);*} OSMANLI VE TARİH DÜŞMANLIĞIMIZ (5)
  • 26 Ocak 2018, Cuma 7:34
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

OSMANLI VE TARİH DÜŞMANLIĞIMIZ (5)

Genç Osman olayları, Sultan Abdülaziz’in katli ve daha birçok olay ibretlik levhalardır. Sultan Abdülaziz hal edildikten sonra köylü elbiseleri içine sokulmuş, işkence hakaret görmüş, askerler omuzlarına dirsek dayayıp fotoğraf çektirmişler ve neticede katletmişlerdir.(1)

Osmanlı ilk dönem kahramanlarından Akçakoca fethettiği için adı Koca­eli olan ilimizin adı Cumhuriyet döneminde ta Bizans dönemindeki ismine rucu ettirilip İzmit denmiştir.(2) Selçuk Bey’in fethedip “Selçuk” ismi verilen ilçemizin adı şimdi Efes’tir, yani Bizans ismidir. Elazığ’a 1862 yılında Sultan Abdülaziz’in tahta çıkışı nedeniyle Mamurat-ül Aziz ismi verilmiş idi, sırf Osmanlı düşmanlığından dolayı 1937 yılında Elazık ismi verilmiş, halk daha sonra kolayına geldiği için Elazığ deyivermiştir.

Ankara Hacı Bayram Mey­danının adı Ogüst meydanı olarak değiştirilmiştir.(3) Ordu’nun Mesudiye İlçesinin adı 1910 yılına kadar Hamidiye idi. Sultan Abdülhamid’in yaptırdığı ve adını verdiği Hamidiye Etfal Hastanesinin adı şimdi Şişli Etfal Hastanesi­dir.(4) Abdülhamid ve Osmanlı düşmanlığından dolayı daha birçok isim değişti­rilmiştir. Misyonerlerin tekerine taş koyduğu, Yahûdilere Filistin’de devlet kurdurmadığı ve 33 sene Avrupa’yı parmağında oynatıp Osmanlıyı parçalatmadığı için, en dahi, en gayretli, en faziletli sultanlarımızdan 2. Abdülhamid’e Osmanlı düşmanları “Kızıl Sultan” demişler, bizimkiler onlar­dan daha işgüzar çıkmış, onu hal etmişler, Yunanistan’a sürmüşler, onun 33 sene idâre ettiği Memâlik-i Osmaniye’yi on seneye varmadan düşmanlara kaptırıp, köküne kezzap dökmüşlerdir.

Devletimizde yakın târihte bakanlık yapmış bir zatın yazdığı; “Salkım Hanımın Taneleri” adlı kitap, filme alınıp gösterime girince ve Sabit Paşanın gelini Nora ile cinsel ilişki kurduğu görülünce, “Türk Paşası böyle şey yap­maz” şeklinde protestolar yükselmiş, yazar Yılmaz Karakoyunlu (Bakan) maalesef; “O Türk değil Osmanlı paşasıydı” açıkla­masını yapmıştır. “Ata­türk’te Osmanlı Paşasıydı” şeklindeki itirazlar üzerine Karakoyunlu “O Hamidiye Alaylarında görev yapmıştı” dedi, yani Osmanlı değildi demek istedi.

Hamidiye alayları Kürt kökenlilerden kurulduğu için bu defa da Kürt kökenli vekiller TBMM de homurdanmaya başlayınca Adıyaman M. Vekili Mahmud Göksu filmle ilgili bir soru önergesi verdi. Karakoyunlu bu önergeye 15 Ocak 2002 de; Salkım Hanımın Taneleri İsimli filimdeki Sabit Paşa subay değil “Paşa” lakaplı sivil bir kişidir. Kaldı ki Mardin’de bir konakta yaşayan ve atlara düşkünlüğü ile tanınan “Paşa” lakaplı bu ha­yali roman kahramanı üzerindeki kıyafet de asker kıyafeti olma­yıp sivil binici kıyafetidir” diye cevap vermiştir.(5) 

Dedesinin kavuğu, cübbesi ve şalvarı ile alay edenler, Yunan ve Roma medeniyetinin o ihrama benzeyen yarı yeri açık kıyafetlerine hayranlık duyu­yor. Yine bazı târihî Filmlerde gördüğümüz kadarıyla takma peruklar, lenger şapkalar, dantelli yakalarla, kısa pantolonlarla, uzun çoraplarla arz-ı endam eden Avrupalılara bayılıyor, bugün bile fistanımsı Hint kıyafetlerini küçüm­semiyor, İskoçların gayda ve eteklerine kafayı takmıyor, bugün bile Yunan Parlamentosunun önünde etekleri ile nöbet tutan Helenlerle alay etmiyor, ama dedesinin kıyafeti ve fesi ile dalga geçer, küçümser, alay eder.

Bilmez ki; Avrupa bugün modern ve medeni insan kıyafeti olarak kullandığı bugünkü giyim tarzını, dedelerimizin kıyafetlerini biraz daha modernize ederek alıp, o ihramsı tarz olan çoğu zaman dikişsiz birkaç metre bezden kurtulmayı ecdâdımızı örnek alarak gerçekleştirmiştir.(6)

 Binlerce kariyer sâhibi ilim adamı Osmanlıyı ve sultanlarını inceleyip anlayabilmek için kütüphânelerimize   ko­şarken, Turistleri eğlendirmek için Antalya’daki bir tiyatroda Os­manlı Sultanı elinde kamçı sağa sola saldıran, döven ve ka­dınlara tacizde bulunan kişiler olarak temsil edilmekte ve dedelerini küçük düşürerek birkaç kuruş kazanma­nın peşinde olan zavallılar bulunmaktadır.(7) Yine hangi ilmî ve târihî eserler­den faydalandığı belli olmayan bazı gâfiller, “Muhteşem Yüzyıl” adı altında muhteşem bir cehalet ve rezalet sergilemektedirler.

Vord Gold Council  (Dünya Altın Konseyi)  tarafından Türk kuyumcula­rının tasarım alanını geliştirmek için düzenlenen Gold Trends 2002 Takı ve Tasarım yarışmasında, Konsansis adlı takı üstündeki Osmanlı tuğrası ile Haç karışımı kompozisyon takdir toplayınca, Türk jüri üyeleri “yalnız Haç ol­saydı daha güzel olurdu” diyebilmişlerdir.(8)

Dipnotlar:

1-Z. Gazetesi, 05. 03. 2005; Târih ve Düşünce Dergisi, Nisan 2005, sayı 57, s. 72 de bu fotoğraflar görülebilir.

2-Hammer a. g. e. c. 1, s. 93.

3-İbrahim Refik, “Târih Şuuruna Doğru-4”, Albatros Yay. İst. 2004, s. 75.

4-Derin Târih Dergisi, Şubat 2013 sayısı eki, Sultan 2. Abdülhamid’in Özel Dünyası s. 10.

5-Milliyet Gazetesi, Melih Aşık, 24. 01. 2002.

6-İsmail Hâmi Dânişmend,“Târihi Hakikatler”,Tercüman Gazetesi Yay.1979, c. 2, s. 399.

7- 02. 03. 2002 Kanal 7  20.00 Haberleri.

8- Milliyet Gazetesi, 05. 03. 2002.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık