);*} OSMANLI YENİÇERİLERİ,  ASKERLERİ (4)
  • 05 Ocak 2019, Cumartesi 9:39
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

OSMANLI YENİÇERİLERİ,  ASKERLERİ (4)

Düşman ile vire şartlarını konuşmak üzere giden heyetin içinde Yahya Ağada vardır. Hiç ağzını açmaz, anlaşma yapılır, imzalar atılır ve yürürlüğe girer. Bundan sonra Yahya Ağa söz alır ve şöyle der:

“Ben yalnız kendim için vire’yi kabul etmiyorum. Başımı önüme eğip, önüme baka baka kaleyi düşmana bırakıp gidemem. Kalede kapanıp susuz­luktan köpek gibi de ölemem… Yarın sabah önce ben tek başıma kaleden çı­kacağım ve düşmanla dövüşeceğim, ya muhâsara hatlarını yarar, geçer gide­rim yahut şehit olurum. Vire anlaşması benim mukadderatım belli olduktan sonra yürürlüğe girer!..”

Yahya ağanın mertliğini ve kararlılığını bilen Türk kumandanlar bir şey diyemezler. Düşman tarafta bir kişi yapsa ne yapacak diye râzı olur. Yahya Ağayla gelen 8 silâh arkadaşı daha aynı şartlara tabi olur ve ağalarının arka­sında dururlar. Kale duvarları başında bu dokuz kahramanın akıllara durgun­luk veren serüvenine şahit olan bir başka yeniçeri târihçi Peçevî İbrahim Efendiye şöyle anlatmış, o da târihine kaydetmiştir:

“Yahya Ağa yanına 500 ok aldı ve 8 arkadaşı ile kaleden çıktı. Etrafını derhal çifte kat zırhlara bürünmüş binlerce kâfir vardı. Yahya Ağa bu okların tamamını düşman askerlerinin göğüslerine sapladı, bir tane bile boşa harca­madı. Attığı oklar zırhları delip kalpleri, ciğerleri parçaladı. Okları tükenince kılıcına el attı. Yüz kişiyi de kılıçla devirdi. Akıbet sağ kolunu kılıç darbeleri ile düşürdüler ve 8 arkadaşını da şehit ettiler…”(1) Bu cesâret ve şecâatten çok etkilenen düşman kumandanları bu 8 Yeniçeriyi mutantan bir tören yaptı­rıp bir tepeye naşlarını defnettirirler.

Yeniçeriler yukarıda zikredildiği üzere Bektaşî tarîkatına mensupturlar. İnançları var ama amelleri ve icraları dört dörtlük değildir. Buna rağmen onlara verilen ruh ve Osmanlı terbiyesi asırlarca düşmanı titretmiş, Haçlıların korkulu rüyası olmuş ve Devlet-i Âliyye târihine altın satırlarla nakşedilen nice zaferler kazandırmışlardır.

1363 târihinde kuruluşundan 1699 Viyana bozgununa kadar 336 sene Yeniçeriler ciddi bir yenilgi almamış, “Yenilmez Türk” imajını dünyaya lanse etmiş, nice zaferlere imza atmış, dini-i mübin-i İslâm’ın şan, şeref ve şöhretini yükseltip yüceltmiş, İ’lay-ı Kelimetullahı Baltık Denizine kadar ulaştırmış ve Allah Resûlünün: “Allah dilerse bu dini kâfirler eliyle de teyid eder (kuvvetlendirir).”(2) Hadisinin nasıl tecelli ettiğini, kâfir çocuklarını önce Müslüman yapıp sonra onların nasıl birer yılmaz mücâhid olduğunu bütün dünyaya göstermişlerdir.

“Kaybedeceği bir şeyi olmayan insan kadar tehlikeli birisi yoktur” diye bir atasözü vardır. İşte belki Yeniçerilerin zafer sırrı da burada saklıdır. Yeniçerilerde; evlât-ıyal, ev-eş, mal-mülk, eş-dost, ana-baba, akraba… Yok, gözü ve gönlü geride bırakacak hiçbir şey yok. Bir canı bir de ekmeğini yediği pâdişahı vardır. Bütün gaye ve hedef ona hizmet ve ekmek hakkını ödemektir. Yeniçerileri görüp tetkik eden Batılılar onlar için “Savaş Makinesi” tabirini kullanmışlardır. Fakat bozuldukları dönemlerde bu yokların hepsi var olmuş ve bozgunlar başlamıştır.

Yeniçeriye Gazel:

Vur Pençe-i Âlî'deki şemşîr aşkına
Gülbang-i âsmâni tutan pîr aşkına

Ey leşker-i müfettihü'l-ebvâb vur bugün
Feth-i mübîni zâmin o tebşîr aşkına

Vur deyr-i küfrün üstüne rekz-i hilâl içün
Gelmiş bu şehsüvâr-i cihângîr aşkına

Düşsün çelengi Rûm'un, eğilsün ser-i Firenk
Vur Türk'ü gönderen yed-i takdîr aşkına

Son savletinle vur ki açılsın bu sûrlar

Fecr-i hücûm içindeki tekbîr aşkına

Yahya Kemal

Yeniçeriler ilk zamanlar 12-14 bin arasında olmuşlardır. Fakat gâyet kalifiye bir güç. Her yönden tâlimli ve disiplinli. Emir ve yasaklara o kadar itaat ederlermiş ki, halk arasında “kırkı bir kıl” tabiri kullanılmış. Yani kırk tane bile olsalar bir kişi gibi hareket ediyorlar mânâsına.(3)

Dipnotlar:

1- Reşad Ekrem Koçu, “Yeniçeriler”,  Doğan Kitap Yay. İst. 2004, s. 157.

2- Müslim, İman 178, Buhârî, İman 178.

3- Ali Seydi Bey, “Teşrifat ve Teşkilâtımız”, Tercüman 1001 Temel Eser, Bas. Haz. Niyazi Ahmed Banoğlu, Târihsiz, s. 168.  


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık