• 10 Ekim 2017, Salı 7:40
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

HARF DEVRİMİ - TÜRKÇE ? OSMANLICA (2)

Ebû Hayyan el-Endülisî, “Kitab-ı Nebâtât ve Hayvânât- Bitkiler ve Hay­vanlar Ansiklopedisi” her biri 1000 sayfa olan 63 ciltlik kitabı 700 yıl önce yazmıştır. Bu eser Türk ve İslâm âleminde değil de Almanya’da bir Enstitü tarafından bastırılacaktır.(1)

İmam-ı Şafi geceyi üçe ayırır bir kısmında uyur, bir kısmında ibâdet eder ve bir kısmında da kitap okurmuş. Ders dinlemek için evinin önünde 700 kişi­nin toplandığı olurmuş.(2)

Rivâyet olunur ki; İmam Gazâlî medreseyi bitirmiş, kitaplarını yanına alarak memleketine dönmek üzere bir kervana katılmış, harâmiler yolda ker­vanı soymuşlar bunun da kitaplarını almışlar. Kitaplarının geri verilmesi hu­susunda o kadar ısrarcı olmuş ve yalvarmış ki; eşkıyaların başının dikkatini çekmiş ve “bu kitaplara niçin bu kadar değer veriyorsun?” diye sormuş.

 O “ben bu kitaplar sayesinde âlim oldum” cevabını verince eşkıya başı; “Senin âlimliğin ve bilgilerin bu kitaplar sayesinde ise, şimdi âlim benim, çünkü ki­taplar bende” demiş. Bu söz Gazâlî’ye ibret olur ve bundan sonra kitaplara bağlı kalmadan ilmi zihnine ve fikrine yazmaya gayret eder.(3)

Emevîler döneminde devlet adamları kadrolu memurlar tahsis edip, elle­rine büyük paralar verip, küffar diyârlarından bile kıymetli kitapları toplat­mışlar,(4) yazılan kitapları altınla tartıp yazarlarını mükâfatlandırmışlar,(5) Yapılan savaşlarda yenilen Bizans, Pers gibi devletlerden savaş tazminatı olarak altın, gümüş, para ve kıymetli eşyalar değil, kitap talep etmişlerdir.

“Hârun Reşîd Amoria ve Ankara’nın fethinden sonra tazminat olarak Yunan el yazmalarını istemiştir. “Halîfe El Me’mun Bizans İmparatoruna mektup yaza­rak, depolarda, izbelerde, dehlizlerde... Okunmayan antik yunan eserlerinin kendisine gönderilmesini istemiş, impara­tor da bunları gönder­miştir.”(6) “Yine El Me’mun, Bizans Kralı 3. Michael’e karşı ka­zandığı zafer­den sonra, tazminat olarak antik filozofların henüz Arapçaya çevrilmemiş eserlerini istemiştir.”(7)

İslâm dünyasında ilk kitapçı dükkânları Abbasiler döneminde ortaya çıkmıştır. El Yakûbî Bağdat’tan bahsederken sâdece bir mahallesinde yüzden fazla kitapçı dükkânının olduğunu yazar.(8)

Endülüs halk ve idârecileri kitap ve okumaya o kadar hevesli imişler ki, etraf devletlerden gelen elçiler onlara hediye olarak kitap getirirlermiş.(9) Henri Peres’e göre bir Endülüslünün nazarında kitap mücevherden daha kıy­metli idi.(10) Endülüs Müslümanları o gün için dünyanın en kültürlü milletidir, okuma yazma oranı Avrupalılara nazaran kıyas kabul etmeyecek kadar fazla­dır. Avrupa’da o dönemde saray mensupları ve papazlardan başka okur-yazar bulmak pek nâdir iken, Endülüs Müslümanlarının nerdeyse tamamı okur-ya­zardır.(11)

Avrupa’nın kalkınmasını yani Rönesans’ı Endülüs kültür ve medreseleri­nin hazırladığı hususunda bugün bütün dünya hem fikirdir. Fransız fizikçi Pier Curie şöyle der: “Kral Şarlman İspanyayı Müslümanlardan aldığında, Gır­nata sarayının meydanında, bir milyon el yazması eseri şenlikler yaparak yaktırdı. Bunlardan bize sâdece 30 eser intikal etti. Biz bu otuz eserle atomu parçaladık ve Ay'a çıktık. Eğer o yakılan kitapların yarısı kalsaydı, bugün galâksiler arasında seyahat eder olacaktık.”(12)

Endülüs devleti son bulunca “Kraliçe İsabella’nın günah çıkardığı papazı Kardinal Francesco Ximines de Cisneros, Müslüman kitaplarının tasfiyesini organize etmiştir. 1499 yılında Granada’daki Plaza de Bibarrambla’da 80.000 kitap yakılmıştı.”(13)

Rönesans sonrasını bir kenara bırakırsak kitap ve kütüphâne yakma hu­susunda Avrupa’nın sicili hiçte temiz değildir. “Roma Kralı Jul Sezar’ın Mı­sır’ı işgali sırasında meşhur Museion Kütüphânesi’nin bütün kitapları yakılır. Klopatra bu kitapları telâfi etmek için Bergama Kütüphânesindeki kitapla­rın bir kopyasını çıkartır. Fakat bunlar da yine bir Patriğin kurbanı olurlar.

MS 336 yılında bu patrik mezkur kütüphânede, ne kadar kitap varsa hepsini yaktı­rır. Yine Patrik Teofilos, antik dünyanın en büyük kütüphânesi kabul edilen Serapeion Kütüphânesini ve kitaplarını yaktırır.”(14)

Dipnotlar:

1- Dursun Gürlek, “Çınaraltı Kitap Sohbetleri”, Timaş Yay. İst. 2011, s. 15.

2- A. Ragıp Akyavaş, “Üstad-ı Hayat-1”, TDV Yay, Ankara 2005, c, 1, s. 101.

3- Dursun Gürlek, “Çınaraltı Kitap Sohbetleri”, Timaş Yay. İst. 2011, s. 30.

4- Mehmed Özdemir, “Endülüs Müslümanları-İlim-Kültür ve Sanat” TDV Yay. Ank. 1997, s. 15.

5- Hâlife El-Me’mun, Huneyn b. İshak’a, Arapça’ya ter­cüme ettiği eserlerden bazılarını altınla tartar, bazıları için de 500 dinar verirdi  (bir işçinin aylığının 5-6 dinar olduğu bir dönemde).

6- Ahmed Çelebi, “İslâmda Eğitim ve Öğretim Târihi”,Terc.Ali Yardım,Damla Yay.İst.1976,s.179.  

7- Sigrid Hunke, “Avrupa’nın üzerine Doğan İslâm Güneşi”, Çev. Servet Sezgin, Bedir Yay.  1972, s. 273.  

8- Ahmed Çelebi, a. g. e. s. 54.

9- Mehmed Özdemir, “Endülüs Müslümanları”, TDV Yay. Ank. 1994, s. 113.

10- Mehmed Özdemir, “Endülüs Müslümanları-İlim-Kültür ve Sanat” TDV Yay. Ank. 1997, s. 12.

11- İbrahim Refik, “Târih Şuuruna Doğru-4”, Albatros Yay. İst. 2004, s. 95. 

12- Sare Kurucu,“Bir Ömürden Sayfalar(Ali U.Kurucu’dan Hatıralar)”Marifet Yay.İst.2002.s, 227.

13- Fred Lerner, “Kütüphânelerin Hikâyesi”, Bileşim Yay. Çev. Dilek Çenkciler, İst. 2007, s. 113.

14- Sigrid Hunke, a.g.e, s. 260.  


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık