);*} OSMANLI CASUS TEŞKİLÂTLARI (2)
  • 04 Nisan 2017, Salı 7:32
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

OSMANLI CASUS TEŞKİLÂTLARI (2)

Osmanlı ile Avusturya, Almanya ve Macaristan arasındaki casusluk faa­liyetleri son derece önemli idi. Çünkü bu devletlerin hudutları arasında de­vamlı hareketlilik vardı. Atılan her adımdan, her askerî faaliyetten haberdar olunması gerekirdi. 1561 de Macaristan’daki sancak beylerinden Hamza Bey’e Alman elçiler gelerek İmparatorlarının büyük bir ordu ile üzerlerine geldiğini söylediklerinde Hamza Bey gülerek onlara şöyle cevap vermiş:

“Hiçbir yerde askeriniz yok. Olsa benim bilmem lâzım. Bir casusum 6 yıldır Viyana’da oturur, orada karısı, çocuğu var. Bu adam isterse kilisede âyin idâre eder, isterse kâtiptir, isterse Alman isterse Macar olur. İsterse bahçıvan veya askerdir. İsterse topallar veya sizin gibi sağlam bacakla gezer. Her dili de konuşur. Kralınıza lâzımsa, Viyana’da bulsun onu.”(1)

1670’li yıllarda bile yani 4. Mehmed devrinde bile Osmanlı topraklarının en uç noktasındaki Kamaniçe, Kalesi fethedilmek istenince, casuslar vasıta­sıyla kalenin bal mumundan bir maketi yapılıp sultana getirilmiş ve onun üzerinde fetih planları yapılmış yani Osmanlı o dönemde bile bu derece teknik çalışıyormuş.(2)

Osmanlı bu casusluk faaliyetlerini yaparken karşı tedbirleri, dezenfor­masyona karşı önlemleri de unutmamış ve en ince detayları bile gözden ka­çırmamıştır. Divan toplantılarını, önemli görüşme ve meclisleri Topkapı Sa­rayındaki şu şırıltıları ile donatılıp dışarıya ses vermeyen odalarda ve salon­larda yapmışlardır.(3)

Osmanlı zayıfladıkça bu tür teşkilâtlarda dejenere olmuş, fonksiyonlarını ve özelliklerini kaybetmiş, sıradan kurumlar haline gelmiştir. Sultan 3. Selim, Seyit Ali Efendi isimli birini Paris’e elçi olarak göndermiş ve giderken; “"Napolyon'un Mısıra sefer düzenle­yeceğinden söz ediliyor. Fransız donan­masını devamlı ta­rassut altında bulunduracaksın ve bana bilgi vereceksin" diye tembih etmiş.

Buna rağmen, elçi bey Paris sefahatine kendini kaptırmış olacak ki, Napolyon Mısırı aldığı, aradan aylar geçtiği halde  bizim elçinin  hâlâ pâdişaha "Fransız donanma­sında bir hareket yok. Asayiş berkemal" diye rapor gön­dermesi üzerine Sultan raporun bir kenarına "Bu adam ne eşek he­rifmiş" diye şerh düşmüştür.(4) 

Osmanlının son zamanlarında askerler, arkeologlar, teknisyenler, misyo­nerler, konsoloslar, gezginler, maceracılar gibi adlar altında memleketimize gelen Batılılar casusluk yapmışlar, Anadolu casus cenneti olmuş, isim ve faa­liyetlerini kamufle eden yüzlerce kişi memlekette cirit atmışlar, hırsızlık yap­mışlar ve birçok târihî eserlerimizi memleketlerine taşımışlardır.(5)

Memleketi 10 senede batırıp ipini çeken, Siyonist maşası, masonik bir cemiyet olan İttihat ve Terakki, Askerî Tıbbiye talebeleri arasında kurulmuş, devletin bundan maalesef iki sene sonra haberi olmuştur.(6) Son zamanlarda düşülen zelil ve acınacak durumu şu ifadelerde gözler önüne serer ki; Filistin cephesinde Arap casuslardan başka bir İngiliz kumandanın emrinde 600 Yahûdi casus bulunduğu zikredilir.(7)

 Kanal seferi esnasında İngiliz kumandanı olan Allenby’nin “her birliğimizde yüzlerce Yahûdi casusu vardı, zaferimizi onların başarılı çalışmalarına borçluyuz” demiştir.(8) Şurşon, Suzi Liberman, Raşel bunların en meşhurlarıdır.(9) Bu sefil duruma muttali olan Sultan 2. Abdülhamid bugünkü MİT’in menşeini teşkil eden “Teşkilât-ı Mahsusa’yı kurmuştur.

Fakat o uyanık pâdişahın mirasına hakkıyla sahip çıkılmadığı için, MİT’in yakın târihte teyakkuz haline geçinceye kadarki dönemde çok olum­suz durumlar yaşanmış, Milliyet gazetesinin haberine göre o zaman bir De­mirperde memleketi olan Çekoslavakya’dan getirtilen avizelerin içine Rusla­rın yerleştirdiği dinleme cihazları sayesinde yıllarca Büyük Millet Meclisimiz dinlenmiştir. Daha sonra bir avize yenileme döneminde bu işin farkına varıl­mıştır.(10) 

Dipnotlar:

1- Yılmaz Öztuna, “Büyük Türkiye Târihi”, Ötüken Yay. 1977, c. 13, s. 36.

2- Mustafa Armağan, “Büyük Osmanlı Projesi”, Timaş Yay. İst. 2008, s. 285.

3- İlber Ortaylı, “Osmanlı Sarayında Hayat” Yitik Hazine Yay. İst. 2008, s. 88.

4- Tahsin Ünal, “Osmanlılarda Fazilet Mücâdelesi”. Nur Yay. İst. 1975 s. 163.

5- Ali Çimen, “Echelon: İstihbarat Dünyasının Perde Arkası”  Timaş Yay. İst. 2004, s. 39.

6- Mehmed Tahir Efendi (Bursalı), “Osmanlı Müellifleri-1”, Meral Yayınevi (târihsiz) İst. s. 9.

7- Feridun Kandemir, “Fahreddin Paşa’nın Medîne Müdafaası”, Yağmur Yay. İst. 2011, s. 138.

8- Feridun Kandemir, a. g. e. s. 324.

9- Feridun Kandemir, a. g. e. s. 332.

10- Milliyet Gazetesi, 13. 04. 1984.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık