);*} OSMANLI ALP?LERİ VE ALPERENLERİ
  • 13 Şubat 2017, Pazartesi 7:22
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

OSMANLI ALP?LERİ VE ALPERENLERİ

Alpler-erenler vardı, atları vardı

Atların firûzeden kanatları vardı

Geri dönmezlerdi çıktıkları yoldan

Hedefleri vardı, muratları vardı           

Abdürrahim Karakoç

 

Alp: Türk târihinde gâzi, mücâhid anlamında bazen özel isim, genellikle de unvan olarak kullanılmıştır. Alp Er Tunga, Alp Aslan, Gündüz Alp (Os­manlının kurucusu Osman Bey’in dedesi), Alp Tegin gibi. Mert, cesur, gözü kara, savaşlarda büyük başarılar ve yiğitlikler gösteren kimseler için Türk târihinin ilk dönemlerinde Alp, sonraları ise Gâzi unvanları kullanılmıştır. Ertuğrul Gâzi, Osman Gâzi, Orhan Gâzi gibi.

Alp Olmanın şartlarının bazılarını Aşıkpazâde “Garibnâme” isimli ese­rinde “kendisinin ve atının zırhı olacak, kılıcı, mızrağı olacak. Bir yâr-i sadığı, bir kafadarı (kendisini savaşta gözeten bir arkadaşı) olacak…” diyerek sıralar. Alp eşittir Gâzi mânâsına kullanılmıştır.(1)

  Silâhsız Akıncılar Alperenler:

Seferde ve hazarda (savaş dönemi ve haricinde), fedâkârlık, cefakârlık, vefâkârlık gösteren din ve ilim adamlarına da Alp Erenler denmiş, bilahare Alperenler şeklinde de kullanılmıştır.(2)

Bunların Anadolu’nun ve Balkanların İslâmlaşıp Türkleşmesinde büyük etkileri olmuştur. Bunların lideri, önderi, rehberi Ahmed Yesevî Hazretleridir, zaten bütün tarîkat ve tasavvuf   hareketle­rinin menşei ve mebdei yani çıkış yeri, kaynağı da yine Türkistan ve Ahmed Yesevî Hazretleridir.

 Bunlara, Gaziyan-ı Rum, Baciyan-ı Rum, Ahiyan-ı Rum veya Horasan Erenleri de denir.(3) Bunlar akıncı teşkilâtının silâhsız bölü­münü teşkil ederler. Bunların topu, tüfeği, kılıcı, Allah’ın kendilerine lütfettiği mânevî mehabetleri ve muhabbetleridir. Yani bunlar karşı tarafa silâhları ile savaşları ile akınları ile etki etmez.

 Bunlar hâl ve kâl ehlidir, çok yumuşak tutumları, merhametleri, güler yüzleri, samimi tavırları, Müslim gayri Müslim ayırımı yapmadan uyguladıkları sevgi ve muhabbetleri sayesinde gönülleri fetheden insanlardır.

 Ordulardan önce gelip bir hana, bir değirmene, bir köp­rübaşına, bir yol geçidine, bazen ıssız bir subaşına yerleşip; hal, söz ve tavır­ları ile İslâm’ı sevdiren, “eğer Müslümanlık bu ise bizde Müslüman olalım” dedirten, İslâm ordularına karşı oluşan korku ve tansiyonu düşürüp, onların işini kolaylaştıran mânevî Fâtihlerdir. Mevlânâlar, Yunuslar, Hacı Bayramlar, Hacı Bektaşlar, Abdal Musalar, Geyikli Babalar, Gül Babalar, Somuncu Ba­balar…Osmanlı hamuruna yumruk vuran, maya çalan o Alperenlerin tilmizle­ridir.

Bir misal; Abdal Murad Bursa fethinden önce gelip civara yerleşmiş, Bizans halkı onu o kadar sevmiş ki, kendisi dağda yaşadığı halde erzağı bitince eşeğini salıverir, hayvan Bursa’ya gelir, onu tanıyan Hıristiyan halk heybesini erzakla doldurur, eşek onu Abdal Murad’a getirirmiş.(4)

Sarı Saltuk Balkanlara gelip daha henüz fethedilmeyen bir beldeye yerleşir, Balkan milletlerine örnek bir İslâm dervişinin yaşantısını gösterir. Vefatı yaklaşınca vasiyet eder 7 tane tabut hazırlanmasını hangisinde cenazesinin olduğunun gizlenmesini, bunların çeşitli beldelere defnedilmesini, sevenlerinin buraları ziyaret ede ede buraların da fethedilmesine vesile olmasını vasiyet etmiştir. Bu sebeple Balkanların hattâ Anadolu’nun birçok yerinde Sarı Saltuk türbeleri mevcuttur.(5)

Osmanlı sultanları dünyayı titretmişler ama bunların manevî mehabetleri karşısında da titremişlerdir. Osmanlı nesilleri bunların gazavatnâmelerini, menakıpnâmelerini, destanlarını, efsanelerini ve Serüvenlerini dinleyerek büyümüşler ve onlar gibi olmaya çalışmışlardır.

Bunlardan Ebû Eyyûb el-Ensârî Hazretleri 80 yaşında İstanbul önlerine gelmiş, Necmeddin Kübra 80 yaşında Moğollarla harp etmiş, Merkez Efendi 80 yaşında Kanûnî döneminde Korfu Seferine katılmış,(6) Ahmed Ziyaüddin Gümüşanevî 67 yaşında 93 harbine katılmış, İsmail Hakkı Bursevî II. Mustafa devrinde ilerlemiş yaşına rağmen Nemçe seferinde iştirak etmiştir...(7)

 

Dipnotlar:

1-Halil İnalcık, “Târihçilerin Kutbu Halil İnalcık Kitabı”, İş Bankası Yay. İst. 2013, s. 108.  

2-İskender Pala, “Kırklar Meclisi”, Kapı Yay. İst. 2004, s. 6.

3-Nezihe Araz, “Anadolu Erenleri”, Özgür Yayınları, İst. 2000, s. 7.

4-Ekrem Hakkı Ayverdi, 30. Yıl Hatıra Kitabı, İstanbul Fetih Cemiyeti Yay. İst. 2014, s. 335.

5-Ekrem Hakkı Ayverdi, a. g. e. s. 50.

6-Nezihe Araz, “Anadolu Erenleri”, Özgür Yayınları, İst. 2000, s. 71.

7-Reşad Ekrem Koçu, “Yeniçeriler”,  Doğan Kitap Yay. İst. 2004, s. 119.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık