);*} OSMANLI?DA DEVŞİRMELER, DÖNMELER (9)
  • 07 Temmuz 2017, Cuma 7:36
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

OSMANLI?DA DEVŞİRMELER, DÖNMELER (9)

Bu rekabet deryası içinde bir de Sadrâzamı ve üst düzey beyleri, paşaları ve bürokratları hangi beylikten seçerse güç dengesi o beyliğe geçecek, başına olmadık gaileler açacak, belki de hânedan­lık elden gidecek. Târihte yalnız Karamanoğulların isyanlarını incelemek bu kanatın ne kadar doğru ve haklı olduğunu ortaya çıkarır. Onlarca defa isyan etmişler, yenilmişler, yemin edip bir daha yapmamaya söz vermişler ama Osmanlı ne zaman bir sefere çıksa, en kritik dönemde isyan etmişler, hattâ İran ve Avrupalı devletler gibi Osmanlının baş düşmanları ile ittifak etmekten çekinmemişlerdir.

Devşirmelikten yetişen bürokratların ardı yok, arkası yok, akrabası yok, nazlanacağı, kayıracağı, torpil yapacağı veya yanına alıp güç gösterisinde bulunacağı bir yakını yok, sâdece bağlı olduğu pâdişahı var dü­şüncesiyle, devlet idâresinde onlara öncelik verildiği kanaati hâkimdir. Allahü alem doğru olanı da budur.

 Romanya’nın Ünlü târihçi ve devlet adamı Nicola Jargo ve birçok ilim adamı ve târihçiye göre, insanları öz benliğinden ve soyundan tamamen soyutlamak, DNA’larına yerleştirilen huy ve hasletleri tamamen değiştirmek mümkün değildir. Bu hususta ciğeri yanan birisi şöyle demiş:

Şapı dövmeyle olur mu şeker

Cinsine yandığım cinsine çeker

Dolayısıyla devşirmelerin bazıları, olumsuz ahlâk ve anlayışlarını Osmanlıya taşıdıkları ve Devlet-i Âliyye’nin çöküşünü sağladıkları kanaatinde olanlar varsa da,(1) aksi kanaatte olan târihçiler ve ilim adamları çoğunluktadır. Devlette dönme ve devşirme istihdamı Kanûnî döneminde zirveye çıktı ve öz be öz Türk ve Türkmen olan insanlar çoban, çiftçi, göçebe, dönme ve devşirmeler de devleti idâre edenler durumuna geldi. Bu durumu o dönem şâirlerinden biri şöyle dile getirir:

Şah eşiğinde eğer olmak dilersen muhterem

Ya Yahûdi gel bu mülke ya Firenk ol ya Acem(2)

Devşirmelerin içlerinden az da olsa hâinlik yapanlar çıktıysa da,(3) Os­manlı târihi boyunca, İslâm’a ve Devlet-i Âliyye’ye canla başla hizmet eden ve divanlar yazan, Hayri eserler ve vakıflar meydana getiren, fetihlerde gaza­lar da bulunan ve şehit olanlar çoğunluktadır.(4) Türk ırkından, öz be öz       Os­manlı soyundan olan insanların içinden de nice hâinler, nice gâfiller, nice menfaatperestler çıkmıştır.

Fakat şurası bir gerçektir ki; Hânedandan hâin çıkmamıştır. Yeni cumhuriyet rejimini oturtabilmek, tutturabilmek, benimse­tebilmek, eskiyi kötüleyebilmek için Son sultan Vahdeddin’e her ne kadar bazı kişiler hâin deseler de, yeni yeni ortaya çıkan gerçekler, bunun aslının-faslının olmadığını ortaya koymakta ve kanaatler değişmektedir.

Osmanlıda pâdişahlar özellikle Fâtih devşirmeler ve Türk kökenli vezîr­ler arasında devamlı bir denge gözetmişler, her ne kadar devşirmeler bazı sebeplerden dolayı ağır bassa da Türk meşeliler de görev almışlar meydan tamamen onlara bırakılmamıştır. Bir orana vurulursa Devşirme-Türk oranı % 56 ya 44 olarak görülür.

Fakat şeyhülislâmlık, kazaskerlik gibi en yüksek bürokratik görevlere devamlı Türk asıllı olanlar getirilmiştir.(5)Fakat daha sonraki dönemlerde bu dengelere de dikkat edilmemiş, Halil İnalcık hocamızın tabiriyle: Osmanlı kendi halkını toprağa ve vergiye bağla­mış, yönetimi, orduyu ve bürokrasiyi de devşirmelere bırakmış.(6) Kanûnî döneminde görev yapan 9 Sadrâzamdan yalnız bir tanesi Türk asıllıdır. Tabii ki bu da pek normal bir şey değildir. Devşirmeler hususundaki tereddütlerden bir tanesi şudur:

Endülüs Müslümanlarına o dönemde yapılanlar soykırım ve katliamlar ma’lum. Acaba Osmanlı o dönemde yapabileceklerini yaptı mı? Yoksa Os­manlıyı idâre eden devşirmeler gayret-i diniye ve milliye ile işi savsakladı mı? Endülüs’ün ünlü şâiri Ebül Beka’nın Osmanlıya sitem dolu sözlerine “sen uyu bakâlim, ama zaman için ne demek dinlenme. Ne demek uyku? Endülüs’ten, Endülüs’ün zavallı halkından var mı haberiniz? Her yer onların felâketini duydu, sizin kulağınız sağır, gözünüz kör kalpleriniz mefluç mu?” Sitemlerine ve defaatle yapılan yardım taleplerine neye kayıtsız kalındı mı? İslâm Târihinin en dramatik olayı olarak değerlendirilen Endülüs medeniyetinin imhası esnasında Osmanlı üzerine düşeni yaptı mı? Bunların irdelenmesi, târihçileri­miz tarafından detaylı araştırılması gerekir.

Dipnotlar:

1-Târih ve Düşünce Dergisi, Mayıs 2003, s. 52.

2-İsmail Hâmi Dânişmend,“Târihi Hakikatler”,Tercüman Gazetesi Yay.1979, c.1, s. 225.

3-Baron De Tot, “Türkler”, Tercüman 1001 Temel Eser, Târihsiz, s. 197.

4-Nicolae Jorga, a. g. e. s. 7.

5-Erhan Afyoncu, “Osmanlı’nın Hayaleti”, Yeditepe Yay. Ekim 2005, s. 36.

6-Taha Batur, Târih ve Dşünce Dergisi,  Mayıs 200, sayı 7, s. 34.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık