);*} KUR'AN-I KERİM -1
  • 26 Aralık 2016, Pazartesi 7:34
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

KUR'AN-I KERİM -1

Evet Kur'an asla bir ölüler kitabı değildir. O bir hayat nizamıdır. Sev­gili Peygamberimiz bir hadisinde: "Kur'an: kendine gerçekten sarılan ve sahip çıkan milletleri yükseltir ve yüceltir. Kendine hor bakanları ise alçal­tır, zillet ve sefalete terk eder"([1]) buyurur, gerçekten tarih sahifelerini şöyle bir karıştırdığımızda bu sözün serapa hakikat olduğunu müşahede ederiz.

Onlarda mürteci miydi bilemiyoruz ama(!) Osmanlı imparatorluğunu ku­ranlar bu kitabın bulunduğu odada ayaklarını uzatıp yatmamışlardır. Çağ açıp çağ kapayan İstanbul Fâtihi, göğsünün üstünde bu kitabı taşıyordu.

 Dünya haritasını adımlayıp "bana bile küçük" diyen Yavuzlar bu kitaba inanıyorlardı. Moskova surlarından Afrika ortalarına, Viyana kapılarından Hint adalarına kadar dünyanın üçte birine hükmeden, Avrupalının Muhte­şem Süleyman de­diği Kanuni bu kitaba bağlıydı. Akdeniz’i gölümüz haline getiren, Barbaros­lar, Turgut Reisler, Piri Reisler bu kitabın aşığı idiler.

 Çanakkale’deki binlerce şehidin koynundan bu kitap çıkıyor, cephelerde askerleri cuş u huruşa            (gale­yana) getirmek için Fetih suresi okunur ve onlar hayatları­nın baharında ölüme, bu kitapta vaat edilen şehitlik mertebesine nail olmak için Allah Allah diye atılıyorlardı. 

Kur'an 14 asır öncesinin, dünün veya geçmişin kitabı değil, dünün, bugü­nün ve istikbalin kitabıdır.

Kur'an, çağ dışı bir kitap değil, çağları aşıp, sabah-ı haşre (kıyamete sa­bahına) kadar                  insa­noğlunun sorularına çözüm bulabilecek bir kitaptır.

Kur'an gözleri açık olduğu halde, kör olan, hakikatleri görmeyen, ger­çeklere kulakları kapalı olanların sulanmış beyinciklerinin ihata edemeye­ceği kadar geniş kapsamlı bir kitaptır.

Bu sözlerimize delil olması bakımından birkaç misal arz ediyorum:

Kur'an 14 asır önce  "Biz her insanın parmak uçlarını işaretle­dik"([2]) buyuruyordu.

50 sene öncesine yani parmak izi diye bir hakikatin ortaya çıkarılma­sına kadar bu ayetten kim ne anlayabiliyordu?

Kur'an 1400 sene önce "Cinleri de dumansız ateşten yarattı"([3]), aye­tiyle dumansız ateşten bahsediyor. Elektrik ve bugünkü alfa, beta, gama, rönt­gen, x, ultraviyole ve lazer gibi ışınlar keşfedilmeden bu ayeti kim açıklaya­bilirdi?

Kur'an Zâriyat suresinde: "Sema’yı biz kudretimizle kurduk ve onu biz genişletiyoruz"([4]) buyurur. Semanın her saniye 60 bin km.  genişle­diğini ispat eden atom bombasının mucidi Anştayn’a ve Rus bilgini George Gramov'a gelinceye kadar bu ayeti kim izah edebiliyordu?

Kur'an: "cehennem ateşinin hiç sönmeyeceğini"([5]) haber verirken, sözde aydınlar; "o kadar çok odunu nerden bulacaksınız?" diye alay ediyor­lardı. 10 sene önce güneşin her saniye milyarlarca ton hidrojeni hel­yuma çevi­rerek enerjisini yenilediği ve tükenmediği ispat edilince, oduna lüzum            kalma­dan bunun  mümkün olacağı ortaya çıktı ama, yine utanmadı­lar.

 

 

Dipnotlar:

1- Muvatta, Kader 3.809- Kıyamet Sûresi, 4.

2- Rahman Sûresi, 15.

3- Zâriyât Sûresi, 47.

4- İsrâ Sûresi, 97.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık