);*} FAKİR ? YOKSUL
  • 30 Ekim 2016, Pazar 10:46
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

FAKİR ? YOKSUL
 

Sahib-i ilm ü hüner, ehl-i kemal olsa bile

Yeri yoktur bu cihanda, yok ise beş parası

Genç iken gündüze kat da geceni durma çalış

Kocayınca oluyor kurt, köpeğin maskarası

                                Hersekli Arif Hikmet

 

İki türlü fakir vardır. Kula el açanlar, Hakka el açanlar. Allah hepimizi kula el açanlardan eylemesin. İnsanın ar da­marı çatlamadan dünyada en zor şey, birin­den bir şeyler is­temektir. Şâir Dertli, bunu ta içten yaşa­mış ki, şöyle demiştir:

Tek başıma olsam şah’a gedâya kul olmam

Vîran olası hânede evlâd’ü ıyâl var

Şimdi rağbet güzel ile zengine dedikleri gibi, Âşık Ruhsatî’de nasıl bir eziklik, nasıl bir acı yaşadı ki; şöyle de­miştir:

Ah neyleyim yeşilim yok alım yok

Size yarar şekerim yok balım yok

Fukarayım mangırım yok pulum yok

Ararsınız paralıca güzeller

Fakire; “evine it girdi” demişler, “kapıyı örtün açlık­tan gebersin” demiş.

İncili Çavuşa devrin padişahı; “bir söveceksin ama kim­seye zarar verme­yeceksin demiş”, o, “Fakirin mali hülyasını s…”   demiş. Başka biri de ko­nuyla ilgili şöyle demiş:

Mali hülya bir tohummuş ektim amma bitmedi

Züğürtlük başa belaymış kovdum amma gitmedi

Bir zamanlar İstanbul Zabıta Müdürlerinden Osman Bey, hayvanları çok seven haklarını gözeten bir zat imiş, sa­bahleyin erkenden çıkar, pazara yük getiren hayvanla­rın yüklerinin çok olup olmadığını, karınların doygun olup ol­madığını kontrol edermiş. Bir eşeğin karnını yok­lamaya baş­layınca, fakir sa­hibinin canı sıkılmış ve “efendi bir de sahi­binin karnını yoklasan” demiş.

Temel sabah balığa çıkarken gününün bereketli geç­mesi için; “ilk tuttu­ğumu bir fakire vereceğüm demiş” ama ilk ya­kalanan kocaman bir balık olunca, içinden “buda verilmez ki” diye geçirmiş, ama balığı aldım, ya­kala­dım çektim der­ken tekrar denize kaçırmış ve başını yukarı kaldırıp; “hey Allahum, sende hiç şakadan anlamayasun” demiş.

Fakat mutluluk illâki paraya veya maddiyata bağlı bir olay değildir. İnsan gönlüne hükmedebilirse her za­man mutlu olacak bir şeyler bulabilir. Çorabım yok diye üzülen birinin, bacağı olmayan birini görünce haline şük­retmesi gibi. Ama bunu beceremeyen insanların, zengin­lerin, her istediğine sa­hip olan in­sanların, millî geliri 40 bin dolar olan milletlerin durumlarını görüyoruz, en çok intiharların bunlar arasında olduğuna şahit oluyoruz.

UNESCO’nun 2002 yılında dünya çapında, 30 ülkede gerçekleştirdiği bir araştırma da, farklı ülkelerde mutlu­luğu baz alarak yapılan araştırmada insan­lara “Mutlu musunuz?” diye soru yöneltilmiş.  Bu suale verilen “Evet kendimi mutlu hissediyorum” diye nüfusuna göre en yük­sek oranda cevap veren ülke, dünyanın en fakir ülkesi olan Bangladeş olmuş­tur.([1])     

Zenginlik ve fakirlik insanlarda bâkı değildir. Zengin fakir, fakir de zen­gin olabilir. Adapazarı depreminin sa­ba­hında, şehrin en zenginlerinin sadece pijamalarıyla kalıp, Kı­zılay ekmek kuyruğunda sıraya girdikleri aynel yakîn yaşa­nan bir olaydır. Yunus zenginliğin izafi oldu­ğuna dikkat çe­kiyor:

Ne aceptir nice kişi

Çekerler dünya teşvişi

Burda fakir olan kişi

Orda sultan olur bir gün

Son fıkramızı anlatıp konuyu sonlandıralım: Zengin bir adam, 100 adet deve ile döneminde taşıma sektörü kurmuş, çok zengin olmuş, ticaret yapmış, fakat bir müd­det sonra işler kesat, işverenler fesat olmaya başlamış ve her şey bitmiş, her şeyi satmak mecburiyetinde kalmışlar, en son sıra develeri satmaya gelince, seyis ağaya demiş ki; “ağam, görkemli gösterişli iki deve bari alıko­yalım da, damızlık almak iste­yenler olur, onlardan aldığımız üc­retle bari ha­yatımızı idame ettirelim” Ağanın cevabı ma­nidar olmuş; “geç evlâdım geç. Yüz devenin yükü ile adam olmadık da, iki devenin çü… ile mi geçineceğiz?” 

Şair Fennî merhumun uzunca olan Müsebba’ından hem fakirlere, hem de zenginlere nasihat babından bir bendini arz edeyim:

Tuz ekmek hakkını hıfz eylemekte i’tinâ göster Hudâ’dan gayre ‘arz-ı ihtiyâç etme gınâ göster Şikâyet etme Hak’tan halka her hâle rızâ göster Tama’dan kıl ferâgat ehl-i îsâr ol sehâ göster Düşen bî-keslere rahm et tarîk-i i’tilâ göster Sakın bir dîdeyi ağlatma handân olmak istersen Dokunma hâtır-ı mûra Süleymân olmak istersen

 

Dipnot:

1- M. Fatih Can, “Bulduda Ne Oldu”, Tarih ve Düşünce Derg.Haziran  2003, sayı 40, s,11.

 

 

 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık