• 06 Kasım 2017, Pazartesi 6:13
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

Avrupalıların Kitap Hırsızlıkları (1)

İlmin milleti olmaz. Sevgili Peygamberimiz; “Hikmet (ilim) müminin yitik malı gibidir. Nerde bulursa alır” (1) buyurur. Dünya bugünkü ilmi sevi­yeye birbirinden tevarüs ederek ulaşmıştır. Kim iyi ve güzel bir şey bulmuşsa almış, benimsemiş ve ondan faydalanmış. Bunların hiçbirinde bir mahzur yok. Fakat ilmin hırsızlığını yapmak, bugünkü adıyla “İntihal” çok ayıp bir şeydir ve hırsızlıktır. İşte Avrupalının ilim hususunda yaptığı da budur.

 Rönesans’ı İslâm âlimlerinin eserleri ve Endülüs Medeniyetini taklit ederek gerçekleştir­mişler, ama onlardan aldıklarını söylememişlerdir. Birçok kitabı motamot kendi dillerine tercüme etmişler ama yazar yerine kendi isimlerini yazmışlar, sahiplenmişler, dünyaya kendi malları gibi lanse etmişler, ellerindeki imkân­lar sayesinde dünyayı buna inandırmaya da muktedir olmuşlardır.

Ta o dönemlerde, 1100 yılında Endülüslü İbni Abd şöyle feryat ediyor: “Ne Yahûdilere ne de Hıristiyanlara, onların hukukunu ilgilendiren kitaplar dışında hiçbir eser satılmamalıdır. Çünkü bu kitaplar Müslümanlarca yazıl­dığı halde, kendi dillerine çevirirken mutlaka kendi uzmanları ve papazlarına atfediyorlar. Yazanın adını değiştiriyorlar. Eseri kendileri yazmış gibi takdim ediyorlar. Bunlar kaynak karartıyorlar ve bilim hırsızlığı yapıyorlar.”(2)  

“Avrupalının bugün sahip olduğu her şey hırsızlıktır” gibi radikal bir söz söylemek aslâ doğru değildir. Fakat Rönesans öncesi eserlerin çoğunluğu hırsızlık ve intihaldir, Avrupalı İslâm medeniyetinden esinlenerek başlattığı Rönesans’tan sonra ispat-ı vücud etmeye başlamıştır. Aynı hırsızlığı müzele­rini doldurmakta da yapmışlar, bugün en zengin müzeler onlarda ama içinin malzemeleri dünyadan çaldıkları, aldıkları, gasp ettikleri, değişik usul ve yöntemlerle topladıkları eserlerle doludur.

Busbeck 1554-1562 târihleri arası Anadolu da kalmış, Osmanlı ordusu içinde savaşlara katılmış ve Anadolu’dan topladığı 240 cilt eseri deniz yoluyla Venedik’ten Viyana’ya gönderilmek üzere yolladığını kendi eserinde yaz­maktadır.(3) Balkanlardan Osmanlı çekildikçe ele geçirilen kitaplar Av­rupa’nın iç kısımlarına kütüphânelere kaçırılmıştır.

Bizim târihimizle ilgili en kıymetli kitaplar Avrupa’da bulunuyor.(4) Av­rupalılar doğunun antik eserlerini, kitaplarını, batıya kaçırmışlardır. Bun­lardan yalnız Vansleb, Fransa’ya 575 cilt yazma eser göndermiştir.(5) 93 harbinde kaybolan birçok târihî kitâbe ve malzeme Rusya’daki Sen Petesburg müzesinde olduğu ortaya çıkmıştır.(6) İstanbul işgali yıllarında yağmalanıp Avrupa’ya kaçırılan Pâdişah mühürlü kitaplar, Avrupa müzayede salonlarında fahiş fiyatlarla satılmaktadır.(7)

 Osmanlı diyârından bazen yanında ülkesine 2 bin civârında kitap götüren seyyahlar ve devlet görevlileri olmuştur.(8)  Sü­heyl Ünver (1898-1986) rahmetlinin tespitine göre Anadolu’dan kaçırılan birçok kitap, Avrupa müzelerinde İran menşeli diye sergilenmektedir. Çünkü aşırı Türk düşmanı oldukları için, “Türklerde böyle güzel eserler yazmışlar mı?” dedirtmemek için Osmanlı ve Türk isminin geçmesine tahammül ede­miyorlar.(9)

İstanbul’u İşgal eden İngiliz ve Fransız kuvvetlerinin mensupları devlet ve şahsi birçok kütüphâneyi yağmalamışlar, bazılarını para ile satın almışlar, bazılarını da çok fakir durumda olan Müslümanları kandırarak yok pahasına edinmişler ve memleketlerine götürmüşlerdir. Tıpkı bu yağmacıların Irak İşgali günlerinde Irak müzelerini yağmalayıp götürdükleri gibi.

 İbnülemin Mahmud Kemal Beyin babası Mehmed Emin Paşa’nın evine girip aynen Moğolların Bağdat’ı talan ettikleri gibi bütün kütüphâneyi ve asarı atika cinsinden ne varsa hepsini talan etmişlerdir.(10) Mareşal Fevzi Çakmak Paşa Anadolu’ya geçince, onun kütüphânesi ve hatıraları da yağmalanmış­tır.(11)

Türkiye Diyanet Vakfı Yayınlarından 15 ten fazla eseri çıkan A. Ragıp Akyavaş bir hatırasını şöyle anlatır: Askerî okulda iken târih hocaları Ahmed Refik Bey Timur’un meddahı Şerafüddin Yezdi’nin ve küçük yaşta Timur tarafından esir edilip götürülen ve uzun yıllar yanında görev yapan ama müfrit bir Timur düşmanı olan Arapşah’ın kitaplarını okumalarını tavsiye eder ama İstanbul’un altını üstüne getirmesine rağmen Akyavaş bu kitapları bulamaz.

Bilahare Almanya’nın Bonn şehrinde gezerken bir kitapçıda bu iki Kıymetli kitabı görünce hayret eder. Yani bizim târihimizle ilgili olmasına rağmen bizde bulunmuyor, Almanya’da bulunuyor!..(12)

Dipnotlar:

1- Et-Tac, C:1, s. 64; Keşfül Hafa c. 1, s. 363. 

2- Mehmed Sılay, “Endülüs Çağırıyor”, Düşün Yay. İst. 2011, s. 245.

3- Dursun Gürlek, “Çınaraltı Kitap Sohbetleri”, Timaş Yay. İst. 2011, s. 270.

4- A. Ragıp Akyavaş, “Derken Efendim-2”, TDV Yay. Ankara 2007, s. 14.

5- Ahmed Refik Altınay, “Köprülüler”, İş Bankası Yay. İst. 2001, s. 154.

6- Derin Târih Dergisi, Haziran 2013 15. Sayı s.12.

7- Derin Târih Dergisi, Sayı 19, Ekim 20013, s. 12.

8- Derin Târih Dergisi Şubat 2014 sayı 23, s. 82.

9- Ahmed Güner Sayar, “A. Süheyl Ünver”, Ötüken Yay. İst. 2011, s. 443.

10- Dursun Gürlek, “Ayaklı Kütüphâneler”, Kubbealtı Yay. İst. 2011, s. 277.

11- Rahmi Akbaş, “Mareşal Fevzi Çakmak” Ötüken Yay. İst. 2008, s. 196.

12- A. Ragıp Akyavaş, “Derken Efendim-2”, TDV Yay. Ankara 2007, s. 15.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık