• 26 Mart 2015, Perşembe 0:00
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

AĞAÇ VE ORMAN HAFTASI -2

Dünyanın her tara­fın­dan kendi bindiği dalı kesen,  yani hayat kaynağı olan orman ve yeşili tah­rip eden insanlar vardır.

 İlim erbabı,  akl-ı selim sahibi insanların,  Dünya Çevre Günü dolayısıyla Stockholm’de yaptıkları şöyle bir değer­lendirme­leri vardır:

“Mil­yarlarca yaşına rağmen dünya 1960 yılına kadar ne kadar tah­rip edildi ve kirletildi ise,  son 45 senede ondan daha fazla zarara uğra­tılmıştır.”([1]) Bu gidişle kısa zamanda uzayda tek yaşanılır geze­gen olan dünyamız da, bu özelliğini kaybedecektir. Bu sebeple Dünya Çevre Günü,  Dünya Ormancılık Günü ( 21-27 Mart) gibi faaliyetlerle in­sanların dik­kati konuya çekilmek is­tenmektedir.

 

Halbuki ecdadımız ağacın kıymetini darbı mesel haline getir­diği şu cümle ile; “Ağaç yuvamızın eşiği,  yavrumuzun be­şiği,  soframızın kaşığı,  mevtamızın ta­butu,  ocağı­mızın yakıtıdır.” İfade etmiş ve ağaçla ilgili bin­lerce vakıflar kurmuşlardır.([2])

Ağaç aynı zamanda havayı temizleyen,  erozyonu önleyen,  ik­limi gü­zelleştiren,  gözü ve gönlü dinlendiren ve ekonomimize çok katkıda bulu­nan bir güzelliktir.

Osmanlı; savaşın olmadığı kış mevsiminde askerleri boş durdurmaz, ağaç diktirir, köprü, çeşme gibi sosyal eserlerin yapımı ve tamiri ile meş­gul eder­miş.([3]) Ağaçları kesmemek için evlerin ve yolların planları değiştiri­lirmiş.([4]) Ev yapılacak yerde bile olsa ağaçların kesilmesine müsa­ade edilmezmiş.([5])

Biz Asya’nın bozkırlarını, Anadolu’nun yeşili için terk-i diyar etmiş­tik ama son zamanlardaki bilinçsiz tutumumuz yüzünden Anadolu’da bozkır haline geldi maalesef.

Londra % 67 oranı ile dünyanın en yeşil başkenti seçilmiş. Bizim en yeşil kentlerimizden İzmir’in ise yeşil oranı % 3 imiş. Japonya’da yapılan bir araş­tırmada yeşil ortamda yaşayan insanların hem uzun ömürlü hem de daha hu­zurlu oldukları ortaya çıkmış.([6])

Eğer tedbir alınmazsa, cennet vatan dediğimiz güzel yurdumuz çöl ola­cak. Gezdiğimiz yerlerde dikkat edersek her köyün, her yerleşim biri­minin kabristanında ulu ağaçlar olduğu halde etraf ağaçsızdır. Aslında her taraf öy­leydi, ama bilinçsiz insanlarımız yerine yenisini dikmeden kese kese o hale getirdiler, ama; “günahtır, gece korkuturlar, ölüler rüyamıza girer” gibi dü­şüncelerle kabirdekileri kesemediler, fark bu.

Bizans ordusunun Müslümanlar üzerine yürüyeceği haberi alınmıştı. Peygamber Efendimiz bu ihtimale binaen savunma değil, taarruz savaşı yap­mak için bugün Suudi Arabistan topraklarının kuzeyde en uç bölgesi olan Tebük şehrine kadar gelmiş, Bizans ordusunu bulamamıştır. Bi­zans’ın böyle bir hazırlık ve niyetinin olmadığı da duyulunca, Hz. Pey­gamber geri dönüş emri vermiştir. Hz. Cabirin devesi ölmüş o sıcakta yaya yürümekte­dir.  Resûl-i Ekrem Cabir’e: “arkama bin der” o hayâ ederek binemez.  Efendimiz ısrar edince biner, Peygamberimiz şöyle bu­yurur: “Ey Cabir gün gelecek şu kup kuru çöl bağlar, bahçeler ziraat tarlaları olacak.”

Ali Ulvi Kurucu rahmetli, hatıralarında: “Ben hatırla­rım Tebük’te üç zenginin evinin önünde üç ağaç vardı, başka yeşil namına bir şey yoktu. Bugün Hollanda’ya, Avrupa’ya Tebük’ten gül, çiçek ve tahıl ihraç ediliyor” de­mektedir.([7])

Bu hafta vesilesiyle ağaç dikme ve yetiştirme hususunda gay­reti olan bütün kişi,  kurum ve kuruluşlara şükranlarımı sunar,  Cenâb-ı Hak’tan gay­retlerini artırmasını temenni ederim.

 

Dipnotlar:

1-İbrahim Özdemir, Münir Yükselmiş,“Çevre Sorunları ve İslâm”,Diyanet Yay.1995,s.21.

2-İsmail Hâmi Dânişmend,“Tarihi Hakikatler”,Tercüman Gazetesi Yay.1979, c. 2, s. 253.

3-Ricaut, (V. Mehmed dönemi İngiliz Elçisinin kâtibi) “Türklerin Siyasi Düsturları”

    M. Reşat Uzmen, Tercüman 1001 Temel Eser, Bas. Haz., s. 297.

4-La Baronne Durand De Fontmagne,“Kırım Harbi Sonrasında İstanbul”,

    Tercüman 1001 Temel Eser,1977s.   261.

5-1876 yılında İstanbulda bulunmuş olan Elizabet Caraven Mostar Dergisi,  Mayıs 2008, sayı 391. s. 45;

    La Corbusier (1915),  Mustafa Armağan, “Osmanlının Kayıp Atlası”, Da Yay. 2005, İst. s.184.

6-Şehir ve Başkan Dergisi Mayıs 2008 sayı: 80, s. 94.

7-M. Ertuğrul Düzdağ, “Ali Ulvi Kurucu, Hatıralar-3”, Kaynak Yay. 2007, İst. s. 407


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık