);*} Cennet
  • 15 Şubat 2016, Pazartesi 8:51
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

Cennet

Cennet: İnsan fikir ve hayallerinin bile fevkinde olan, her arzu ve isteğin yerine getirileceği, Allah’ın iyi kullarına mükâ­fat olarak vermeyi vaat ettiği, ayet ve hadislerde zikri çok geçen uhrevi dünya.

Avamdan herkesin büyük bir iştiyakla sahip olmayı is­tediği, girmek için can attığı bu yer için bile, Allah’ın veli kullarından Yunus şöyle diyor:

Cennet cennet dedikleri

Üç-beş köşkle birkaç huri

İsteyene ver onları

Bana seni gerek seni

Ehlullahtan birine; “niye hacca gidip Allah’ın evini zi­yaret etmiyorsun?” demişler, o; “ben ev sevdasında de­ğilim, evin sahibini arıyorum” demiş. Mi­salde olduğu gibi, Yunus cenneti küçümsediği, basite aldığı için değil, onun esas bul­mak istediği, kavuşmak istediği, aşkıyla yandığı, maşuku olan Allah olduğu için böyle diyor.

Rabia Adevî’nin davranışı da Yunus’u teyit eder. Bir gün bir elinde bir kova su, öbür elinde bir meşale hızla gider­ken sormuşlar; “Rabia nereye?”. “Şu su ile cehennemi sön­düreceğim, şu ateş ile de cenneti yakacağım ki; in­sanlar ce­hennem korkusu veya cennet umudu ile ibadet etmesinler, sadece ve sadece Allah rızası için ibadet et­sinler” demiş.

Arif Nihat Asya merhum bir başka hususa dikkat çeki­yor ve kişilerin kendileri dünyalarını cennet ve cehennem ya­pıyor, hatta öbür âlemdeki yerini ve mekâ­nını da burada ha­zırlıyor, elleriyle bina ediyor diyor:

“Dediler: Cehennemde odun bulunmaz;

Yolcu, yakacağını kendi götürür!

Anladım, ki Cennet’e giden de burdan

Gülünü, zambağını kendi götürür!”

Rivayete göre Hz. İsa’ya cennet cehennem gezdiril­miş, görmüş ki; in­sanların ellerinde çok uzun saplı ka­şıklar var, kendi ağızlarına çevirip yemek yemeleri müm­kün değil, cen­nettekiler bencillik yapmıyor ve birbirlerine yedi­riyorlar ve son derece mutlular, cehennemdekiler ise böyle bir özveriye sahip olmadıkları için açlıktan kıvranı­yorlar. Hz. İsa: “De­mek ki cenneti de, cehen­nemi de kişi­ler kendileri kazanıp hak ediyor” demiş.([1])

Tiryakinin biri cennete girmiş ama sigara yakmak için ateş istemiş. Bu­rada ateş bulunmaz demelerine rağ­men o is­temekte ısrar edince; “gel seni ateşin çok bulun­duğu bir yere götürelim” diye cehenneme nakletmişler!..

Joe Louis’in sözü de çok enteresan: “Herkes cennete gitmek ister ama, hiç kimse ölmek istemez. Hâlbuki öl­dükten sonra ancak cennete gidilebilir.”

Mahşer halkı iki kapının önünde yığılmış, reklâm pa­no­larını seyrediyorlar ve kendilerine “istediğiniz kapıdan gire­bilirsiniz” diyorlar. Biri cennet kapısı; panoda bağlar, bah­çeler, çiçekler, güller, akarsular, envai çeşit kuşlar, hayvan­lar… Öbüründe ise; konserler, artistler, ünlüler, meşk  âlem­leri, içki ve kumar meclisleri… Dünyada bu işlere meyilli olanlar burayı tercih etmişler ama içeri gi­rince bir bakmışlar ki vaziyet çok yanlış, her taraf kan, kasavet, ateş, azap, eza, cefa… İtiraz etmişler; “dışarıda hiçte böyle gösterilmiyor” diye. Melek­ler demiş ki: “orası reklâmlar bölümü idi. Siz dünyada hiç kendi malını kötü gösteren reklâm görmüş müy­dünüz?”

Müşteri lokantada yemekler gelince infial gösterip itiraz etmiş: “Dünde burada yedim gelen yemekler bunun iki katı idi.” Garson; “Efendim dün nerde yediniz?” Müşteri: “Şu cam kenarında” deyince, Garson: “O zaman doğru oralar reklâm bölümü olduğu için çift porsiyon getiririz” demiş!..

Şair; “babamız Âdem a.s. cennetten çıktığına göre, vera­set hakkımızı kullanarak oraya gireceğiz, kimse bizi bundan men edemez” diyor:

 

Kimmiş bizi men eyleyecek bağ-ı cinândan

Mevrus-ı pederdir gireriz hâne bizimdir

                                                           Nâbî

 

Dipnot:

1- İbrahim Refik, “Başarı Üzerine”, Albatros yay. 4. Bas. İst. 2002, s. 182. 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık