• 11 Mayıs 2018, Cuma 7:27
AbdullahUÇAR

Abdullah UÇAR

ADALET (1)

Allah’ın on pulunu bekleye dursun on kul

Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul

Bu taksimi kurt yapmaz, kuzulara şah olsa

Yaşasın kefenimin kefili kara borsa

Necip Fazıl Kısakürek merhumu, Bağdatlı Ruhî mer­hum da destekle­mekte ve şöyle demektedir:

Dünya talebiyle kimisi halkın emekte

Kimi oturup zevk ile dünyayı yemekte

Tarihteki sultanlıkların, krallıkların, imparatorluk­ların yı­kılış, yok oluş sebeplerinin başında adaletsizlik gelir ve bu du­rumu da Namık Kemal merhum gayet veciz dile getiriyor ve “Eğer bir millette adalet yoksa, en popü­ler ve en güçlü devlet bile olsa bir gün yerin dibine geçi­verir” mealinde şöyle diyor:

Bulunmazsa adalet milletin efradı beyninde

Geçer bir gün zemine, arşa çıksa pâye-i devlet

Şeyh Sadi Şirazî şu sözleri ile orta yolu tavsiye ediyor: “Sertliğin aşırısı kin doğurur. Hoşgörünün aşırısı otori­teyi zayıflatır. Ortayı bulabilirseniz ne küçük görülür, ne de haka­rete uğrarsınız.” Konuyla ilgili dünya meşhurla­rının da söz­leri ve tavsiyeleri var:

“Adaletin bulunmadığı bir ülkede herkes suçludur.”   Düverger.

“Kuvvete dayanmayan adalet aciz, adalete dayanma­yan kuvvet zalimdir”  Pascal.

“Hukukun en kötüsü suçsuzu korkutandır.” Beydaba.

“Bugünkü kanunlar, büyük sineklerin delip geçtiği, kü­çükle­rin de takılıp kaldığı bir örümcek ağı gibidir.”  Balzac.

“Suçlunun berat ettirildiği yerde, hâkim hüküm giyer.”

“Bir mahallede birisi açlıktan ölürse, o mahallenin hepisi onun katili­dir.” İbrahim Zahiri.

Peygamberimiz; “Ben adil bir hükümdar zamanında doğ­dum (İran Kisrası Nuşirvan), adil bir hükümdar za­ma­nında yaşıyorum (Habeş Kralı Necaşi) buyurmuş, adale­tiyle temayüz eden bu iki zattan sık sık sitayişle bahsetmiş, onları övmüş ve gıyaben Necaşi’nin namazını kıldırmıştır.(1)

Adaletiyle dillere destan olan Hz. Ömer’de; bu hu­susta neye bu kadar hassas olduğunu soranlara: “Nuşirvan kadarda mı olmayayım” dermiş.

Hz. Ömer’in Nuşirvan’ın adaletine şahit olduğu şöyle bir olay nakledilir: İslâm’ın zuhurundan önce, gençlik ça­ğında Ömer ve Sa’d b. Ebi Vakkas çok samimi iki arka­daş­tırlar. Ömer sahibi olduğu ve çok kıymetli olan iki Arap ta­yını, daha iyi para verirler diye, İran’da satmaya niyetlenir. Sa’d duyunca, yolların tehlikesini dile getire­rek Ömer’e yol arkadaşı olmayı ısrarla teklif eder ve me­şakkatli yolculuktan sonra İran’a varırlar.

Bir panayır yerine, cirit oyunlarına benzer gösterile­rin ya­pıldığı yere va­rınca, emrinde uşakları olan bir genç tara­fından ellerindeki Arap tayları zorla alınır ve hafif yollu da darp edilir­ler.

 Bu hakareti nefislerine yedire­mezler ve pek mahzun ve mükedder şekilde bir han köşe­sine gelirler. Hancı bu büyük üzüntülerinin sebebini so­rar. Onlar da olanları an­latırlar. Hancı:

“Üzülmeyin bu memleketin başında çok adil, hak ve hu­kuka hele hele ya­bancıların hukukuna son derece say­gılı bir Kisra var. Gidip derdinizi ona anlatın, zaten o her gün bir haksızlık, bir despotluk oluyor mu diye her gün pazar yerle­rini, kalabalık mahalleri gezer ve insanları dinler, hakkınızı      mut­laka alıvere­cektir” der.

Ömer ve Sa’d ertesi gün, Pazar yerinde Nuşirvan’a va­rırlar, buldukları bir tercüman kanalı ile, oğlunun atla­rını gasp ettiğini anlatırlar ama, tercüman sadece atları­nın gasp edildiğini, söyler, fakat bu zalimliği oğlunun yaptığını söy­lemez.

Atların iki misli parasını alırlar ve sevinçle hana dö­ner­ler. Hancı neticeyi sorar, anlatırlar, paralarını fazla­sıyla al­dıklarını, suçlunun da bulunacağı ga­rantisinin verildiğini söylerler. Hancı müthiş kızar ve suçlunun belli olduğunu, bu işte tercümanın bir hile yaptığını hisseder ve “gelin benimle” diyerek iki­sini de alır ve Nuşirvan’a götürür ve olayı anlatır, suçlunun kendi öz oğlu olduğunu hükümdara söyler. Nuşirvan olaya muttali olur ve “ya­bancıların istirahatını sağlayın ve yarın kenti terk eder­ken iki si de ayrı ayrı falan ve falan kapılardan çıksınlar, gitsinler” emrini verir.

Ömer ve Sa’d ertesi günü söylenen kapılardan çıkar­ken görmüşler ki, bi­rinde Nuşirvan’ın oğlu asılmış, öbü­ründe de tercüman asılarak idam edilmiş­ler. Böyle bir olaya sebebiyet verdikleri için sevinecekler mi üzülecekler mi bilememişler ve memleketlerine dönmüşler.                                     

Dipnot:

Efrad: Fertler, Beyn: Arasında, Pâye-i devlet: Devletin gücü, derecesi,

1- Ö. Tuğrul İnançer, “Muhabbet Peygamberi Hz. Muhammed”, Sufi Yay. İst. 2010, s.48.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

BİYOGRAFİLER

tümü
yukarı çık