• 24 Ocak 2017, Salı 7:26
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

Eflatun?un İdeal Devleti (1)
Kendini Yokla:

Sultan 2. Murad; “Acaba galibiyet bizim mi olacak?” düşünceleriyle bir sefere giderken, yol kenarında durmakta olan bir garip kişi “Kendini yokla, Eğer sen ve ardındaki ordunun kursağında haram lokma yoksa, âdil ve maz­luma iyi muâmele ediyorsanız zafer sizindir” demiş(1) gerçekten zafer Osmanlı­ların olmuştur.

Neşri târihinde düşülen kayda göre; Sultan 2. Murad Han Kosova Savaşına giderken, bağ ve bahçelere hiçbir şekilde zarar veril­mediğinden, bir buğday tanesi bile ziyan edenin şiddetle cezalandırıldığından bahsedilir.(2)

“Türklerin Karakterleri, Terbiyeleri ve Müesseseleri” isimli eser yazan Munro Butler (1837-1902) Johnstone’da bu gerçeği şöyle dile getirir: “Osmanlının Balkanlardan Avrupa’nın içlerine doğru ilerlemesinin sebebi, barbarlığı değil, onların adâlet, insan haklı ve hoşgörülerinden dolayı kabul görmeleri sebebiyledir.”(3) 

İngiliz Ana Britanika sözlüğünün Osmanlı maddesinde şöyle yazar: “Orta Avrupa’da kendi krallarının veya boyunduruğu altında bulundukları diğer kralların hâkimiyeti altında zulüm ve adâletsizliğe ma’rûz kalan Hıristi­yan toplumlar, en yakın Osmanlı vâlisine müracaat ederek onlardan kendile­rini de himâyeleri altına almalarını istemişlerdir. Osmanlıda bu ortamdan istifade ederek oraları (Balkanları)  kolayca fethetmiştir.”(4)

İsviçre’nin başkenti Bern’in en büyük ve en eski caddesi olan Adâlet Caddesinde yer alan Lady Justice (Bayan Adâlet)  heykeli bir elinde kılıç diğerinde adâlet terazisi tutarak İsviçrelilere birlikte yaşamanın kuralını ha­tırlatır.  Justice’in ayaklarının bastığı kaidede bulunan 4 büstten biri ise Kanûnî Sultan Süleyman’a aittir.

 

Yani Kanûnî İsviçre’de adâletin 4 sembolünden biridir. Bu heykel yaklaşık 5 asırdır halkı selâmlamaktadır. Batılılar ona Muhteşem Süleyman demiş ama kendi evlatları onu haremden çıkmayan bir sex manyağı olarak dizilerde oynatmışlardır.(5) Hammer; Kanûnî döneminde savaşta başkalarının malına ve canına zarar vermenin cezasının idam oldu­ğunu kaydeder.(6)  

  Eflatun’un İdeal Devleti:

Filozof Eflatun’un (MÖ 427 - MÖ 347) asırlar önce arzu ve tahayyül et­tiği bir ideal devlet kavramı vardır. Bu devlette her şey yerli yerincedir, her­kes mutludur, zulüm ve haksızlık yoktur. Tabiidir ki hayal başka, hakikat başkadır. Hayallerin hepsine ulaşmak mümkün değildir. Târihçi ve ilim adamları şunu kabul ediyorlar ki; Eflatunun ideal devlet fikrini, realite ve gerçekçiliğe en çok yaklaştıranlar Osmanlılar olmuştur.(7)

Ehl-i insaf bir Garplı ilim adamı olan Lord John Devenport, 19. Yüzyılın sonunda yaşamış bir İngiliz doğubilimcidir. Hz. Muhammed ve Kur’an-ı Ke­rim isimli objektif bir eser yazdığı, Kur’an’a, Hz. Muhammed’e ve Müslü­manlara, diğer fanatik Garplılar gibi hakaretler etmediği, tarafsız ve objektif sözler söyleyip gerçekleri dile getirdiği için papazlar tarafından aforoz edilmiş ve yazdığı kitap toplatılıp yakılmıştır.

 Türkçe Baskısı Ankara 1967 yayımla­nan kitabın 50. Sayfasında şöyle der: “Müslümanlık alınan memleketlere ve yenilmiş milletlere eşit haklar sağlıyordu. Onları Hz. Muhammed’in gelişine kadar her Fâtihin yenilene yüklediği şartlardan kurtarıyordu ve bu kavimlere hürriyet bağışlıyordu.

İslâmiyet o zaman bir görenek olan kız çocukları diri diri gömmek vahşetini yok etmiş, köleliği kaldırmıştır. Yalnız Müslümanlığı kabul edenlere değil, yenilmiş milletlere de adâleti yaymış, vergileri hafiflet­miştir… İslâm Fâtihleri, Müslüman olmayanlara karşı son derece toleranslı davranmışlardır. Batı âleminde böyle bir hoşgörüden aslâ söz edilemez…”(8)

İslâmiyet’in sadık bir müntesibi olan Osmanlılar, Asr-ı Saâdetteki Müs­lümanların ahvâlini ortaçağa nakletmişler, onların en iyi temsilcileri olmuşlar ve İslâm ahlâkını, Batılıların cehennem haline getirdikleri ortaçağda en temiz ve en nezih şekilde yaşamışlar ve yaşatmışlardır.

 Savaş adâleti, başka din mensuplarına hüsnü muâmele, insan haklarına itaat, yaratılmışların hepsine şefkat ve merhamet hususunda bugün bile dünyayı kendilerine hayran bırakan uygulamalar yapmışlardır.

 

Dipnotlar:

1-Nezihe Araz, “Anadolu Erenleri”, Özgür Yayınları, İst. 2000, s. 250.

2-Ahmed Şimşirgil, “Kayı-2”, KTB Yay. İst. 2013, s. 89, 297.

3-Munro Butler Johnstone, “Türkler, Karakterleri, Terbiyeleri ve Müesseseleri”, TDV Yay. Ank. 2008, s. 31.

4-Nevzat Yalçıntaş, “Hatıralar”, İşaret Yay. İst. 2012, s. 589.

5-Derin Târih Dergisi, Ocak 2013, s. 38.

6-Hammer a. g. e. c. 3, s. 45; İ. H. Dânişmend, “Târihi Hakikat­ler”, c. 1, s. 394.   

7-Târih ve Medeniyet Dergisi, sayı 58, s. 5.

8-John Devenport. Târih ve Düşünce Dergisi,  Kasım-Aralık 2001, s. 5.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık