);*} BİZE BARBAR DİYENLER (3)
  • 16 Kasım 2016, Çarşamba 7:50
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

BİZE BARBAR DİYENLER (3)

"Fransa'nın Macon bölgesinde,  1026 tarihinde zuhur eden bü­yük kıt­lıkta,  açlıktan o kadar çok insan ölmüştür ki,  büyük çukur­lar kazılıp yüz­lercesi birden içlerine atılmışlardır. Aç kim­seler bu cesetleri çukurlar­dan çıkarıp yemişlerdir. Diğer bazı kimseler de yollarda yolculara taarruz et­miş­ler veyahut bir yumurta,  bir elma gösterip yanlarına çektikleri ço­cuk­ları bo­ğazlayıp karınlarını        doyu­rmuşlardır."(1)

"İlk Haçlı ordusunda (Pierre L'Ermite) idaresindeki öncü kuv­vetleri 1096 tarihinde,  İs­tanbul önlerine geldiği vakit,  Bizanslılar tarafından Ana­dolu yakasına geçirilip,  Türklere karşı sevk         edi­lince,  tıpkı eşkıya çe­teleri şeklinde öteye beriye saldırıp haydut­luğa kalkışan mülev­ves Haç­lılar,  İznik civarında ellerine geçirdik­leri masum çocukları parçalayarak pişiri­yorlar ve yiyorlardı... Bu olaylar bir defa vuku bulmuş olaylar da değildir. Antakya,  Halep ve daha birçok kuşatmada tekerrür etmiştir. Susuzluklarını gidermek için de hayvanların kanlarını ve idrarlarını içtik­lerini yine kendi tarihçileri itiraf etmektedirler."(2)

“Haçlı orduları Kudüs’e gelince ahalinin cümlesi: Kadın,  erkek ve ço­cuk farkı gözetilmek­sizin öldürüldü Cesetlerin tefessühü (kokuşması) veba gibi bulaşıcı bir hastalığın zuhuruna sebep oldu. Yetmiş bin Müslü­man’ı bo­ğazladıktan  ve Yahudileri havralarında yaktıktan sonra,                          yor­gunluklarından öldürüp ve yakamadıkları için ellerinde bir hayli esir kaldı."(3)

Kudüs alındıktan sonra oraya kral olan Godefroy De Boillon Papaya gönderdiği mek­tupta söyle der: "Eğer Kudüs’te bulunan düşmanlara ne ya­pıldığını bilmek isterseniz,  malu­munuz olsun ki,  Mabed-i Süleyman dehli­zinde ve Mescid-i Aksa’da bizimkiler Arapların kanları içinde atla          geziyor­lardı. Kan atların diz kapakla­rına kadar çıkmış bulunuyordu."(4)

 

Haçlı orduları denen canavar sürülerinin yaptıklarından çok cüz'i bir bö­lümünü gözler önüne sermeye çalıştık. Haçlılardan 400 sene önce,  Ku­düs’ü Hıristiyanlardan alan İslâm ordu­sunun ve daha sonra Kudüs’e gelen Hz. Ömer’in Hıristiyan ve Yahudilere nasıl davran­dıklarını,  kimse­nin kı­lına halel gelmediğini kati surette kimsenin can ve malının yağma edil­me­diğini,  onlara dini inançları bakımından bile nasıl toleranslı davra­nıldığını tarihler kaydet­mektedir. Fakat Haçlı Orduları­nın ve onları savaşa teş­vik eden papazların din adına,  Hz. İsa adına yaptıkları bu canavarlık­lar­dan sonra oraları tekrar onlar­dan geri alan İslâm kumandanı Selahaddin-i Eyyubî'nin onlara nasıl davrandı­ğını yine kendi milletlerine ait bir yazarın kaleminden örnek olması bakımın­dan sunuyorum:

"...Sultan Selahaddin Kudüs’ü zapt ettiği zaman (1187 de),  birinci sefe­rinde Haçlıların davranışlarını taklit etmek,  onların Müslümanları nasıl öl­dürdülerse O'da Hıristiyanları öylece öldür­mek şöyle dursun, on­lara hafif bir vergi tarhıyla iktifa etti."(5)

Takribi 1970’li yıllarda Şili’ye maç yapmaya giden Hıristiyan spor­cula­rın uçakları And dağlarına düşmüş,  sağ kalanlar birbirleri­nin etlerini yiye­rek günlerce orada mahsur kaldıktan sonra           kurtul­muşlardır.  Bu olayı ba­sın ve yayın kuruluşları bütün dünyaya duyurmuşlar,  hatta Filme bile almışlardır. Bunları yapanlar Avrupalılar ve Hıristiyanlar olursa medeni­lik,  Afri­kalılar olursa adı yamyamlık oluyor!

Avrupalı geçmişte böyle idi de,  günümüzde değişti mi? Asla. Avru­palı­nın ruhu,  kafa ya­pısı,  mutaassıp zihniyeti,  sadist zevkleri katiyen de­ğişme­miş,  sadece yaptığı zulüm,  katliam ve barbarlıkla­rını gizleme­sini, kamufle etmesini veya bunu başkalarının üzerine yüklemesini tarihi        tecrü­beleri saye­sinde çok iyi bilmektedirler.

Dipnotlar:

1- Seignobos, “Le Boyen Age” adlı eserinden, s. 237. “Tarihi Hakikatler”, c. 1, s. 31.

2- İsmail Hâmi Dânişmend,“Tarihi Hakikatler”,Tercüman Gazetesi Yay.1979, c. 1, s.544. 

3- Funç Brentant, “Les Croisades” adlı eserinden, s. 24.

4- Gibbon Henri, “Bizansın Yıkılış tarihi”yle ilgili eseri, s. 670.                                                                                            5- Fransız rahiplerinden Fuçher de Chartres, “La Coguete  de Jerusâlem”,  s. 18; Bu adil davranışı Batılılar   tarafından çevrilen “Selahaddin-i Eyyubî” flminde de görmek mümkün. 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık