210 bin daha başka memleketlerde yüz binlerle ifâde edilen siciller, tahrir defterleri, mahkeme kayıtları, devlet yazışmaları mev­cuttur. İstanbul Müftülüğü depolarında Osmanlı kadı sicilleri ile ilgili 9800 defter vardır.(4) 2000’li yıllarda İsrail ile Filistin arasında çıkan bir toprak ihtilafı Osmanlıca belgelere bakılarak çözülmüştür.(5)

 

Dipnotlar:

 

1-İsa Özkul, Uluslar Arası Kuruluşunun 700. Yıl Dönümünde Bütün Yönleriyle Osmanlı Devleti Kongresi Konya 1999, s. 9.

2-Erhan Afyoncu, “Yavuzun Küpesi” Yeditepe Yay. İst. 2010, s. 76.

3-İsa Özkul, a. g. Kongre,  s. 6.

4-Halil İnalcık, “Târihçilerin Kutbu Halil İnalcık Kitabı”, İş Bankası Yay. İst. 2013, s. 350.   

5-İbrahim Refik, “Köklerden Göklere”, Albatros Yay. 3. Bas. 2001, s. 87.  


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık