);*} Harf Devrimi, Osmanlıca, Türkçe (3)
  • 25 Ekim 2017, Çarşamba 7:46
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

Harf Devrimi, Osmanlıca, Türkçe (3)

Divan-ı Lügati't-Türk yani Türkçe Lehçeleri Sözlüğünü Kaşgarlı Mahmud Bağdat’ta (1072 - 1074 yılları arasında Yazmış ve 92 bin kelime vardır. Biraz daha yakın târihte yazılan Kamus-ı Türkî’de 18 bin kelime var­dır. Yavuz Bülent Bâkıler’in tespitine göre Günümüzde yazılan Öztürkçe sözlüklerde 3175 kelime vardır.

Yani bizim dilimizi bin sene önce yazılan bir lügate göre bile üçte bir seviyesinde kısırlaştırmışlar ve fakirleştirmişlerdir. Muallim Naci’nin 1891 de basılan “Lügat’inde 254 bin kelime, 1914 basımlı Ali Seyyid’in “Kamus-ı Osmanî’sinde 30 bin keline vardır. Harf Devrimi ile nasıl çağ atladığımız her halde bu verilerden de belli olmaktadır!..

Prof. Geofrey Lewis, “Türk Dil Reformu, Felâketli bir Başarı” adlı aka­demik eserinde bu “dil mühendisliği” yüzünden yeni Türk nesillerinin Halide Edip, Reşad Nuri gibi Türkçenin büyük ustalarının dilini bile kaybettiğini esefle anlatır. (Oxford University Press)...”(1) 

Merhum Ekrem Hakkı Ayverdi bu katliamlardan sonra şöyle dermiş: “Türk dilini üç kelimeye indirdiler, çiçek, böcek, kelebek.”

1967-68’li yıllarda ODTÜ açılıp derslerin İngilizce verileceği duyulunca, rektör Kemal Kurdaş’a “Türkiye’nin göbeğinde Türkçe değil, İngilizce eğitim yapıyorsunuz bunun sebebi ne?” diye sorular o da şöyle cevap verir: “Türkçe teknik terimleri karşılamaya ve benzeri eşdeğer terimler bulmaya yeterli de­ğildir. Binaenaleyh İngilizce kullanmak zorundayız.”(2) 

Bu sebeple Prof. Oktay Sinanoğlu Millî Eğitim Bakanlığı demez, Millî Eritim Bakanlığı tabirini kullanır. “Bir yabancı dili öğreneceğim diye kendi dilini atıp ta, başka dillerde eğitim yapan başka bir ülke dünyada yok” der ve bu hususta herkesten fazla gayret gösteren dindar kesimi, Okullarında İngiliz­ceden başka dil tanımayan ve öğretmeyen cemaat ve cemiyet okullarını, İngi­lizce Eğitim yapan Anadolu İmam-Hatip Liselerinin programlarını tenkit eder.(3) 

“Bir milletin ana dili o milletin ruhudur, mâneviyatıdır.” İngiliz Filozofu Humboldt

“Ana dilinde eğitim almayan bir çokçuk büyüdükten sonra yüzüne ne ka­dar vatanperverlik maskesi taksa da, âit olduğu millete değil, dilinde eğitim gördüğü millete hizmet edecektir.”  Rus Pedegog Uşunski

Bugün ABD de 50 den fazla ırk ve soydan millet yaşar.(4) 380 ayrı dil ve lehçe konuşulur.(5) Ama ABD nin bir tek resmi dili vardır o da İngilizce­dir.

Sultan 2. Abdülhamid, Osmanlı diyârında faaliyet gösteren yabancı okullarda Türkçeyi mecbur koşmuş, Türklerin değil, yabancıların yaptıkları bina ve müesseselere bile yabancı isim vermelerini yasaklamış,(6) kendisi çok akıcı Fransızca konuştuğu halde, gelip giden yabancılarla Türkçenin dı­şında bir lisanla konuşmamıştır.(7)

Yapılan bir araştırmada en iyi 530 otelimizin 500 tanesinin ismi yabancı çıktı. Türkiye’de yayımlanan 100 dergiden 70’inin ismi yabancı. Modern bir caddeye çıkılınca burasının Türk diyârı olduğundan insanın şüphesi uyanıyor bir Avrupa şehrinde gezdiğini zannediyor.

 Dükkân, tezgâh ve iş yerlerinin % 90’dan fazlasında yabancı isim var. AB topluğunun içinde oldukları halde birçok birliktelikleri bulunduğu halde Avrupa’da yabancı bir dilde isim ver­mek, levha asmak en ayıp şey kabul ediliyor ve görmek nâdirattandır. Bel­çika’da bir vatandaşımız “Sultan Kebap” levhalı bir dükkân açıyor, halk “Bu Belçika dilinden değil” diye tepki gösteriyor.(8)

15. Yüzyılın meşhur Türk Şâiri Ali Şir Nevâî (1441-1501) . “Hiç ordum olmadığı halde Çin sınırına kadar bir çok yerleri divanlarım ile fethettim” dermiş. Bütün Türk illerinin birleşmesini ister, bunu da Türkçenin evrensel bir dil olması sayesinde olacağına inanır, arzu edermiş.(9) Ama dilimize ve dini­mize uzanan eller bunu mümkün kılmadığını da bir misalden öğrenelim:

Abdi İpekçiye bir Azerbaycan gezisi esnasında, prezidyum başkanı İskenderov “Dilinizi berbat ettiniz. Her Allah’ın günü yeni bir kelime icat edi­yorsunuz. Ne lüzum var buna? Ben eskiden Türkiye’den gelen bir gazeteyi okuyup anlardım, şimdi hiçbir şey anlamıyorum” diye rahatsızlığını dile ge­tirmiştir.(10)  

Dipnotlar:

1- Milliyet Gazetesi, 27. 09. 2004.

2- Ali Ulvi Kurucu,“Gecelerin Gündüzü”,Marifet Yay.Haz.M.Ertuğrul Düzdağ, İst. 2002, s. 418.

3- Oktay Sinanoğlu, “Bye- Bye” Türkçe, Otopsi Yay. İst,  2002, s. 282, 332, 340, 353.

4- Yavuz Bülent Bâkiler, “Sözün Doğrusu-1”, Türk Edebiyatı Vakfı Yay. İst. 2006, s. 37.

5 - Cengiz Özakıncı, Başkent Üniversitesi Kültür Yayını Bütün Dünya Dergisi 2014/01, s.13.

6 - Mustafa Armağan, “Osmanlının Kayıp Atlası”, Da Yay. 2005, İst. s. 226.

7 - Mrs. Max Müller, “İstanbul’dan Mektuplar” Tercülan 1001 Temel Eser, İst. 1978, s. 47.

8- Yavuz Bülent Bâkiler, “Sözün Doğrusu-2”, Türk Edebiyatı Vakfı Yay. İst. 2006, s. 101. 

9 - İskender Pala, “Efsane Güzeller”, Kapı Yay. İst. 2004, s. 72.

10 - İbrahim Refik, “Târih Şuuruna Doğru-4”, Albatros Yay. İst. 2004, s. 144.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık