• 31 Temmuz 2019, Çarşamba 9:17
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

Gönül Temizliği (5)

Seçimin yakın olduğu, propagandaların gırla gittiği bir dö­nemde Karade­niz dağlarının o sarp yokuşlarında temiz kalpli ihtiyar Temel dede su kabını doldurmuş, hanesine doğru yo­kuşu tırmanarak, bin bir zahmetle git­mektedir. Ar­kasından yeti­şenler olmuş, ona iyilik olsun diye, su kabını ta­şıyıver­mişler. Evine gelince temel dede kabını almış ve çe­şitli dua­lardan sonra; “evlâdım siz kimsiniz, bura­larda hizmet ne?” diye sormuş. Onlar biz falan par­tinin elamanları­yız, seçim propagandası yapmak için fa­lan yere gidiyoruz deyince dede; o partinin dine karşı tutumunu, iktidar dönem­lerinde bu mil­lete yaptık­ları zulüm ve eziyetlerini iyi bildiği için: “Toh hay yavrum ben bu suyla ab­dest alacaktım” de­miş.

Nasrettin Hoca’ya oğlu; “baba abdest alırken ne tarafa döneyim” demiş, Hoca; “ceketin ne tarafta ise o tarafa dön” buyurmuş!..

“Biz abdesti kitaplardan okuyarak değil, baba ve dedele­rimize abdest suyu dökerken öğrendik.” A. Nihat Asya

“Keşke insanlarımıza abdesti bozan şeylerin yanında bi­razda imanı bozan şeylerden bahsetseydik.” Ali Şeriati

Müslüman’ın her hususta israftan kaçması gerektiği gibi, abdest alırken suyu, sabunu gereğinden fazla kullanmasının, müsrifliğe alışmasının doğru olmadığını Peygamber Efendi­miz ikaz etmiştir.(1) Sad ibni Ebi Vakkas Hazretleri abdest alırken suyu gereğinden fazla kullanınca Efendimiz; “Ya Sad, Nil Nehrinin kenarında bile abdest alsan, israfa kaçma”(2) buyurmuştur.

Bazı vesveseci insanlar temizlik hastasıdır. Bir eşyayı veya bir uzvunu defalarca yıkadıkları halde yinede temizlendiğine kanaat getirmezler ve tereddüt ederler, bunun da doğru olmadığını Peygamberimiz bildiriyor.(3) Böyle yer­siz şüphe ve vesveselerle özellikle umuma ait yerlerde had­dinden fazla su kullanmanın kul hakkı olduğunu, kul hakkının da affının olmadığını İslâm âlimleri dile getirmektedirler.(4)

Kuran ve sünnetin temel ilkeleri ve bu çerçevede gelişen ictihadî hükümler dikkate alındığında, bir şeyin bol olarak bulunması halinde bile israftan sakınmak ve ibadette bile olsa orta yolu tutmak Allah ve Resûlünün emirleridir. Kuran-ı Kerim hayırda, cömertlikte bile olsa ölçülü olmayı emret­miş(5)  peygamber Efendimiz de ibadette bile aşırı gidenlerin kendi kendilerini mahvettiklerini(6) haber vermiş ve insanla­rın mallarının tamamını tasadduk etmelerini veya hayır ku­rumlarına vermelerini yasaklamıştır.(7)

“Ümmetimin en şerlileri suyu israf edenlerdir.”(8) buyur­muş, özellikle Kamu malı olan sularda abdest alırken israf eden kişilerin yaptıklarının haram olduğunda ulema itti­fak etmişlerdir. Bir zat Hz. Peygambere gelir ve abdestin nasıl alınacağını sorar. Resûlullah da ona abdest azalarını üçer defa yıkamak suretiyle bunu gösterir ve “işte abdest budur dedi. Kim bundan fazlasını yaparsa ya adaba aykırı davranmış yahut haddi aşmış ya da haksızlık yani zulüm yapmış olur” diye ekler.(9)

Peygamberimiz bir gün arkadaşlarına “sizin evinizin önünden bir nehir aksa, günde beş defa o nehirde yıkansa­nız, sizde is, pas, kir… kalır mı?” buyurur ve “kalmaz Ya Resûlallah” cevabını alınca şöyle devam eder: “İşte günde beş defa abdest alan, namaz kılan müminlerin üzerinde de maddi ve manevi kirler, günahlar kalmaz”.(10)

Yine ümmetine, abdest uzuvlarının kıyamet günü pırıl pı­rıl nur parlayacağını,(11) buralarından ümmetini tanıyıp, seçip götürüp şefaat edeceğini ve Allah’ın izni ve keremi ile cen­nete girmelerine vesile olacağını bazı hadislerde belirtmiştir.

Teyemmüm: Suyun bulunmadığı, bulma imkânının ol­madığı yerlerde yine de Allah’ın huzuruna durmak için, top­rakla, kumla, vb. maddelerle yapılması gereken temizliğe denir.

Abdest almak veya gusletmek gerektiği halde su bulma imkânı yoksa Rabbimiz şöyle buyurur: “…Su bulamazsanız, o zaman temiz bir toprağa yönelin. Onunla yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin (Teyemmüm edin). Allah, size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez. Fakat O, sizi tertemiz yap­mak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak ister ki şükre­desiniz.”(12)

Her ne kadar suyun yerini tutmasa da, hiç yoktan iyi olur. Şöyle düşünelim: Kırda vücut veya elbisemize bir pislik bu­laştı, su bulma imkânı yok, öylece gezmek mi, yoksa toprak, taş veya kum gibi maddelerle kaba temizliğini almak mı daha efdal?. Elbette ikincisi, sonra daha önce geçtiği üzere;  insan tarafından kirletilmemiş toprak temizdir, temizleyicidir, temiz su ile balçık haline geleni antibiyotiktir, zira insanın aslı yani mayası da bizim inancımıza göre temiz balçıktır. Şair bu du­ruma işaretle şöyle der:  

Basmasa mübarek kademin rûy-ı zemine

Pâk itmez idi kimseyi hâk ile teyemmüm

Yani: İnsanın mayası toprak olmasa ve kâinatın yüzü suyu hürmetine yaratıldığı Hz. Muhammed mübarek ayağıyla top­rağa basmasa, toprak teyemmümle kimseyi temizleyemezdi.

Dipnotlar:

1-Müslim, Hayız 53; Ebû Dâvûd, Taharet 44.

2-Buhârî, Vudu 1; Tirmizî, Taharet 41; İbni Mâce, Taharet 48. 

3-Tirmizî, taharet 43; İbni Mâce, Taharet 48.

4-Su Medeniyeti Sempozyumu KOSKİ Büyükşehir Bel. 2009 Konya, s. 447.

5-En’âm Sûresi, 141; İsrâ Sûresi, 29; Furkân Sûresi, 67.

6-Müslim, İlim 7; Ebû Dâvûd, Sünnet 5.

7-Buhârî, Vesaya 2; Müslim, Vesaya 7-8. 

8-Hâşiye alâ Merâkı’l-felah, İst. 1985, s. 64.

9-Nesâî, Taharet 104, Ebû Dâvûd, Taharet 52, İbni Mâce, Taharet 48.

10-Müslim, Mesâcid 283, Tirmizî, Emsal 80. 

11-Fetih Sûresi 29; Sahih-i Buhârî, Tecrid-i Sarîh Tercemesi, c. 1, s. 130.

12-Mâide Sûresi, 6.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık