);*} ‘Hedefim FİBA hakemi olabilmek’

‘Hedefim FİBA hakemi olabilmek’

Bu sezon Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi’nde düdük çalacak Konyalı hakem Musa Kazım Çetin ile bir araya gelerek basketbol hakemliği üzerinden detaylı bir röportaj gerçekleştirdik. Konya’nın yetiştirdiği en önemli hakemlerden biri olan Musa Kazım Çetin, A klasmanda görev alacak 4. Konyalı hakem olacak

‘Hedefim FİBA hakemi olabilmek’

Röportaj: Seda ERCİŞ

 

7 Kasım 1991 Konya doğumlu Musa Kazım Çetin, tam anlamıyla basketbola adanmış bir hayat. Genç yaşlarda basketbol ve atletizm ile uğraşan ancak yeteneğinin belli bir noktada sınırlı olduğunu görmesiyle hakemliğe yönelen Musa Kazım Çetin, şimdilerde en üst klasmanda görev almak için gün sayıyor. Hakemlikte 7. yılında olan ve bu yıl A klasmana yükselerek çıtayı yükselten Musa Kazım Çetin’in hayattaki dönüm noktası dediği anları dinledik. İşte Musa Kazım Çetin’in A klasmana yükselmesindeki en büyük etkenler…​​​​​​​

Basketbola ilginiz nasıl başladı ve hakemliğe nasıl yönlendirildiniz?

Basketbolla ilk tanışmam beden eğitimi öğretmenimin sayesinde ilkokul 7. sınıfta oldu. Ardından atletizme de yönlendirildim. 6-7 yıl kadar atletizm ile uğraştım. Daha sonrasından basketbola devam ettim. Tüm yaş kategorisinde oynadıktan sonra en son Bölgesel Lig’de basketbol oynamayı bıraktım. Yeteneğim oraya kadarmış. Selçuk Üniversitesi Beden Eğitimi Öğretmenliğini kazandım. Yine bu dönemde basketbolun içerisinde kalmak istiyordum. Oyunculuk kısmını bitirdiğim için hakem olmaya karar verdim. Antrenörlük de düşünüyordum ancak hakemlik biraz daha karakterime uygundu. Ben hayatta hakim olmayı, bir şeyleri yönetmeyi seviyorum. 2011 yılında hakemlik eğitimimi Aksaray’da aldım ve hakemlik serüvenim bu şekilde başladı. O dönemden bu yana devamlı basketbolun içerisindeyim. Aynı zamanda 4 yıldır beden eğitimi öğretmeniyim. Eşimle 3 yıl önce evlendik kendisi de beden eğitimi öğretmeni. Yakın bir zamanda bebeğimiz oldu. Çekirdek bir ailede basketbol adına vakit harcıyoruz. Konya’nın çocuğu tabiriyle uzun zamandır da basketbolun içerisinde olan bir kişiyim.

Ailenizde var mıydı hakemlik yapan?

Sadece hakemlik değil sportif anlamında da kimse yoktu. Aileden sporla ilgilenen ilk ben çıktım ve hakem oldum. Tamamıyla tek başıma bir iktidarım bu konuda.

Bir insan bu kadar baskının yaşandığı, eleştirilerin hakarete vardığı bir ortamda neden hakem olmak ister?

Evet, dezavantajının olduğu bir alanda benim en büyük avantajım Konya’nın içerisinde büyümem ve burada başlamam oldu. Hakemlikteki tüm bu zorlukları en minimuma indirdi. Çünkü yönettiğim maçlarda çoğu antrenör ve oyuncular hep beni yakından tanıyorlardı. Niyetimi biliyorlardı. Hata yapsam bile bana destek oluyorlardı. Benim art niyetli olmadığımı biliyorlardı. Hakemlikte ilk kısmını bu şekilde atlattım tanındığım, sevildiğim için. Tabii klasman hakemi olduğum ilk anlar çok zorlandığım zamanlar oldu. Bırakmayı düşündüğüm anlar bile oldu. Ama akşam başımı yastığa koyduğum zaman bu kararımdan vazgeçtim hep. Hakemlikte baskı var ama burada bizler baskıyla başa çıkmayı öğreniyoruz. Bu hayatımızın diğer alanlarına da yansıyor. O yönden basketbol hakemliğin bana kattığı çok şey var. Tabii ki zor bir meslek zor bir işimiz var. Çaldığınız her düdüğün o kadar çok önemi var ki her zaman size geri dönüşleri oluyor. Her zaman hatırlanıyor. Hata yapıyoruz ama minimum hatayla çözmeye çalışıyoruz. Çoğunlukla da tepki alıyoruz. Ancak tepkileri biraz daha azalttığımızı düşünüyorum.

‘SÜPER LİG İÇİN HAZIR OLDUĞUMU DÜŞÜNÜYORUM’

Uzun bir aradan sonra Konyalı bir hakemimiz Süper Lig’de düdük çalacak. A Klasmana yükseldiniz ve artık en üst düzey maçlar yöneteceksiniz. Bekliyor muydunuz?

Hakemlikte her an her şey olabiliyor. En iyi performansınızla maçlar yönetmeniz gerekiyor. Her an sizden en iyi yönetimi bekliyorlar. Sezona çok iyi performansla başlayıp sezon sonunda küme düşen hakemlerimiz oluyor. Bu konuda ağabeylerimiz bizlere çok destek verdi. Genç yaşta başlayıp hızlı ilerleyen biri olarak benim için büyük bir avantaj oldu. Bu camiadaki herkesin desteğini çok hissettim. Bana güvendiler. 7 yıldır da Konya’dan A klasman hakem çıkmıyordu. Bu güzel bir gelişme oldu. İnşallah daha fazla hakem yetiştirebiliriz. Çünkü basketbolla özleşmiş bir şehiriz. Uzun zamandır 1. Lig’de oynayan takımımız var. Çoğu basketbolcunun yolu geçmiş bir yer Konya. Keşke daha fazla hakem çıkarabilseydik bu zamana kadar.

Doğal olarak beklentiler de artmıştır senin üzerinden... Peki, Süper Lig için hazır mısınız?

Uzun zamandır A klasmana hakem çıkmıyor ve beklentiler var. Alışma durumu, geçen seneki yönettiğim maçlardan da biraz daha üzerine kattığımı düşünüyorum. Ama hakemliğin hiçbir zaman sonu yok. Ben ne kadar hazırım desem de tamamıyla başka bir portföyde maç yöneteceğiz. Çünkü burası en üst klasman. Hatanın en az minime edileceği nokta. Olabildiğim kadar hazır olduğumu düşünüyorum. Fiziksel ve mental anlamda. Devamlı ağabeylerimle görüşüyorum. A klasmana yükseldim ama daha yolun çok başındayım. Bunun için hep bir bilgi alışverişindeyiz. Daha iyi ne yapabiliriz diye. Berk Ağabey (Torun), Ahmet Ağabey (Gürsel Oğuz ), Hakan ağabey (Kuşçu) ve Alper Ağabey (Arıkoğlu) olsun devamlı iletişim halindeyiz. 7 yıldır A klasmana hakem çıkaramıyorduk Konya olarak. Bunu başardım ama asıl önemli olan orada kalıcı olmak. İnşallah şehrimin de verdiği destekle iyi işler başarmak istiyorum.

Sence nedeni neydi peki onca senedir hakem çıkaramamamızın?

O tamamıyla büyük bir sorun bence. Biraz da rüzgar olayı. Bu işe özveri gerekiyor. Ben kendi adıma gelen şansı iyi değerlendirdiğimi düşünüyorum. Diğer arkadaşlara şans verildi devamlı da veriyordu. Artık olmadı neden olmadığını bilemiyorum. Bu 7 yılda hepimizin hatası olabilir. Demek ki iyi çalışmamışız. Herkes şapkasını önüne koyup düşünmeli. Ya da bizden öncekiler bir şeyleri tam yapamamışlar. Biz yaptık diye söylemiyorum. Ama biraz da artık şans diyebiliriz aslında. Elimize gelen şansı iyi değerlendirdiğimizi düşünüyorum. Ben A klasman oldum ama Konya’nın A klasmanıyım. Konya’nın hakemiyim her zaman. Bundan sonra inşallah bir A klasman değil 2,3 hakemimizi çıkarabiliriz. Basketbol hakemliğini iyi bir noktaya getirebiliriz.

‘EN BÜYÜK ÖRNEĞİMİZ RECEP ANKARALI’

Türk hakemlerin kalitesi noktasında neler söylemek istersin ve örnek aldığı hakem veya hakemler var mı?

Biz basketbol hakemliği olarak iyi bir yerdeyiz. FİBA hakemlerimiz olsun, uluslar arası hakemlerimiz olsun iyi yerlerdeler. Dünya kupası maçları yönetebiliyoruz. Herhangi önemli bir final maçını yönetebiliyoruz. Ama tabii ki futbolun önüne geçemiyoruz çoğu zaman. Belki daha çok duyurulsa başarılı hakemlerimiz ön plana çıkarlar. Bizler onları her zaman örnek alıyoruz. Ben bu sene yeni çıktığım için seminerde çoğu hakemi yeni görüp tanışma imkanı buldum. Hepsinden bir şeyler almaya çalıştım. Örneğin Yener Yılmaz. Şu anda Dünya Kupası’na gidecek. Onun sakinliğini örnek almaya çalıştım. Gerçekten çok sakin bir hakemimiz. Hakemlikte de sakinlik çok önemli. Yine Erşan Kartal da öyle. Olabildiği kadar örnek almaya çalışıyorum. Net ve kural bilgisi olarak Emin Moğulkoç’u örnek alıyorum. Tabii ki en büyük örneğimiz Recep Ankaralı. Çok iyi yerlerde maçlar, finaller yönetti. En büyük hedefimiz Recep Ankaralı gibi olmak. Onun gibi olabilirsek ne mutlu bize.

Recep Ankaralı ile A klasmana yükseldikten sonra bir görüşmen oldu mu?

Komik olabilir ama A klasmana yükseldiğimde teşekkür etmek için aradığımda da bana kızdı. Bunlar için beni aramayın, siz hak ettiniz ve oralara geldiniz. Siz ne yaparsanız onu yaşarsınız dedi. Recep ağabey ile en son görüşmemiz de Erkekler TBL final serisinde oldu. Bahçeşehir-Afyon maçını yönetmiştim kendisi de oradaydı ve canlı izlemişti. Ardından konuştuğumuzda her zaman üzerine koyuyorsun. 6 yıldır tanıyorum seni inşallah daha iyi yerlere geleceksin biliyorum dedi. Bunun dışında da seminerde görüştük en son.

‘SAHADAKİ SAKİNLİĞİM VE DURUŞUMDAN DOLAYI BURALARA GELDİM’

Her hakemin tarzı farklıdır. Sizin nasıl bir tarzınız var? Hangi özellikleriniz sizi Süper Lig’e taşıdı?

Benim hakemlik tarzım biraz değişkenlik gösterdi. İlk zamanlar basketbol içerisinden gelmemden dolayı çok hareketliydim. Her yere yetişmek, her arayı görmek isterdim. O tarzda hakemliğe devam etseydim büyük olasılıkla A klasman olmazdım. O değişimim sayesinde ben A klasman olduğumu düşünüyorum. Çünkü artık sahada sade bir hakemlik isteniyor. Olan en doğru kararı verip, sade, kitaba uygun bir şekilde maç yönetmemiz gerekiyor. C klasmandan, B klasmana geçiş sürecimde ben bu değişikliği yapmasaydım büyük ihtimalle B’de bile kalıcı olamayabilirdim. Ağabeylerimizin söylemi, MHK’nin eğitimi ile sahadaki sakinliğim ve duruşumdan dolayı buraya geldiğimi düşünüyorum. Tabii ki daha çok eksiğim var. Halen bazen maçın heyecanıyla dalıp gidebiliyorum. Hareketli olabiliyorum. Ama kendimi frenlemeye çalışıyorum. Oyunculuğumda çok teknik faul yiyen biriydim. Hakemler tarafından sevilmeyen bir oyuncuydum. Şimdi ise bu konuda cebime koyabildiğim bir sürü şey var. Oyuncunun tepkisini öngörebiliyorum.

İlk yönettiğiniz maçlarda neler yaşadınız?

İlk yönettiğim maçın iki antrenörü de kendi antrenörlüğümü yapmış hocalardı. 100. Yıl Spor Salonu’nda miniklerin maçı yönetmiştim. İlk başta dediğim gibi düdük çalamadım. Oyunun başlama süresiyle birlikte düdük ağızda duruyor sadece. Faulü görüyorsun ama çalamıyorsun. 2-3 dakika bocalama sürecinden sonra alıştım. Yaşadığım çevrede hakemlik yapmamın bana çok büyük avantajı oldu. Çünkü olabildiği kadar herkes bana yardım etti. Klasmanda yönettiğim ilk maçımda ise beklentiler çok artıyor. Sorumlulukta artıyor. Orada da aynı şekilde 2-3 dakika bocalama sürecinden sonra hakemliğin verdiği rahatlıkla maçı güzel bir şekilde yönettiğimi ve buralara kadar geldiğimi düşünüyorum.

‘O MAÇ HAYATIMIN DÖNÜM NOKTASI OLDU’

Unutamadığınız bir maç oldu mu?

Henüz 2. yılımdı hakemlikte ve antrenörlüğümü yapmış iki takımın maçını yönetiyordum. Hareketli hakemlik yaptığım zamanlardı. Maç çok heyecanlı geçiyordu ve birbirine çok yakındı skor. Bir pozisyonda sinirlenmişim tam hatırlamıyorum ve ağabey dediğim bir antrenöre bağırmışım. Olay daha da büyüdü ve antrenörümüzün de bana karşı bir tepkisi oldu. O da benden böyle bir tepki beklemiyordu. Teknik faulü verdikten ve orta daireye geldikten sonra hatamı anladım. O benim hayatımda dönüm noktası oldu. Sinirlenmemeyi orada öğrendim. Unutamadığım maç ve kendime en büyük artıyı koyduğum maç o oldu. Maçta hep bir sinirlenme anımız olabiliyor ama hiç kimse birbirine bağıramaz, yönlendiremez. Bizler kuralları uygulamamız gerekiyor, düzeltmemiz değil.

Hata yaptığınız maçlardan sonra neler hissediyorsunuz?

Hata bizim işin bir parçası. 10 düdük çalıyorsak 8’i doğru 2’si yanlış olması bizim hedefimiz. Hiçbir zaman maça yüzde yüz doğru kararla çıkalım diyemiyoruz. Çünkü bizler anlık hararlar verdiğimiz için yanlış yapabiliyoruz. Bizim amacımız hatayı en az seviyeye çekebilmek. Hata yapıyoruz ve benim karakterimden dolayı da çok duygusal bir insanım. Şu ana kadar sonucu etkilediğim bir maç olmadı ama maç içerisinde bazı sayıların atılamamasına engel olabiliyorsunuz. Bu hatalarda benim hep duygusal yönde üzüntü duymama neden oluyor. Maçta hata yaptıysak o hatayı orada bırakmamız isteniyor. Hatayı hatayla kapatmak bizim en büyük hatamız oluyor. Tamamıyla yanlış yapıyorsak süngeri orada çekiyoruz ve bir dahaki standardımız ne ise oradan devam ediyoruz. Ben de hata yaptığım pozisyona takılıp kalmıyorum. Çünkü maç devam ediyor. Hata yaptığım anlarda söylüyorum çoğu zaman yanlış çaldım kusura bakma bundan sonra daha dikkatli olacağım diye. Ona söylemeyip de karşı rakipte düdük aramıyorum. Tabii ki maç içerisinde en fazla iki kere kusura bakma diyorsunuz. O silahı da iyi kullanmanız gerekir. Hakemlikte 7. yılım ve son 3-4 yıldır bizden istenen son iki dakika içerisinde hata yapmamamız. Daha çok dikkatli olmamız ve sonucu etkilemememiz. Hakemler hata yapacak ama o hatayı 38 dakika içerisinde sığdırmamız isteniyor. Son 2 dakikada hata yapmamamız isteniyor. Zaten 38 dakikada hataların üzerini kapatmazsak son 2 dakikada kesin hata yapıyoruz. Çünkü son dakikalara kafamız dolu gidiyoruz. Hakem son 2 dakikayı iyi yönetebilmesi için kafasının olabildiği kadar rahat gitmesi gerekir diye düşünüyorum.

‘KALİTE ARTINCA İŞİMİZ KOLAYLAŞIYOR’

Hakemliğin size kattığı en büyük avantaj nedir?

Normal hayatımda en büyük kazandırdığı şey panik olmamak ve sakin kalabilmek. Aceleyle hiçbir zaman hareket etmiyorsun. Hakemlikte bize kazandırılan en büyük şey: Nefes al ve çal. Bunu hayata uyguladığımız zaman düşünmek olarak geri dönüyor. Hakemliğin bu açıdan bana çok büyük katkı sağladığını düşünüyorum. Ayrıca sosyal yaşamımda da her zaman artıları oldu hakemliğin.

Ligde her sene kalite arıyor. Özellikle yatırımlar konusunda çok kaliteli oyuncular geliyor. Ligi nasıl değerlendirirsin?

Ülkemizde ne kadar çok başarılı takımlar olursa bizim işimiz daha da zorlaştığı gibi görünse de aslında kolaylaşıyor. Çünkü basketbolumuz gelişiyor. Basketbol geliştiği için de bizler de kendimizi geliştiriyoruz. Çok iyi transferler yapan takımlarımız var. Kadrolarını Avrupa’da başarılı olabilecek şekilde kuruyorlar. Aynı şekilde Avrupa’da da tanınıyoruz. Şu anda 2024’e adayız ve alabilirsek basketbolu bir basamak daha yukarı çekebiliriz.

‘KONYA’YI DAHA İYİ YERLERDE TEMSİL ETMEK İSTİYORUM’

Kariyer hedefiniz nedir? Süper Lig’in kapısı açıldı ve bundan sonra neler var?

Karakterim gereği yaptığım işin en iyisini yapmak isterim. Yapamasam da bırakmayı düşünürüm. Ki öyle de yaptım. Hem atletizmde hem de basketbolculuk dönemimde. Yeteneğimi sınırlı görüp ve en iyisini yapamadığım için bıraktım. Hakemlikte de en iyisini yapabilmek için çabalıyorum. 2 yıl C klasmanlığı, 3 yıl B klasmanlığı ve şimdi de yeni bir A klasman serüvenine başlıyorum. Öncelikle A klasmanda belli bir yer edinip Konya’yı daha iyi yerlerde temsil etmek istiyorum. Bundan sonraki geniş anlamındaki hedefim ise FİBA hakemi olabilmek. Konya’da uluslararası hakem daha çıkmadı. Bunu başarmak istiyorum. Bunların hepsi kademe kademe olacak şeyler. Her basamağı sağlam attığım sürece inşallah daha iyi yerlere geleceğime inanıyorum. Misyonum ve vizyonumdaki en büyük hedef ise olimpiyat finali yönetmek.

A Klasman olarak ilk maçınıza ne zaman çıkacaksınız?

A klasman olarak ilk maçımı 20 Eylül’de Antalya’da yöneteceğim. Gloria Cup’ta görev alacağım. CSKA’nın Zalgiris’in, Fenerbahçe’nin ve Tofaş’ın olduğu bir turnuvaya görevlendirildim. Bu benim için büyük bir avantaj sezon öncesi olması.

 

Beğendim 2 Muhteşem 2 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 1

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

yukarı çık