YSK kararına aleyhimize de lehimize de olsa saygı duymalıyız

MHP Genel Başkanı Bahçeli, YSK kararına, kimin hesabına nasıl gelirse değil, anayasa, hukuk çerçevesinde yaklaşıp karar vermişse saygı duymaktan öte yapılacak bir şey yoktur. dedi.

YSK kararına aleyhimize de lehimize de olsa saygı duymalıyız
  • 12 Mayıs 2019, Pazar 0:00

ANKARA (AA) MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Yüksek Seçim Kurulunun (YSK) İstanbul seçiminin yenilenmesi kararına ilişkin, YSK kararına, kimin hesabına nasıl gelirse değil anayasa, hukuk çerçevesinde yaklaşıp karar vermişse saygı duymaktan öte yapılacak bir şey yoktur. Aleyhimize de olsa saygı duymalıyız lehimize de olsa saygı duymalıyız. dedi.

Bahçeli, gazetecilerle bir araya geldiği iftar programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

İstanbul seçiminin yenilenmesi kararının ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlunun YSK üyelerini çete olarak nitelendirdiğinin, kendisinin ise Kılıçdaroğluna dokunulmazlık çağrısı yaptığının hatırlatılması üzerine Bahçeli, Türkiyenin siyasi yönden geçmiş dönemlerle karşılaştırıldığında çok derin tartışmalara vesile olan bir dönemi yaşadığını, tartışmaların hafifleyeceği yerde yoğunlaşarak devam ettiğini belirtti.

Türkiyede seçimler üzerinde her zaman tartışmalar, itirazlar ve genel kabul görmelerin olduğunu, YSKnin de önemli bir anayasal kurum olarak kendi statüsü içerisinde, değerli hakimlerden oluşmuş yapısıyla değerlendirmelerde bulunarak bir karara vardığını ifade eden Bahçeli, bu kararın herkes için geçerli olduğunu, saygı duymak gerektiğini vurguladı.

YSKnin üzerinde, tartışmaları değerlendirip karara bağlayacak herhangi bir kurum bulunmadığına işaret eden Bahçeli, Böyle olunca YSK kararına, kimin hesabına nasıl gelirse değil, anayasa, hukuk çerçevesinde yaklaşıp karar vermişse saygı duymaktan öte yapılacak bir şey yoktur. Aleyhimize de olsa saygı duymalıyız, lehimize de olsa saygı duymalıyız. diye konuştu.

Zaman zaman YSK kararları üzerine aydınlar, hukukçular, basın mensupları ve siyasilerin tartışma açtıklarını ancak en sonunda YSKnin kararına uymak durumunda kaldıklarını belirten Bahçeli, böyle bir ortam içinde Kılıçdaroğlunun çok hırçın bir üslupla, gergin bir bakışla tartışma zemini açtığını ve YSKnin 7 üyesi üzerinde isimlendirme yaparak, onları çete olarak suçladığını söyledi.

YSKnin 11 üyesinin bulunduğunu anımsatan Bahçeli, Kurum olarak suçlamak istiyorsanız 74 şeklinde bir değerlendirme yerine YSKyi kurum olarak esas alıp içinden herhangi birisini ayırt etmeksizin güzel bir dille eleştiri yapmak varken, böyle bir tartışmaya girmesi çok doğru olmamıştır. Bu tartışmalar konusunda biz gerekli uyarıları kendisine yapmak istedik. değerlendirmesinde bulundu.

Bu arada da bir dokunulmazlık konusunu gündeme getirdiklerini belirten Bahçeli, şöyle devam etti:

(Dokunulmazlığın kaldırılmasından yanayım) şeklinde bir teklif gelirse bu teklife ilk müspet oyu benim vereceğimi söyledim. Bu doğru bir yaklaşımdır. Bu kadar aşırı, kırıcı, karıştırıcı konuşmayı yapan kişi dokunulmazlık zırhına bürünmemelidir, önünü açmalıdır. Tartışmayı bu boyutuyla Türkiyenin gündemine getirirken aynı zamanda da TBMMye taşımış olmalıdır. Böyle olmadığı taktirde bu konuşmalarla ilgili Türkiyedeki yargı organları, özellikle de savcılar belli suç unsurları taşıdığı kanaatiyle bir soruşturma başlatırsa o zaman bu Adalet Bakanlığına intikal edecektir. Oradan YSKnin bu incitici davranışlar karşısındaki hakkını koruyabilmek açısından dokunulmazlığın kaldırılması noktasında bir fezleke talebinde bulunabilirler. O zaman yine bizim kanaatimizde bir değişiklik olmaz. Fezleke ile bir genel başkanı TBMMye taşımak yerine kendisinin iradesiyle TBMMye gelmesini demokratik açıdan daha ahlaki bulduğumu ifade etmek için o teklifte bulundum.

CHP Sözcüsü Faik Öztrakın, dokunulmazlık çağrısına yönelik eleştirilerini de yanıtlayan Bahçeli, CHPnin bazı sözcüleri hodri meydan diyor. Neyin hodri meydanını yapacağız. Getireceksen bu dokunulmazlığı sen getirecektin. Getirmeyeceksen fezleke yoluyla geldiği taktirde yine TBMMde kanaatlerimizi açıkça ifade eder ve kullanacağımız oyu belirleriz. Şimdi bunları böyle düşünmek yerine bizi suçlayarak, hodri meydan demenin… Demirden korksa trene binmez gibi geçmişte kullanılan bir söz vardır. Çok kişi de bunu cesaret unsuru olarak söyler. Şimdi hep beraber havaalanına gidelim. Buradaki mevcut yolcu sayısıyla TCDDnin garlarındaki yolcu sayısını mukayese ederseniz, bunların hepsini demirden korkup trene binmiyor, hepsi korkak olarak nitelendiremezsiniz. Kendisinin imkanı çok yüksektir. Üst bir bürokrattır, Türk siyasetinde yeri vardır. Kemal Dervişin çok yakını ve çömezidir. Böyle bir şahsın artık uçak ve özel araba kullandığı inancındayım. Kendisine üste para versem altı saat Adanaya demiryolu ile gidemez diye düşünüyorum. ifadelerini kullandı.

MHPnin seçim stratejisi

Bahçeli, partisinin yenilenecek İstanbul seçiminde hemşehricilik olgusu üzerinden bir strateji izleyeceği yönündeki haberlerin hatırlatılması üzerine, 16 milyon nüfusun yaşadığı, 8 milyonu aşkın oy veren insanımızın bulunduğu İstanbulda çok inatçı ve ısrarlı bir seçim olacağı görülmektedir. Her ne kadar bazı partilerin adayları var ise ve bu adaylıklarını sürdürüp sürdürmeyecekleri konusunda çok açık bilgiye sahip değilsek de bilinen bir şey vardır. Bize göre zillet ittifakının adayı ile Cumhur İttifakının adayı İstanbulda çok kararlı bir yarışa girmiş olacaklardır. dedi.

Devlet Bahçeli, böyle bir durum karşısında MHPnin, Cumhur İttifakı anlayışından hareket ederek AK Partinin öngördüğü, bir önceki seçime katılmış, Türkiyede siyasi hayatın çok önemli kademelerinde sorumluluk üstlenmiş bir kişinin seçimdeki faaliyetlerine yardımcı olabilmek amacıyla bir katkı sağlama düşüncesinde olduğunu kaydetti.

İstanbulda yaşayan 16 milyon insanın hemşehrilerinin genelde Anadoluda olduğunu, bunun da hemşehrilik bağını ortaya çıkardığını belirten Bahçeli, bu düşünceden hareketle şöyle yapacağız, böyle yapacağız gibi bir strateji üslubu ortaya koymak yerine Binali Yıldırımın partisi veya Cumhur İttifakı anlayışı çerçevesinde ortaya konulacak stratejiye uygun tarzda hareket etmeyi prensip olarak benimsediklerini vurguladı.

Bahçeli, Anadoluda siyaseten netice aldıkları iller olduğunu ve bunların İstanbul ile sosyal, ekonomik, kültürel bağlarını devam ettirdiğini, bu çerçevede de MHPnin hemşehrilik ruhunu hareket geçirerek katkı sağlayabileceği düşüncesini ortaya koyduğunu söyledi.

İstanbulda 250 binden fazla hemşerisi bulunan 15 ili esas alarak bir çalışma başlattıklarını anlatan Bahçeli, bu illerin teşkilat başkanlarıyla durumu istişare ettiğini anımsattı.

Şimdi de bu çalışmayla ilgili gerekli görevlendirmeleri yaptıklarını bildiren Bahçeli, İstanbulun birinci, ikinci ve üçüncü bölgelerinde başkanlık divanından ayrı ayrı kişilerin sorumluluk üstleneceğini, bütün bu sorumlulukların üzerinde de Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçını, İstanbul Milletvekili ve başkanlık divanı üyesi olması sebebiyle genel koordinatör olarak görevlendireceklerini bildirdi.

Bahçeli, şöyle devam etti:

Anadoluda bu illerimizden kimi kim ne kadar tanıyorsa, eşi, dostu, akrabası, kimi varsa, hangi köy, mahalle, ilçeden ise İstanbula gitmek suretiyle Türkiyenin içinde bulunduğu şartları, seçimin önemini ve bu seçimde sayın Binali Yıldırımın kazanması noktasındaki düşüncesini paylaşacak. Takdir hemşehrilerinin olacak. Biz bunu hemşehri harekatı olarak nitelendiriyoruz. Sıradaki toplantıyı Doğu ve Güneydoğu illerimizin başkanları ile yapacağız. Bitlisli Bitlislinin yanına gidecek, en az hemşehrisi olan il Burdur ama onları bile göndereceğim. Çünkü bir kişi bir kişidir. Millet iradesiyle çözüm öngörülüyorsa, millet bunu çözsün.

Millet iradesiyle çözümü öngörülmüştür

Bundan sonra da en az 130 bin civarında bir oy potansiyeline sahip olan ama büyük çoğunluğu Doğu ve Güneydoğuyu temsil eden il teşkilatı ile görüşeceğini belirten Bahçeli, şunları söyledi:

Bu 15 il çok daha anlamlı olacak. İl başkanlarımızı davet edeceğiz, onlarla bu konuyu tekrar müzakere edeceğiz. Bitlisli Bitlislinin, Bingöllü Bingöllünün yanına gidecek. Doğu ve Güneydoğudaki diğer illerimizi ziyaret edecekler. Yüz yüze Türkiyedeki mahalli idareler seçimi, neden iptal edildiği, bu iptalin öncesi ve sonrasında nelerin yaşandığını anlatarak onları aydınlatma görevini üstlenmiş olacak. Bu böyle devam edecek. Nereye kadar? İstanbulda en az hemşehrisi olan il Burdurdur. Alayını toplasanız 9 bin kişi ediyor. Onu dahi göndereceğim oraya. 9 bin üyesi vardır diye. Bu ne demektir? Bir kişi bir kişidir. Madem ki bu şekliyle millet iradesiyle çözüm öngörülmüştür, o zaman millet bunu çözsün. Yoksa YSKye, sağa sola, hepimize hakaretle bu iş olmasın diyoruz.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ortak programları olup olmayacağı sorusu üzerine Bahçeli, programın içinde mitingin bir unsur olduğunu belirtti. Bahçeli, Programın nasıl olacağına arkadaşlarımız görüşerek karar verecekler. O konuda Sayın Sadir Durmaz, sanıyorum AKPde de bir isim değişikliği yok, onlar bir araya gelirler, nasıl bir program olur düşünürler, miting mi, kapalı toplantı mı olur karar verirler. Kapı çalmakla gönül çalmayı birbiriyle kaynaştırarak bir yol bulmalıyız. Mitingde göz göze geliyorsunuz da gönül gönüle gelemiyorsunuz. Bizim gönül gönüle gelmemiz lazım. değerlendirmesinde bulundu.

Devlet Bahçeli bunun arkasını arar

Aynı zarfta dört pusula bulunmasına rağmen sadece büyükşehir belediye başkanlığının iptal edilmesine yönelik tartışmalara ilişkin soru üzerine Bahçeli, Gerçekten de bize dört pusula bir zarf verdiler. Gidip onun içine attık. Bu dört pusulayı zarfa yerleştirirken güçlük çektik. Ama oylar iptal edilmesin diye hassasiyet gösterdik. Fakat zarfları kullanırken dört pusulasına ben itiraz etmedim. Kemal Kılıçdaroğlu Beyin de itiraz ettiğini sanmıyorum. O benden belki daha heyecanlı oy kullanmıştır. dedi.

Tartışmanın tamamen büyükşehir belediye başkanlığı üzerinde yapıldığına işaret eden Bahçeli, şunları kaydetti:

Şimdi bu gerçeklerin ışığında İstanbulda 39 ilçe belediyesinin 25ini Cumhur İttifakı kazanmışken buraya bir itiraz yapmıyorsunuz, mazbatayı alıp almama noktasında değerlendirmelerde bulunuyorsunuz, mazbatanın verilmesi için YSKye çok büyük övgüler yağdırıyorsunuz. Sonunda 28 bin oydan 13 bine düşünce bu sefer de şaibeler olduğu ortaya çıkıyor. Şaibeler 25 ilçede veya 39 ilçede sadece 2 yerde kendini gösteriyor. Maltepe ve Büyükçekmecede. Oralara da itirazlar yapılıyor. Şimdi kalkıp halkı aldatmanın bir manası yok. CHPye oy vermiş kardeşlerimizi de aldatmanın gereği yok. O dört tanesinin içerisinde sadece Ekrem İmamoğlu ile Binali Yıldırım arasındaki oy farkının neden böyle olduğu hesap ediliyor. Gerçekten de düşündürücü. Oyların bu kadar aşağı düşmesinin sebebi üzerine konuşacağı yerde kalkıp, Orada dört pusula var. onu iptal ediyorsanız bunları da iptal edin diyorlar. Hele bazıları var, Türkiyede neredeyse siyaseti ve demokrasiyi kapatacak, seçimleri tamamen lağvedecek. Efendim filan tarihten itibaren seçimler iptal edilmelidir diyor. Bütün bunların hepsinin altı başka anlam taşır. Bir yerlere Türkiyeyi sürüklemenin gereği yok. Seçimler iptal edildikten sonra ne olacak? 24 Haziranı iptal ettiniz, 2015i iptal ettiniz… Geriye doğru giderseniz 1946ya kadar var. Sonra bunun altından Türkiye nasıl kalkacak, bu siyasiler nasıl kalkacak? Onun için milleti aldatmasınlar. 28 bin oydan 13 bin oya düşerken bu kadar oyun nereden çalındığının üzerinde mutabakat kuracakları yerde hırsızın üstünü örtmenin bir manası yok. Dört pusulayı da dahil etmiş olsa hırsızı kovalamaktan bu millet vazgeçmeyecek. MHP de vazgeçmeyecek. Çünkü böyle kritik bir eşikte bu karmaşayı yaratan insanların niyetlerinin açığa çıkması lazım. O çıkıncaya kadar da biz bu işin arkasındayız. Onun için artık bırakın kim ne kadar haklıysa...

YSKye saygı duymalıyız, 23 Haziranda sandığa gitmeliyiz, ne kadar sandığa insan götüreceksek onun çabası içinde olalım. diyen Bahçeli, şu görüşlerini paylaştı:

Bizim gibi siz de hemşehri harekatları başlatın ve oy verme oranını yükseltin. Sonra da YSKnin kararından öte millet iradesi ne diyor ona bakın. Bu sefer de ona, millet iradesine saygı duyalım. Ona da saygı duymazsanız, çok daha farklı anlamlar ortaya çıkar. 24 Haziran seçimlerinde YSKnin önüne sandalye atıp nöbet beklemenin anlamı neydi? Saat 23.00e kadar bu iddia devam etti. Ama 23.00ten sonra nöbet tutacak adamı arıyor CHPliler, bulamıyor. 24 Haziranda böyle bir beklenti içerisine girip beklentisinin karşılığını bulamayınca ortadan kaybolanlar; tamamen projenin unsurları ortadan kalkmasın, deşifre olmasın diye sessiz kalıp, 31 Martta tüm düşüncenizi düğümlüyorsanız Devlet Bahçeli bunun arkasını arar.

İlle de bir slogan diyorsanız Yıldırımlar çaksın derim

Bahçeli, gazetecilerin Her şey çok güzel olacak sloganını nasıl buluyorsunuz? şeklindeki sorusu üzerine, 20142013 yıllarında Emre Uslu denen bir kişinin sloganı bu. Twitterda da var, her şey çok güzel olacak. Şimdi bunu herkes kullanıyor, bazıları da kullandı. Bir de bütünleşenler var. Kimler var mesela? Güroymaka giderken orada Norşin olarak isim değişikliğini ifade edip, Her şey çok güzel olacak diyen bir eski Cumhurbaşkanı var. FETÖcüler var, PKKcılar var, siyasette çok değişik beklentiler içinde olanlar var. Slogan çok yanlış. yanıtını verdi.

Cumhur İttifakının sloganı ne olmalı? sorusu üzerine Bahçeli, bunun belirleyicisinin MHP olmadığını, bu sloganı belirleme görevinin Cumhur İttifakının ana kütlesi ve adayları da kendilerinden olan AK Partide bulunduğunu söyledi. Bahçeli, Bana ille de bir slogan diyorsanız, İstanbulda bu kadar gürleyen havada, yağmur bereket varken, yıldırımlar çaksın derim. diye konuştu.

Kandilden haberleşiyorlar zaten

Bahçeli, Yüksek Seçim Kurulundan (YSK) İstanbul seçimlerine ilişkin karar çıkacağı gün, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalanın 2 Mayısta İmralıda avukatlarıyla görüştüğünün ortaya çıkmasını nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine, şunları söyledi:

HDP seçmeniyle Kürt kökenli kardeşlerimizi birbiriyle karıştırmamak lazım. Yorumu o şekilde ele aldığımız zaman, HDPnin oylarının hepsini Cumhur İttifakına kanalize edecek bir taviz politikası takip ediliyor gibi bir anlayış ortaya çıkar ki bu doğru değildir. Bu bir talep meselesidir. Avukatıyla uzun yıllar görüşememesinin ısrarlı bir şeklidir. Bir hanımefendi milletvekilinin cezaevinde 160 günden beri ölüm orucu tutmuş olmasındandır. Böyle bir durum karşısında Sayın Cumhurbaşkanının ifade ettiği şekliyle, çözüm sürecini kapsamayan ama avukatının talebine verilen bir cevaptır. Bana sorarsanız avukatıyla görüşsün. Yani görüşmese dahi bunlar Kandilden haberleşiyorlar zaten. Bunu büyüterek, farklı noktalara getirerek hele hele PKK, onun YPGsiyle, onun HDPsiyle iş birliği yapıp seçim kazanma sevdasına kapılanların ağızlarına böyle bir görüşmeyi almamaları lazım. Ağızlarına almaları gereken görüşme, yattaki görüşmeler olmalıdır.

Yattaki görüşmeye ilişkin duyumunuz var mı? sorusu üzerine ise Bahçeli, Vallahi benim yatla alakam yok, mitili soruyorsan onun için de yata gerek yok. dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına, Mecliste seçim yapılması yerine geçici olarak İstanbul Valisinin görevlendirilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? sorusuna Bahçeli, Yasal yönden ikisi de müsait ama tercih kısa süre, 46 gün içinde valilikle yürütülmesinde. Kayyum da değil, vali görevlendiriliyor. Buradan seçimleri tekrar tartışılır bir konuya getirmemek lazım. Orada birisinin oturması lazım, devletin rutin işleri var. Bunların devam etmesi için de böyle bir görevlendirme olabilir. karşılığını verdi.

Liderliği bu kadar ucuza almamak lazım

Son günlerde özellikle sosyal medyada Ekrem İmamoğlu ile ilgili bir lider doğuyor şeklinde yorumlar var. CHPnin başına geçeceği ifade ediliyor. Siz nasıl yorumluyorsunuz? sorusu üzerine Bahçeli, Üç defa kınıyorum tabirini kullanarak lider doğmaz. Liderliği bu kadar ucuza almamak lazım. Emek ister. Halkın kabulünü ister, sevgi, saygı ister. Onlar daha oluşmadan bir seçim döneminde birden parlatmalarla lider doğmaz. Onun için Kemal Kılıçdaroğlu Beyle bu arkadaşı mukayese ettiğiniz vakit Kemal Kılıçdaroğlunun heyecanı, tecrübesi, 8 yıllık birikimi, ısrarlı davranışı üste gelir diye düşünüyorum. değerlendirmesinde bulundu.

Bahçeli, İktidar ve muhalefet partilerinin İstanbulda ilk hedefleri küskün seçmene dönük olarak değerlendiriyor. Bu anlamda sandığa gitmeyen seçmene dönük MHPnin yaklaşımı nedir? sorusuna şu yanıtı verdi:

Sandığa gitmeyenleri sandığa getirmek gerekir. Hele hele Türkiyenin böyle hayati döneminde, seçimin çok fazla anlamlar taşıyacağı ortamda vatandaşlık görevini yerine getirmeyeni fazla dikkate almamak lazım. Böyle bir dönemde sandığa gidemeyecekse nereye gidecek bu insanlar? İşi gücü bırakıp sandığa gitmeli, vatandaşlık görevini yapmalı. Gönlünden hangi parti geçiyorsa ona oy versin ama sandığa gitsin.

Sandıktaki tartışmaları Avrupada, ABDde tartışılır duruma getirmek doğru değil. ABD Türkiyedeki siyaseti not alıyor, ne demek bu? Türkiye demokrasiyle ilgili mücadelesini verirken ABD emperyalist güç olarak oyunun içinde mi yoksa Türkiyede öğretmenliğe mi soyundu? Not alıp da ne yapacak, kaç verecek Türkiyeye? 5in altında verecekse zaten başka şey düşünüyor demektir. 5in üstündeyse sınıf geçmeyle ilgili bir nottur o. Ona da kimsenin itirazı olmaz.

Bahçeli, Niyetleri 5in altında mı vermek? sorusu üzerine, Öyle gözüküyor. Mesela ben Venezuela halkına çok… Birine diyor ki, sen devlet başkanı olmalısın. Gaido diye bir adam çıkıyor. Biri de demiyor ki Ey ABD, ben seçeceksem birini seçerim, değiştireceksem de değiştiririm sana ne oluyor. Türkiyede de diyen yok. Burada birkaç tane siyasi parti genel başkanı Venezuelayı kınadı ama başkaları Türkiyede de gelecekte de böyle olabilir mi? düşüncesiyle sabırla bir uykuya dalmışsa o fena uyanır. diye konuştu.

Galatasaray yönetimi o şahsı aforoz etsin

Galatasarayın Divan Toplantısında Hayri Kozakın, Ekrem İmamoğluna desteğini deklare etmesine Galatasaraylılar tarafından esprili bir şekilde İnşallah bu son toplantı olmaz yorumu yapıldığının belirtilerek, buna ilişkin yorumu sorulan Bahçeli, Galatasaray yönetimi o şahsı aforoz etsin. Yani çok sayıda taraftarı bulunan spor kulübünü bir kişi bu şekilde istismar edemesin, bir eksik kalsın bana göre Galatasaray. dedi.

Cem Yılmazı bundan sonra sevemem

Sanatçılardan da benzer tepkiler geldiğinin ifade edilmesi üzerine Bahçeli, Türkiyede televizyonlar, olmayan sanatçıları olur hale getiriyorlar. O kadar yükseldikten sonra bir laf etmesi lazım. Onları dikkate almıyorum ben. Herkes Cem Yılmaz Beyi sever ve çok güler. Ben ise onu görünce önce bir elbiseni değiştir derim. Kravat tak hatta takma, başka bir şeyler yap. Belediye seçiminde oy vereceksen git ver ama sana yönelmiş sevgiyi siyaseten istismar edip hepimizin alerjisini toplamaya vesile olma. Yüzde 49u sevebilirsin ama yüzde 51e de saygı duy. Ben, Cem Yılmazı bundan sonra sevemem. yorumunu yaptı.

BeşiktaşGalatasaray derbisine ilişkin bir soru üzerine Bahçeli, Beşiktaşın önüne tarihi bir fırsat çıkıyor. Galatasaray derbisinde sonuç aldığı takdirde şampiyonluk için yol aralıyor noktasında beklentimiz vardı. 20 mağlubiyet bizi çok incitti. Fakat sporcuların aldığı yıldızlara bakarken gazetelerde, bir gördüm ki Galatasarayın 11 futbolcusu Birleşmiş Milletler takımı gibi karşımıza çıkmış. Siyaseten bir laf söylemem gerekirse 5, BMden büyüktür. Yani Başakşehir, Galatasaray, Fenerbahçe, Trabzonspor ve Beşiktaş, BMden büyüktür. dedi.

Milli beka

Seçimde Cumhur İttifakının oy oranının yüzde 50nin altına düşme ihtimali doğarsa bu sonuç sistem ya da başka tartışmaları getirir mi? sorusunu Bahçeli, Doğmadan getirenler var, dolayısıyla Allah muhafaza öyle bir sonuç alındığı takdirde çok kişi gece gündüz tekrar edecektir. Bizim de böyle bir doğuma müsaade etmemek için 52nin yukarısını düşünmemiz gerekiyor. Yoksa istismarı çok olur. Fransası karışıyor, Almanyası, İngilteresi, ABDsi karışıyor. şeklinde yanıtladı.

31 Mart seçiminde beka vurgusu yaptınız. İstanbul seçiminde de aynı beka tehdidini, sorununu görüyor musunuz? Seçimlerde vurgulayacak mısınız? sorusu üzerine Bahçeli, Beka konusunu gündeme taşıdığımız andan itibaren böyle bir sorunun olmadığını iddia edenler vardı. 31 Marttan 6 Mayısa kadar ki süre içinde görülen odur ki beka sorunu hala kuvvetle devam ediyor, Türkiyenin de önemli bir sorunu olarak karşımızda duruyor. Bunun için beka konusu belki o kadar tarif edilmese de anlamı büyüktür. Ve devam ettiği kanaatindeyim. diye konuştu.

TÜSİADı halk da kabul etmiyor

Bahçeli, İstanbul seçimlerinin yenilenmesi kararının ardından ekonomik verilerde değişiklikler söz konusu oldu. TÜSİAD açıklama yaptı, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? sorusu üzerine, şunları kaydetti:

Türkiyenin önemli siyasi krizler yaşadığı ortamda bekleyip bekleyip siyasi krizi tahrik edici konuşmayı TÜSİAD alışkanlık haline getirmiştir. Başkanları kim olursa olsun bu gelenek devam ediyor. TÜSİADın söylemini doğru bulmuyorum. Kendilerine bir tek soru soruyorum. TÜSİAD önemli iş adamlarının oluşturduğu bir kurumdur. Çok çalışmış, değerli bilim insanlarını yanına almıştır, araştırmalar yapmıştır. Temel sloganları vardır. Mutlaka bir yapısal reforma ihtiyaç var demişler ve yapılan reformlarla ilgili çok da eserler ortaya koymuşlardır. Ben parti genel başkanı olarak hükümette olduğumuz süreçte TÜSİADın bu eserlerini yakından takip ettim. Bir tek sorum var kendilerine, hangi iktidar gelirse gelsin bu yapısal reformlarının kitapçığını verdiler. Ziyaret ettiler, o yöneticileri kendileri çağırıp akılarınca imtihan da ettiler. Fakat bugüne kadar o yapısal reform tekliflerinden hangisi kabul gördü, hangisinden sonuç aldılar. Onun için bu tür ana kuruluşlar, katma değer ve üretim yaratan kuruluşlar siyaseti çok erken yorumlamaya kalkmasın. Şimdi bir başkan çıkmış bir cümle sarf ediyor. Ona o cümleyi tersinden okuturlar. Böyle şey olmaz. Yazık bu memlekete. TÜSİADı halk da kabul etmiyor. Alternatifleri de doğmuştur, onlar ilerde ne yapar onu bilemiyorum. TÜSİADın yerine birçok kavramlar üreten, alfabedeki 29 harfi kullanan iş adamları seviyesi de doğmuştur. Ama TÜSİAD bu özelliğini kaybetmiştir, ciddiye alınır tarafı da kalmamıştır.

TÜSİAD’ın kurucusu 64 çok değerli bilim, iş insanı vardır, onlar da artık TÜSİADın içine girmeme eğilimindedir. Şimdi siyasi hayatta hiçbir özellikleri olmayan, iş hayatında da ne yaptıkları belli olmayan insanlardan yapılar oluşuyor. Onun için 64 değerli kurucudan şimdilik ses çıkmıyor. O bakımdan hele hele seçim kararının alındığı gün ekonomiyi öne çıkarıp, döviz kuru üzerinde birtakım oynamalar yapmak yakışık alan bir şey değildir. 6,2 iken 6 virgül bilmem neye düştü. Yarın daha farklı düşebilir. Soğan patates, bunlar da ucuzlama dönemine girdi. Adanada 1,5 lira soğan. İsteyene ben iki kamyon gönderebilirim. Ne yapıyorsa yapsın.

Rahmetli Erbakanın kemikleri sızlar

İstanbul seçimlerinin yenilenmesi kararıyla CHPnin temasları oldu irili ufaklı partilerle. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? sorusu üzerine de Bahçeli, şunları söyledi:

Aday çıkardılar ama oy verme anında hangi partiye ne kadar oy verdiler onu ben de merak ediyorum. Saadet Partisi ittifakın içinde yokum demesine rağmen kendi adayına ne kadar oy verildi. Yani rahmetli Necmettin Erbakanın kemikleri sızlar. 3040 sene mücadele edeceksin, yüzde 1 oy alacaksın, hem de en kritik dönemde. Şimdi aday çıkartsan ne olur çıkartmasan ne olur? Onun için onlara düşen, cami tartışması yaratmak, oradan başka sonuç elde etmek yerine dün terk ettikleri kardeşlerine destek vermek suretiyle sonuç almaktır.

Bahçeli, Bazı partiler de adaylarını ilan ettiler. Siyaseten bu aday çekmeler iki turlu seçime dönüştürmüyor mu? sorusu üzerine de şu değerlendirmede bulundu:

Adayını çeken yok ama varsayımlar üzerine aday çekilirse ne oluru araştıranlar var. Yani o iki şey farklı. 200 küsur bin oy var. Bu nereye yıkılırsa netice alırızı hesap edenler var. 200 binle bir şey olmaz. Onun için bunlar nereyi destekliyorlarsa ona oy versinler. Ya zillet ittifakında kalıp oraya destek verirler ya kendi adaylarını daha çoğaltmak isterler oy olarak veya geçmişteki vefaya saygılı kalarak onu semt olmaktan çıkarırlar.

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü
yukarı çık