• 05 Eylül 2018, Çarşamba 8:33
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

CUMHURİYET DÖNEMİNDE OSMANLI DÜŞMANLIĞI (3)

Cumhuriyetin ilk yıllarında özellikle bazı askerî zevat, mevki ve mansıp uğruna geçmişe hakaret hususunda düşmanları kıskandıracak yarışlara gir­mişler ve:

Ehibba şîve-i yağmâda mebhût eyler a’dâyı

Hudâ göstermesin âsâr-ı izmihlâl bir yerde

“Allah kimseyi belâya duçar etmesin, dostlar dar za­manda yağmada düş­manları bile hayrete düşürür” diyen şâiri haklı çıkarmışlardır.

Fahreddin Altay Paşa Konya 2. Ordu kumandanı iken Alaeddin Câmiini hububat ambarı yapmış ve birçok târihî câmi tekke türbe yıktırmıştır.(1) Aynı Paşa Selçuklu Sultanlarının kabirlerini açtırmış, kıymetli yüzük ve benzeri takılar aratmış ve kemikler sandukalara yeniden konmadığı için köpeklerin ağızlarına düşmüştür.(2)

Kâzım İsmail Gürkan Paşa diye bir zat birçok olumsuzlukları yanında Edirne ve havâlisine askerî müfettiş gittiğinde başta Selimiye olmak üzere birçok câmiden yüzlerce antika halıyı “yerine yenilerini koyacağız, bunlar eskimiş” diye aldırmış ve bir Alman antikacıya satmıştır.(3)

Bugün şehirlerimizin bazılarında bulunan saat kuleleri Sultan Abdülhamid’in emriyle yapılmıştır. Meselâ İzmir’in simgesi olan Konak meydanındaki saat kulesi de bunlardandır. Fakat Cumhuriyet döneminde bu saatlerin altındaki Abdülhamid tuğrası ile diğer iki yüzde bulunan Osmanlı armaları kazınarak kaldırılmıştır.(40) Bizde belki Sultan Abdüaziz’in birkaç portresi bulunmaz ama Polonya’nın Krakov şehri müzesinde 67 tane Abdüla­ziz portresi sergilenmektedir.

Mekke’de Kâbe’nin yanı başında Osmanlı kalesi olan Ecyad’ı Suud hü­kümeti yıkmaya başladı. Türkiye şöyle cılız bir tepki vermeye kalkınca Ukaz gazetesinde “Askerî bir kararla târihini silmekte tereddüt etmeyen Tür­kiye’nin İslâm ve insanlık mirasını korumaktan söz etmeye hakkı olan en son ülke olması gerekir” diye cevap ve­rildi.(5)

Biz yıllarca Osmanlı Devlet-i Âliyyesini kuran, 624 yıl dünyaya müh­rünü vuran Sultanlarımızın türbelerini, hattâ Sinan, Barbaros gibi millî kah­ramanlarımızın türbelerini bile mezbelelik halinde tutmuşuz, ayyaşların, sar­hoşların, külhanbeylerin içki mekânı yapmışız, dışarıdan gelip ziyaret etmek isteyenlere utancımızdan gösterememişiz.(6)

 Biz târihî kahramanlarımız husu­sunda o kadar vefasız bir milletiz ki; okul kitaplarımızda geçen, yaptık­ları ile târihlere yazılan insanlarımıza bile sahip çıkmamışız, Seyit Çavuş kö­mürcülük yaparak sefâlet içinde vefat etmiş. İstiklal Madalyalı insanları di­lendirmiş, kadın kahramanlarımızdan Kara Fatma bile ömrünün son demlerini Rus kilisesinin açtığı aşevinden aldığı yemeklerle yaşamak mecburiyetinde bırakmışız.(7)

Dedelerimize Karşı Vefâsızlığımız:

Târihî vefasızlığımıza ibretlik bir misal daha verip konuyu sonlandıralım: Fâtih Sultan Mehmed’in merkadi, Eyüp Sultan Türbesinden sonra İstanbul’da en çok ziyaret edilen mekândır.(8) Cumhuriyet döneminde o koca sultanın makberi, bakımsız ve pejmürde hale geldiği için restore ettirilmek isteniyor.

 Tabii ki devlet ve Osmanlı mirasını yiyip tüketen Vakıflar böyle bir şeyi Lâikliğe aykırı, şanlı târih hastalığına delil kabul ettiği için, böyle bir işe yanaş­maz, dernekler ve cemiyetler bu işi yaptırmaya kalkıyor. Fakat o dönemde halkta, inançlı dernekler de çok fakir. Bu vesileyle türbenin önüne tepsi konup yardım toplanmış, Refi Cevat Ulunay; “Sultan Fâtih dileniyor” diye millet utansın düşüncesiyle başlık atıp, makale yayımlamıştır.(9) 

“Ah deme ki, düşman oh demesin” diye bir atasözü vardır. Biz ah demez, böyle serzenişlerde bulunmaz, bu kadar sitemli yazmazdık ama Koca Ragıp Paşa’nın deyimiyle düşmanlarımızın şamatası, dün ayağımıza kapananların bugün kafamıza vurmaları bizi 60 senedir kapılarında bekletmeleri çok zoru­muza gidiyor:

Şikâyet etmez idik cevr-i çerh ü ahterden

Şemâtet eylemese şâd olup adûlarımız

Yani: “Düşmanlarımız mutluluktan dört köşe olup ortalığı şamataya boğma­salardı, feleğin ve yıldızımızın bize etdiği eziyetten aslâ şikâyette bulunmaz­dık!”(10)

Dipnotlar:

1- Münevver Ayaşlı, “Dersaâdet”, Timaş Yay. İst. 2005, s. 148.

2-Kamil Uğurlu, “Konya Şehrengizi” Konya B.Şehir Beld. Yay. 2005, s. 75; M. Ali Uz, “Konya Kültürüne Hizmet Edenler”,  Konya Büyükşehir Bel. Yay. 2003, s. 313.

3- Münevver Ayaşlı,”İşittiklerim, Gördüklerim, Bildiklerim”, Timaş Yay. İst. 2006, s. 139.

4- Mustafa Armağan, “Osmanlı’nın Mahrem Târihi”, Timaş Yay. İst. 2011, s. 222.

5- Târih ve Düşünce Dergisi, Ocak-Şubat 2002, s. 74.

6- Sur Dergisi, sayı 302, 37.

7- Mustafa Armağan, “Korku Duvarını Yıkmak”, Timaş Yay. İst. 2009, s. 218.

8- Ahmed Şimşirgil, “Kayı-2”, KTB Yay. İst. 2013, s. 298.

9- A.Ragıp Akyavaş, “Üstad-ı Hayat-1”, TDV Yay, Ankara 2005, c, 2, s. 237.

10- İskender Pala, “Kahve Molası”, Kapı Yay. İst. 2007, s. 70.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık