);*} Günah
  • 15 Şubat 2015, Pazar 10:30
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

Günah
Günah-ı bî hisab içre anınçün oldum avare Sığındım ismi settâra, güvendim ismi gaffra Ümid-i affımı kat etmedim eltaf-ı Bâriden Rahim ismi Hüda’nın sâbık olmuş ism-i Kahhâra    “Allah’ın Rahîm ve Rahman sıfatları, Kahhar ve Müntekîm sıfatlarından önce geliyor. Bu sebeple hiçbir za¬man affedileceğim hususunda tereddüdüm olmadı, ümidimi kesmedim” diyor şâir. Hatta bazıları; “kul günah işleyecek ki, Allah’ın Rahîm sıfatı tecelli edecek” diye cesurane sözler söylemişler. Ama Hz. Ömer’in: “Günahtah sakınmak, tövbe ile uğraşmaktan daha iyidir” tavsi¬yesi daha makul ve man¬tıklı.   “Günah arıya benzer, onun gibi ağzı bal, fakat kuy¬ruğu zehirdir.” Sö¬zünde olduğu gibi, zehiri yememek için, bala aldanmamak gerekir. Bu dünya meşgalesi içinde tövbe etme¬ninde kolay olmadığını Süleyman Çelebi bildi¬riyor:     Her nefeste eyledik yüz bin günah Bir günaha etmedik bir gün ah. Bir başka benzeri:  Bir günah eden kişi, bin gün âh etmek gerek Bin günahım var iken bir gün âhım yok benim Yunus ise Hz. Peygamberden istimdad ediyor (yardım istiyor) ve şöyle diyor:     Günahkârım yüzüm kara Korkaram atarlar nar’a Meğer senden ola çare Şefaat ya Resülallah Sultan 2. Mahmud’da yine çok günahı olduğunu, ama buna rağmen ümit¬siz olmadığını, çünkü Rahmân ve Ra¬hîm gibi sıfatların sahibi bir yaratıcısı olduğunu, âlemlere rahmet olarak gönderilen bir peygamberin ümmeti oldu¬ğunu dile ge¬tiriyor ve şöyle nazlanıyor:  Hüdâ’ya çok günah ettim adetsiz çok günahım var Günahım çok ise nola senin gibi İlâhım var Bu Mahmud’un temennası ümidi munkati olmaz Resûlüllah gibi zira şefaatçi penâhım var İran’ın Meşhur Şairi Hafız, başka bir hususa dikkat çe¬kiyor:  Mey gibi her bir haramın sekri olsaydı eğer Ol zaman malum olurdu mest kim, huşyâr kim         “İçki gibi her günah sarhoşluk verseydi, o zaman sar¬hoş kim, ayık kim belli olurdu (yani ayık adam kolay ko¬lay bu¬lunmazdı)”  Bir vesileyle Konya yakınlarında Çukurçimen Köyünde bulunmuş ve ca¬miye gitmiştim. Cami avlusunda Osmanlıca yazılar gö¬züme ilişti, okudum ve not aldım. (Gerçi şimdi bazı basi-retsizler bu ve benzeri yazıları, hatları, ec¬dattan kalan her türlü hatırayı, anlamadıkları, kıymetini bilmedikleri için çe¬şitli şekillerde imha ediyorlar ama) bakın ne ibretli sözler çıktı:  Geldi bu aciz kulun günahkâr Cümle aybımız oldu aşikâr Sığındık ya Rab Sen ismi Settar Affına mazhar eyle ya Gaffar Hallisna min azabil gabri ven’nar Niyazım budur sana leyl ü nehar Hovarda bir Hıristiyan papaza günah çıkarmaya gitmiş,  papaz bakmış adamın ayaklarında ufak ziller var,  adım at¬tıkça çıngırak gibi çalıyor: "Bunlar ne yahu?" de¬miş, adam; "Ben Allah'tan çok korkarım, ka¬rıncaları ez¬memek için ayaklarıma bağladım... Karınca¬lar zilin sesini duyunca kaçı¬yorlar." Ve başlamış işlediği günahları Papaza an¬latmaya... “Ben falanın karısıyla… fala¬nın kızıyla… fala¬nın geli¬niyle…” Papaz demiş ki; “ulen hay namussuz, o zil¬leri aya¬ğına takacağına bilmem nerene tak da, millet kaçsın kurtul¬sun”    

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık