);*} KABİR ve KABİR TAŞLARI-1
  • 12 Ağustos 2016, Cuma 8:40
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

KABİR ve KABİR TAŞLARI-1

Eli boş gidilmez gidilen yere

Rabbim boş gelmedim ben suç getirdim

Dağlar çekemezken o ağır yükü

İki kat sırtımda çok güç getirdim 

Tahirül Mevlevi

 

Çocukken sık duyduğumuz sözlerden biri de; “topraktan geldik, toprağa gideceğiz” cümlesi idi. Tabii o günlerde bu sö­zün manasını pek idrak edemez­dik. Gerçekten “her şey aslına rücu eder” diye bir Arap ata­sözü var. İnsanoğlu­nun aslı, cevheri, mayası topraktır. Malum Cenâb-ı Allah Âdem peygamberi topraktan, şeytanı ve cinleri ateşten, melekleri nur­dan ya­ratmıştır.

 

Dış etkenlerle kirletilmemiş ise toprak temizdir, antibiyotik gibi faydalı­dır. Dedelerimiz arı, akrep gibi haşeratın soktuğu yere eskiden çamur basar­lardı. Belgesellerde görüyoruz; yarala­nan vahşi hayvanlarda yaralarını temiz balçığa dayamaktadırlar.  Çünkü; temiz balçık yani insanoğlunun aslı olan toprak temiz ve temizleyicidir. Toprakla teyemmüm de bundan dolayı caizdir.

 

Dolayısıyla her ölen toprağa devdi edilecek ve ona lokma olacak. İşin ga­ribi toprağın hem temiz, hem de temizleyici ol­ması. Yapılan araştırmalar gös­termiş ki; kanserli, ülserli, AİDS’li… her insan kabre konur, kabirlerin hasta­lık yuvası, dert ve elem mekânı olması gerekir ama elhamdülillah öyle değil. Çünkü toprak bu illetlerin mikroplarını zararsız hale getiriyor.([1])

 

Yine garip olan bir husus, ruh bedenden ayrılmadan, hasta da olsa, yata­lak da olsa, yüz yaşını da geçse insana bir şey ol­muyor, ama kuş kafesten uçunca, yani ruh bedenden ayrılınca insan birkaç saat içinde taaffün edip ko­kuşuveriyor. Onun için olsa gerek ki; öleni en yakınları bir an önce toprağa vermek için çabalarlar.

 Yaşarken görmeye tahammül edemediğimiz, yılan, çıyan, akrep ve bil cümle haşerata yem olarak kabre indirirler. Hayatta iken başına yorgan çekemeyen, daralırım diye örtü ör­temeyen adamın üstüne ton­larca toprak yığarlar! Daha nice ib­retlik vakalar!..

 

Talihindir yer yer gezdiren seni

Yere girsen yer, yine de yer seni

Onun için yerin adı olmuş yer

Yer, adamı kendi besler kendi yer

 

Onun için sevgili peygamberimiz; “kabirlerinizi ziyaret edin, çünkü oralarda sizin için ibretler vardır”([2]) buyurmuştur.

Mezar’ın kelime manası da “ziyaret edilen yer” anlamınadır.  Osmanlının güzel adetlerinden biri de, kabirleri meskûn mahal­lere giren yolların kenarlarına yaparlar ve “Ey akıl ve basiret sahipleri ibret alınız”([3]) mealindeki ayeti kabir duvarlarına yazarlar­mış. Gerçekten alabilene, görebilene, duyabilene kabir­lerde çok ibretler vardır.

Peygamberimiz kabire girecek olan kişiye, oradakilere selam vermesini ve “bir gün bizde sizin gibi buralara geleceğiz” mealinde dua etmesini tavsiye ediyor. Ne­cip Fazıl merhum bu duyguları ne güzel dile getiriyor:

 

Deryada sonsuzluğu fikretmeye ne zahmet

Al sana derya gibi sonsuz Karacaahmet

Göbeğinde yalancı şehrin sahici belde

Ona sor gidenlerden kalan şey neymiş elde  

 

 

Dipnotlar:

1- Zafer Dergisi, sayı 111, s. 1.

2- Müslim, Cenâiz, 106; İbni Mâce, Cenâiz, 47.

3- Haşr Sûresi, 2.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık