);*} Hıristiyanlığın Kısa Tarihçesi (5)
  • 17 Nisan 2019, Çarşamba 8:59
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

Hıristiyanlığın Kısa Tarihçesi (5)

İslâm’ın zuhuru esnasında bile doğru dürüst yazı malze­mesi olmadığı için Kur’an ayetleri tahta parçaları, deriler, yassı taşlar, develerin kürek kemikleri… Gibi malzemeler üzerine yazılmıştır. İslâm’dan 570 sene önce gelen Hz. İsa dönemini takdir ve tahmin etmek her halde zor olmasa gerek. Bu İnciller deriler ve parşömenler üzerine yazılmış, elden ele dolaşan, parça parça materyaller halindedir.

Birbirini tutmayan hatta bir birine çok zıt fikir­ler ihtiva eden binlerce risâle ve mektup sağa sola gönderilmiştir. Dini inanç ve ya­şayış husu­sunda çok farklı anlayış ve uygulamalar ortaya çıkmış, bundan dolayı din ve mezhep kavgaları yaşan­maya başlanmıştır. Aslında ve özünde olmayan Teslis,(1) vaftiz, parayla günah çıkarma, şaraba ekmeği batırıp kutsal gün­lerde Hz. İsa’nın kanı ve eti diye yeme, büyük paralar karşı­lığı cen­netten arsa ve emlak satma vb. mantık dışı kurallar Hıristiyanlı­ğın içine girmiştir. Bunları bilahare maddeler halinde izan ede­ceğiz.

 İmpa­rator Kostantin bu keşme­keşi ve dejenerasyonu önle­yebil­mek için M.S. 325 de İznik’te bir Konsül(2) toplayarak, binlerce İncil’in teke indiril­mesini istemiş ise de; bu mümkün ol­mamış, yaşanan büyük mücadele ve münakaşalardan sonra Matta, Markos, Luka ve Yuhanna İncil­leri olmak üzere ancak 4’e indirilebilmiştir. Diğer bütün İncillerin okunması, yazılması, evlerde bulundurulması yasaklanmış ve bu kurallara uymayan kişiler, değişik şekillerde idam edilmiştir. Bunla­rın da kendi aralarında, hatta her İncilin kendi içinde bile bir birini nakzeden (yalan­layan, zıt) fikirler ve yorumlar vardır.(3)

Doğu Roma İmparatoru Kostantin’in Hıristiyanlığı res­men M. 313’de kabul etmesinden sonra;  M. 380 yılında da Batı Roma İmparatoru l.Theodosias’da Hıristiyanlığı res­men kabul edince, bu imparatorluk toprakları üzerinde Hıristiyanlık hızla yayılmıştır.

Kiliselerin etki, yetki ve menfaat bölüşümü nedeniyle baş­lattıkları mezhep savaşları, Ortaçağ ve Yakınçağ dö­nemlerinde bütün hızıyla ve korkunçluğuyla devam etmiş, asırlarca süren bu kavga ve kıtallerde milyonlarca Hıristiyan, bir birini öldür­müş­tür.(4)

Fransa kıralı 9. Charles bütün Protestanların yakılmasını öldürülmesini istemiş ve şöyle demiştir:  “Hepsini öldürün ama hepsini yok edin ki, bunu yüzüme vuracak bir tek Protestan kal­masın.”(5)  

Macar Tarihçi Sandor Takats (1860-1923) Macaristan Türk Âleminden Çizgiler isimli eserinde şunları söylemiştir: "Hıristi­yan Almanya İmparatorluğunda mezhep harplerinde kan göv­deyi götürürken, Müslüman Türk idaresinde bütün dinlere saygı vardı ve mezhepler yan yana yaşayabiliyorlardı. Ortodokslar gibi Protestanlar da Osmanlılara çok şey borçludurlar. Çünkü Pro­testan mezhebinin kurucusu Martin Luther, Katolik zulmü karşı­sında Kanuni Sultan Süleyman’a mektup göndermiş ve yardım isteyip şunları yazmıştır: "Putperest Katoliklere, Papa denilen ve Hz. İsa'yı tanrı yapan dinsizlere ve onları destekleyen Alman İmparatoru Şarlken'e haddini bildiriniz ve bize yardım­larınızı sürdürünüz..."(6)

 

Bir Hıristiyan yazar şöyle der: “Gerçekten denilebilir ki, bütün Protestan Hıristiyan hükümdarlar selametlerini Muhte­şem Süleyman’a borçludurlar.”(7)

Mezhep savaşları ve düşmanlıkları yüzünden, birbirleri ile kıyasıya mücadele eden Hıristiyanlar, Müslümanların adil ida­relerini tercih eder hale gelmişler, Selçuklu Sultanlarının kendi­lerine, aynı dinden olan kişilerden daha fazla merhamet göster­dikleri için kilise duvarlarına bu sultanların figürlerini işlemiş­ler(8), kiliselerde Selçuklu ordusunun galibiyeti için dua etmişler, idareci olarak başlarında kendi dindaşlarını değil, adil Müslü­man amirler olmasını temenni etmişlerdir.(9)  Bu mezhep kavgala­rının yaşandığı Avrupa topraklarından Osmanlı diyarına toplu göçler olmuş, daha sonra yasaklanmış ve göçenler yaka­landığı takdirde şiddetle cezalandırılmıştır.(10) Bu yol kapanınca kendi zalim idarecilerinin zulmünden kurtulmak için Osmanlıyı bölgelerini işgal edip, adil idarelerini kendilerine de uygulama­ları için davet etmişlerdir.(11)

Sırbistan’da; halkın haftada iki gün beylere angarya ça­lış­mak mecburiyeti var iken, Osmanlı gelince bunu senede üç güne indirdiğini Lord Kinros'un yazdığını, Ruslarla yapılan savaş­larda, daha iyi yaşayabilmek için Rus askerlerin Os­manlıya gö­nüllü esir olduklarını,(12) Osmanlı mahsulün veya gelirin onda birini vergi olarak alır­ken, Venedik ve diğer Avrupa devletleri­nin üçte birini aldıklarını tarihler yazmaktadır.(13) 

Yine Macar Yazar Kald Nagy'nin; “l558-1560 arası Os­manlı bizden 6 milyon akçe topladı, 23 milyon akçe Macaris­tan’a sarf etti.” diye yazmıştır.(14)

Dipnotlar:

1-Fransa’nın dünyaca ünlü aylık Science et Vie/ Bilim ve Hayat

     Dergisinin yazı işleri müdürü Hz. İsa çarmıha geri­lerek öldürülme­miştir. 

     O kesinlikle Allah’ın oğlu da değildi diyor. Yine bu konuyla ilgili,

     “Tanrılaşan İnsan? L’Homme Qui Devint Dieu” adıyla bir eser yazan

     Gerald Messadie Hz.İsa’nın kesin­likle Allah’ın oğlu olma­dığı ve çarmıha

     gerilerek de öldürülmedi­ğini ispat ediyor. Haftalık L’Expresse dergisi bu

     yazarla bir söy­leşi yapmış ve büyük baskı­lara rağmen yayınlamıştır.

     Za­fer Dergisi, 1989,sayı 145, s.11.

2-Konsül: Kelime anlamı, herhangi bir amaçla yapılan toplantı demektir.

      Ancak kilise tarihinde özel bir anlam daha taşımaktadır. Buna göre Kon

      sül; Kilise ile alakalı meseleleri görüşüp-tartışmak ve bunlar hakkında

      kararlar almak maksadıyla yapılan dinî toplantıla­rıdır.

3-Protestan Alman tarihçilerden Strauss: (Ö.1874); İncil Bilgini ve

      Muallimi Nortin (Ö.1786) , Thomas Hartwell (Ö.1822) ve daha birçok

      Müsteşrik Yahûdîlerin Hristiyanlık içine ilk dönemlerde birçok yeni

      fikirler soktuklarını kabul edip yazmaktadırlar. Harputlu İshak Efendi,

      a. g. e. s. 41-47. 4

      İnciller arasında görülen tenakuzlar. Bkz: Harputlu İshak Efendi, a. g. e.

      s. 60, 78, 82; İncil hâlâ değiştirilmeye devam etmektedir. 16. 03. 2005

      Tarihli Milliyet gazetesinde verilen habere göre: “ABD li ve İngiliz 15

      bilim adamı, Hristiyanların kutsal kitabındaki tam 45 bin ifadeyi “Yeni

      nesil yanlış anlıyor” gerekçe­siyle değiştirdi. Böylece İncil’in %7’si  yeni

      den yazılmış oldu” de­nilmektedir. Kur’an-ı Kerim’in metninde hiçbir

      zaman değişiklik olmamış ve olamaz. Ancak onun tefsirlerinde

      değişiklikler ve yo­rumlar yapılabilmektedir. Ama İncil’in bizzat

      metninde, hem tarihte tahrifatlar yapılmış, hem de günümüzde

      değişiklikler yapılmakta­dır. Bkz: Aydoğan Vatandaş, “Apokrifal”,

      Timaş Yay. İst. 2008, s.99.

4-Geniş bilgi için bkz: Yılmaz Öztuna, “Büyük Türkiye Tarihi”, Ötüken

      Yayınevi, İst. 1971, c. 6. s. 63-69, cesetlerin bile asılması c. 6, s. 70.

5-Yılmaz Öztuna. a. e. g. e. 7, s. 178.

6-Sandor Takats (1860-1923), “Maca­ristan Türk Âleminden Çizgiler”,

      MEB Yay. 1000 Temel Eser, İst. 1970.

7-Nevzat Kösoğlu, “Türk Dünyası Tarihi ve Türk Medeniyeti Üzerine

       Düşünceler”, Ötüken Yay. İst. 1997, s. 232.

8-Mehmet Şeker, “Anadolu’da Birarada Yaşama Tecrübesi”, DİB yay.

      Ankara 2000, s. 45.

9-Ebû Dâvud, Edeb,164; En Nedvî, a.g.e.s. 90; Mehmet Şeker, a. g. e. s.45.

10-Cengiz Özakıncı, “Türkiye’nin Siyasi İntiharı”, Otopsi Yay.13. bas. İst.

       2007, s.534- Osmanlıda sosyal refah çok yüksek olduğu için birçok

       Alman ve Avrupalının Osmanlı diyarına göç etmesi s. 535.

11-Lady Montagu,”Türkiye Mektupları”, 1001Temel Eser, s. 84; Fernand

      Grenard, Asya'nın Yükselişi ve Düşüşü, M.E.B. Yay. 1000 Temel Eser,

      terceme Orhan Yüksel, İst. 1970, s. 140; Y. Öztuna a. g. e. c. 3,

      s. 362-407. Melzig den naklen; Von Hammer, “Osmanlı Devleti tarihi”,

      Üçdal Neşriyat İst. 1966, c.1, s. 323. 

12-Y. Öztuna, a. g. e. c. 8, s. 396; Tarih ve Medeniyet Dergisi sayı 11, s. 24. 

13-Y. Öztuna a. g. e. c. 5, s. 324.

14-Tarih ve Medeniyet Dergisi sayı 50, s. 20. 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık