);*} ÇANAKKALE SAVAŞI GÜNLÜKLERİNDEN PASAJLAR-2
  • 17 Mart 2015, Salı 8:35
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

ÇANAKKALE SAVAŞI GÜNLÜKLERİNDEN PASAJLAR-2
"Osmanlı ordusunda savaşan eratın durumu öylesine içler acı¬sıdır ki; si¬perler için yeterli derecede kum torbası dahi bu¬lunma¬makta ve bazen İstan¬bul’dan birkaç yüz yeni torba geti¬rildi-ğinde,  bunların kum torbası olarak mı,  yoksa erlerin ha¬rap elbi¬selerine yama olarak mı kullanı¬laca¬ğına karar ver¬mek zor olmak¬tadır.( )   “Çanakkale Cephesinde,  bitlerden sonra,  herkes için kâbus olan bir başka şey de sineklerdi. Hiç kimse sineklerle başa çıkamıyordu. Tedbir almak ise imkânsızdı. Bunun yanı sıra başta kolera ve dizanteri olmak üzere bütün hastalıklar da kol gezmekteydi.  O günlerde çekilen sıkıntılara şu misal bile yeter artar her halde: Meş¬hur Kahramanımız Seyit’e (Onbaşı)  Cevat Paşa:  -"Bu yaptıkların tarihlere geçecek,  Allah senden razı ol¬sun,  seni nasıl mükâfatlandıralım…"  deyince şu cevabı al¬mıştır:   -“Kumandanım! Hiçbir şey istemem. Lâkin ben pehli¬van yapılı oldu¬ğumdan dolayı verilen ekmekle karnım doymuyor. Düşman karşısında daha güçlü olmam için emretseniz de bana iki tayın verseler!” demiş. Bu isteğe tebessüm eden Cevat Paşa Onu onbaşı yaparak mükâfatlandırmıştır.( )  Balkan Savaşı ve sonraki savaşlarda yaralanıp uzuvları kopan ve so¬kak¬larda, üzerlerindeki yırtık-pırtık asker elbiseliri ele, dilenmek mecburi¬yetinde kalan gazileri gören yetkililer: “Keşke şunlara giydirecek sivil elbi¬seler vere¬bilsek, asker elbiseleri ile dilenmeseler, ama heyhat!..” derlermiş. Balkan Savaşında düşman kurşunu ve açlıktan ölenler hariç, sadece kolera¬dan 40 bin Mehmetçik şehit olmuştur.( ) Savaştan sonra yol yok,  kışlık elbise yok,  ayakkabı yok,  doktor ve ilaç yok, doğru dürüst karınları doymuyor, şimdiki gibi nakil vasıtaları da yok. Haberleşme araçları da yok.  Halkta da yok ki bu gariplere baksın. Birçoğu memleketle¬rine ulaşmak için yolculuk yaparken yol boyu köylerde vefat et¬mişler... o köy halkı insanlar, kabirlerinin bir bölümünde bu insanlar için “Ga-ripler Mezarlığı” denen bölümler yapmışlar. Bir¬çok köyde hâlâ bu bölümler mevcuttur. ( ) Bu inanılması güç şartlar içinde savaşarak bize ema¬net edilen Cennet vatanımızda yetişen nesil,  nasıl olurda bugün; Dünya ça¬pında israfta 1'inci,  kumarda 2'inci,  iç¬kide 3'üncü,  sigara tüketi¬minde 4'üncü hâle gelmiştir?( ) Bunu akıl ve mantık nasıl kabul eder? Nasıl olur da yukarıda zikredilen,  hayalleri bile dondu¬ran sıkıntıları çe¬ken gerçek şehitler dururken,  içki ve uyuşturucu koma¬sına girip ölen Semra Hanımın oğlu diye meşhurlaşan bir serserinin ölüsü şanlı bayrağı¬mıza sarılıp, cenazesine on bine yakın insan katılıp" şehitler öl¬mez" diye bağırabiliyorlar.  Nasıl olurda 1 Mayıs mitinglerinde şöyle pankartlar ta¬şı¬ya¬bilmekte¬dirler:  Din neymiş,  iman neymiş,  kim bakar safsataya Fatih'te kahramanlık denilen palavraya Osman Gâzi'de kimmiş,  kim bakar Mustafa'ya Selâm Lenin,  Stalin,  Kosigin ve Mao'ya Savaştayız yoldaşlar sol yumruklar havaya ( )       Dipnotlar: 1- Liman Von Sanders,  “Türkiye’de Beş Yıl”,  Çev. M. Şevki Yazman,  İst. 1969.  2- Türk Dünyası Tarih Dergisinde yer alan Aydın Ayhan’ın  Tespitlerinden naklen       Mustafa Turan,  a. g. e. s. 102.  3- Alptekin Müderrisoğlu, “Sakarya Meydan Muharebesi Günlüğü”, Kastaş Yay. İst. 2004,      s. 68, 69, 74, 103, 126.  4- İbrahim Refik,  “Sohbet Tadında Tarih”, Albatros Yay. İst. 2005,  s. 67.  5- Tayyar Altıkulaç,  Zaman,  14. 05. 1996; Zeki Kentel,  “Alkollü Toplum”, Yeşilay      Dergisi,  yıl 2000,  sayı 794,  s. 8.    6- 1974 yılı Taksim Meydanında yapılan 1 Mayıs mitinginde taşınan pankartlardan birisi  

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık