);*} HARAM HELÂL
  • 02 Şubat 2015, Pazartesi 8:35
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

HARAM HELÂL
Bülbüle gül yarar, deveye diken Hasrettir aşığın belini büken Tarlasına haram tohumu eken Helâl mahsulünü biçer mi bilmem       Yeryüzünde her şeyin rızkını Allah verir. Ama onu helâl veya haram yol¬dan iktisap etmek (kazanmak) insa¬nın irade¬sine bırakılmıştır. Malum bizim inancımıza göre; hayrı da, şerri de yani her şeyi Allah yaratır. Fakat in¬sanla hayvanın farkı buradadır ki; Allah insana irade-i cüz’iyye vermiş, yani tercih yapabilme yeteneği vermiş. İyiyi de kötüyü de tercih edebilir. İşte sorumluluk burada başlar, çünkü Allah iyileri, güzelleri, helalleri tercih et¬memizi ister, çünkü dünya imtihan dünyasıdır.  Konuyla ilgili Hz. Ali üzerinden menkul çarpıcı bir olay anlatılır. O bü¬yük zat bir yere varır, mescitte namaz kılmak ister ama atını bağlayacak bir yer yok, orada deli¬kanlılar oy¬namaktadır, birine atını tutuvermesini rica eder. Namazdan çıktığında atın gemsiz ve eğersiz dolaştı¬ğını görünce, öteki genç¬lere sorar, onlar; “o emanet ettiğin genç onları soydu, ilerde sattı ve gitti” derler. Hz. Ali kaça sattığını sorar; “on dirheme” derler. Hz. Ali; “hayret, bende o gence atımı tutu¬verdiği için 10 dirhem mükâfat verecektim. Ama helâl yoldan gelecek rızkını haram etti” buyurmuş.  Kaderde kime ne gelmesi, ne verilmesi, rızık veya mad¬diyat olar ne takdir edilmiş ise, o mutlaka o adamı bulur, çünkü Allah’ın takdiri şaşmaz, ama o takdirin geliş yollarını (haram veya helâl) kişi kendisi tercih eder, kıs¬sada olduğu gibi. Allah ve Resülü bu yolun helâl yol ol¬masını emrederler.  Bir bedenin rızkı, bir vasıtanın yakıtına benzer. Bo¬zuk, hileli, karışık ya¬kıt ile istenilen yere varılamayıp; yolda kalma, vasıtanın bozulması, istenilen hızla gide¬meme gibi birçok musibetle karşılaşıldığı gibi, haram lokma ile beslenen bedenden de hayır gelmeyeceğini, iba¬detinin, duasının kabul olma¬yacağını, o enerji ile edindiği evlatlarının hayırsız ola¬cağını, hanesine huzur ve saâde¬tin uğramayacağını, hastalık¬lardan, illetlerden kurtula¬mayacağını… Allah ve Resülü bil-diriyor.  Kanuni, Balkanlarda sefere giderken bir Yeniçerinin küffar bağlarından bedelsiz bir salkım üzüm yediğine muttali olmuş, askerin derhal ordudan atıl¬masını ve ge¬reken cezanın verilmesini emretmiş ve “kursağında ha¬ram lokma olan leş¬kere Allah zafer nasip etmez” demiştir.( )   Hz. Mevlânâ enteresan bir hususa dikkat çekiyor ve şöyle diyor: “Ey dik¬kat ve itina eden kimse; köpeğin önüne bir lokma ekmek atacak olursan, ev¬vela koklar, ondan sonra yer. Köpek burnu ile koklar. Bizde aklımızla koklayıp helal¬leri yememiz lâzım.” (11158-11159). Somuncu babaya birisi yardım vermek istemiş o “eşeğe ver yerse ala¬yım” demiş eşek yememiş oda alma¬mış.( )  Ama son zamanlarda Müslümanların ekserisi öyle bir zihniyete sahip ol¬dular ki: “Haram helâl ver Allahım, fakir kulun yer Allahım” diyorlar ama son zamanlarda Müslü¬manların düştükleri zillet de ortada. Peygamberimiz: “Öyle bir zaman gelecek ki, kişi ka¬zandığının helâl mi haram mı olduğuna dikkat etmeye¬cek. Kıyamete yakın en az bulunacak olan şeyler, helâl kazanç ve vefalı dost olacak.”( ) buyurmuştur. Yine Seyranî’nin ibretli sözüne kulak verelim:  Allah'ın emrine mutî’im dersen Resûl'ün emrine itâat eyle Haram-helal demez bulduğun yersen Müminlik sözünden feragat eyle           “Kemâle erenler, ancak midelerine gireni kontrol et¬mekle kemâle erebil¬mişlerdir.” İbrahim Ethem Karadeniz bölgesinde nükteleriyle meşhur ve maruf olan Oflu hocaya tütünün haram olup olmadığı sormuş¬lar. O şöyle demiş:     Tütün çürük olursa Lüle erik olursa İçen Yörük olursa  haramdur,  Amma:  Tütün Şiraz olursa Lüle Burgaz olursa İçen de Laz olursa helâldir demiş. Tabi bu işin lati¬fesi. Kişilere göre fetva olmaz.     Atatürk etrafındakilerle Beykoz’a gezmeye gider halk toplanır. Yakında cami görünce; “Beykoz imamı gelsin” der ve elinde tuttuğu üzümü göstererek şöyle sorar: “Hoca bu helâl de bunun suyu neye haram oluyor?” Hoca: “Pa¬şam ka¬rın sana helalde kızın neye haram?” deyince, ho¬canın cesa¬reti ve hazır cevaplılığı hoşuna gider ve; “Hoca sen âlimsin, ben ise softaları arıyorum. Yarın saraya gel de konuşalım” der. Ertesi gün saraya alır ve hoca ile sa¬at-lerce konuşur.( )    Dipnotlar: 1- Celal Yıldı¬rım. İslami Türk Tarihinin Altın Sayfaleri. s. 408.  2- Kethüdazade Mehmet Arif, “Osmanlı Hayatından kesitler”, İnsan Yay. İst. 2007, s. 128.  3- Nesâî, Büyü 3. 4- Hilmi Yücebaş, “Hiciv ve Mizah Edebiyatı Antolojisi”, L & M Yay. İst. 2004, s. 129.   

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık